logo

Yol Yapmak Bu Kadar Zor mu?


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc
  1. Yerleşim yerlerinin genişlemesi ve nüfusun kendi doğal sürecinde artması nedeni ile KKTC’de yeni yolların planlanması ve yapılması gerekmekte. Hem de acilen. Ulaştırma Bakanlığı’nın yeni yolların planlanması ve yapımı ile ilgili yoğun bir çalışma başlatması gerekiyor acilen.

Daha önceleri irice bir köy veya da çok gelişmemiş bir kasaba konumundaki Girne kenti şimdilerde adanın kuzeyinde, konumu, denizi, dağı ve otelleri ile KKTC’nin önde gelen turizm merkezi durumunda. Kalite olarak 5 yıldızın 3. Segmentindeki, yani en üst seviyedeki oteller de Girne’de. Dubai’deki 7 yıldızlı denilen Burj Al Arap oteli gerçekte 7 yıldızlı değil. 5. Yıldızın 3. Segmentinde aynen bizde olan, daha doğrusu Girne’de faaliyet gösteren bir otelimiz gibi.

Ama mevcut yolların da artık bu şehri taşımadığı, daha doğrusu taşıyamadığı da üzücü bir gerçek. Çok acil olarak hem Doğu istikametinde, hem de Batı istikametinde yeni çevre yollarının planlanması ve en kısa zamanda da yapılması veya da istimlaklar başlatılarak yolların 2 veya da 3 şerite çıkarılması önümüzdeki yıllarda trafik sıkışıklığını önlemek için kaçınılmaz gözüküyor.

Özellikle Lefkoşa’dan Girne’ye geldikten sonra,  gidilecek istikamet doğu yönünde ise bugünkü mevcut yollarımızın bunu kaldıracak kapasitede olmadığı kesin. 15-20 yıl sonra ise mevcut yollar oluşacak trafik yoğunluğunu hiç kaldıramayacak.

Lefkoşa’dan Girne’ye gelişte şehrin doğu kısımlarına gitmek için iki seçenek var. Ya 2. Çemberden doğu cephedeki Semih Sancar Caddesine dönüp Liman çemberine ulaşmak ve oradan da Doğu istikametinde ilerlemek, ya da şehrin merkezine inip oradan Doğu cephesindeki Mustafa Çağatay Caddesine dönerek Liman Çemberine ulaşmak ve oradan da Doğu istikametinde ilerlemek. Her iki yol da günümüzdeki trafiği kaldırmakta çok zorlanıyor.

Maalesef artık geç kalınmış durumda olduğumuzu da düşünüyorum. Şimdiki yolların etrafına yapılan binalarla, gelecekte yapılması farz olacak ana yolların yapımları da gittikçe imkansız hale gelmekte maalesef. Dolayısıyla inşaat furyasının başladığı Girne’de, yeni yolların planlaması gerekiyor.

Lefkoşa’dan Girne’ye geldikten sonra,  gidilecek istikamet doğu yönünde ise şehre girmeden evvel bir şekilde araçlar, şehrin dışından geçirtilerek Doğu istikametine giden ana yola yönlendirilmeli.

Bunun için günümüzde yapılabileceklerden bir tanesi de, Lefkoşa’dan Girne istikametine seyredilirken, St. Hilarion kavşağı sonrasında ana yoldan ayrılarak doğu tarafındaki tepeler boyunca kuzey doğuya doğru ilerleyip, Ciklos bölgesini Beylerbeyi’ne bağlayan toprak yolu takip ederek, Beylerbeyi bölgesini Semih Sancar Caddesine bağlayan Zafer Caddesine ulaşmak, oradan da stadyumun önündeki çembere kadar gelip, çemberden de stadyumun içinden geçecek bir yol ile Girne’den adanın Doğu istikametine doğru giden Uğru Mumcu Bulvarına ulaşmak olacak.

Tabii daha başka alternatifler de muhakkak mevcut ama kesinlikle bir planlama yapmak zorundayız. Stadyumun önündeki çemberi, Uğur Mumcu Bulvarına bağlayan yolu, genişletmek ve iki şeritli yol haline getirerek ana yola dönüştürme şansını -yeni bitirilen inşaatlar nedeniyle- maalesef kaybetmiş durumdayız. Plansız ve programsız yapılan çalışmalar nedeni ile yapılan inşaatlar sonrasında o denli daracık bir yol oluştu ki orada, karşıdan gelen aracın onlarca metre ilerde beklemesi koşulu ile sadece bir tek araba çok dikkatli bir şekilde ancak geçebilmekte.

Bence durum çok acil ve acil olduğu kadar da vahim.

Lefkoşa’da da durum farklı değil. Yıllardır her sabah Dr. Fazıl Küçük Bulvarından tehlikeli bir şekilde Fuar Alanı kavşağından Yakın Doğu Üniversitesine dönen yüzlerce, belki de artık ayıları bini aşmış aracın, güvenli bir şekilde üniversite yönüne dönüşünü sağlayacak bir çözüm halen getirilmiş değil. Üniversite o bölgeye taşınalı 25 yıl oldu ve 25 yıldır o kavşakta aynı sorun yaşanıyor. O yüzden de zaman zaman Ulaştırma Bakanlığı ne işle meşgul oluyor diye de kendi kendime soruyorum…

Tüm okuyucularımın Mübarek Kurban Bayramını Kutlarım….

Ata ATUN

23 Eylül 2015

Share
485 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2