logo

reklam

Yıl 2016 Türkiye’de Eğitim


Maksut KONYAR
maksutkonyar@gmail.com

Ülkeyi insan kalitesi bakımından incelendiğimiz zaman maalesef her alanda ciddi sorunlarımızın olduğu aşikâr. Sorun çözme mantığımız oldukça sığ ve hiç gelişmiyor. Evrensel insani değerler silsilesinden tutun, muhakeme yeteneğine, akademik başarıya kadar her alanda adeta nal topluyoruz. İnsan kalitesi bakımından yerlerde sürünüyoruz. Birleşmiş milletler kalkınma programı çerçevesinde her yıl yayımlanan rapor. Human Capital Raport İndex 2015 de Türkiye 68. sıradadır. Bu raporun temel amacı olan, insan haklarının ve insani gelişimin sağlanmasına yönelik, ne tür çalışmalar yapıldığı? Veya yapılması planlandığı ve bu çalışmalara zemin oluşturan ırk ayrımı, yoksulluk, iş güvenliği, kaynak kullanımı, makro ekonomik yapı, çevresel görünüm en önemlisi eğitim gibi ölçütlerin araların da bulunduğu oldukça geniş bir yelpazede derlenmiş veriler bulunmaktadır. Bunun gibi Uluslararası birçok araştırma ve ölçüme sonucu eğitim kalitemizin yetersiz ve düşük olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Bu temel toplumsal sorunumuzu aile eğitiminden başlatarak, insanı esas alarak, okullarda ders müfredatlarını müspet bilime, ilime, evrensel insani değerler silsilesine dayandırmalıyız.

 

Klişe bir laftır, ancak bir o kadar da gerçektir. Eğitim ailede başlar, çevreyle şekillenir, okulda ise gelişir. İnsani temele dayanan eğitim meselesi günümüz ve geleceğimiz adına oldukça önemli ve elzemdir.  Bireyi esas alarak çocuklarımızı dogmatik ve ideolojik her tür bağnazlık ve faşizan öğretilerden uzak tutmalıyız. Yegâne yol nitelikli, kaliteli bir eğitimle toplam insan kalitemizi artırmaktan geçmektedir.Bu durum elbette nitelikli bir eğitim-öğretimle mümkün olabilir. Çünkü bunun başkada bir çaresi yoktur.  Peki, bunu nasıl becerebiliriz? Yol ve metot ne olmalıdır?

 

En öncelikli iş online casino insan yetiştirme odaklı insana yatırım olduğuna göre genel bütçeden de en yüksek pay mutlaka eğitime ayrılmalıdır. Eğitim adına tüm fiziki alanlarda mükemmel bir yatırım yapılmalıdır. Anaokulundan üniversiteye kadar tüm eğitim kurumlarımızın fiziki alt yapıları muntazam hale getirilmelidir. Eğitim araç ve gereçleri kullanılacak tüm materyaller en iyi şekilde amaca hizmet etmelidir. ARGE faaliyetleri kapsamında teknolojiden de en üst düzeyde yararlanılarak öğrencilerin tüm bu imkânlardan istifade etmelerini sağlanmalıdır.

 

Akademisyen, öğretmen ve eğitim camiası istihdamındaki paradigmayı çok acil değiştirmeliyiz. Ülkenin en zeki ve başarılı insan kaynağını eğitim alanında istihdam etmeliyiz. Bunun içinde eğitim alanında çalışacak insanların sosyal statüsü ve ekonomik karşılığı en üst düzeyde olmalıdır. Kendi geçim derdine düşen bir kişinin karşıdakine bir faydasının olmayacağı göz ardı edilmemelidir. Bunun yanı sıra eğitim fakültelerinde öğretmen olacak çocuklarımızı ilk on bine girebilecek zeki ve başarılı öğrencilerden seçmeliyiz.

 

Mevcut uygulama ile üniversiteye girişte sınava giren milyonlarca öğrencinin sınavda barajı geçmesi halinde her hangi bir vakıf üniversitesinin eğitim fakültesine kayıt olma imkânı mevcut, bu durum diğer meslek guruplarındaki fakülteler için farklı. Örneğin; ilk 40.000’e girebilen fen-matematik bölümü mezunu öğrenci vakıf üniversitesi tıp fakültelerine ancak girebiliyor. 150.000 potada bulunan Türkçe-matematik bölümü mezunu ise vakıf üniversitelerinin hukuk fakültelerine ancak girebiliyor. Mühendislikler, vb diğer önemli mesleklere yönelik insan yetiştiren fakültelerin tamamı bu şekilde. Ülkemizde ilk ona girebilen üniversitelerinde ise öğrenci başarı potası ilk 10.000’e kadar yüksek tutuluyor. Zekâ ve başarısı en düşük oranda olan insan kaynağımızı öğretmen yaptığımızda ve bu öğretmenlerde, tıp doktoru, hukukçu, mühendis, işletmeci ve diğer tüm meslek erbaplarını yetiştirince her alanda toplam insan kalitesinin düşük bir sonuç doğurması oldukça normal değil mi?

 

Hal böyle olunca her meslek grubunda toplam insan kalitesi düşmeye yüz tutunca her alanda işlerimizi eksik yapan istisnalar harici pek de iyi olmayan sonucu aslında bir nevi hazırlıyoruz.  Bu durumu terse çevirmenin yolu ise oldukça basit. 2 aşama gerekiyor. İlk aşama beyin gücü, ikinci aşama ise ekonomik güç. Eğitim fakültelerine en zeki öğrenciler seçildiğinde ve bunun sonucunda geçim kaygısı duymadan sosyal statü öğretmenlere sunulduğunda ülke geleceğini şekillendiren tüm meslek gruplarına toplam kaliteyi yükseltecek insan yetiştirilmesi hiç de zor olmayacaktır.

 

Bu esasla 2016 Yılı ile geleceği şekillendireceğimiz tüm yılların, çocuklara kaliteli, sürdürebilir bir yaşamın sunulduğu ülkemize ve insanlığa barış, hoş görü, içerisinde hak, hukuk adaletin hüküm sürdüğü hakkaniyetli, bir dünya dileğiyle yeni yılınızı en kalbi duygularımla kutluyorum.

 

Maksut KONYAR

Share
4710 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

Yıl 2016 Türkiye’de Eğitim” için 1 yorum

  1. Mehmet Bilge : diyor ki:

    Değer Yazar, Zihninize, elinize, kaleminize, sağlık gayet iyi bir tespit yerinde bir değerlendirme harikulade doğru yazmışsınız. Esas sorunun kaynağı bu çözüm öneriniz mükemmeldir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • CHP’Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ?

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    VATAN,MİLLET,BAYRAK SEVDALISI CHP'Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ? Milletin verdiği mesajı almamakta, anlamamakta direnen kimileri de girdikleri çıkmaz sokaktan bir türlü çıkamıyorlar. Ana muhalefet demeye bin şahit isteyen CHP'nin durumu bir taraftan trajik, bir taraftan komik. Parti mi, Bremen mızıkacıları mı belli değil. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor Yalan üretmekte mahir olanlar ülke meselelilerin sahiplenmek yerine ‘HAYIR’ çetesine katılmayı matah bilip teröre-emperyalizme göz kırpmaktan vaaz geçmiyorlar. 'Ha...
  • ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR

    22 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kral ve dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ve en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için onu çok kıskanır ve üzerine titrermiş. Kral ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onu yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe ...
  • Yapılan Köprüler “Deli Dumrul” Köprüsü mü? (!)

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Hani bir hikâye vardır; zamanın birinde Deli Dumrul isminde biri, bir akarsuyun üzerine köprü yaptırır ve bu köprüden geçenden 5 akçe, geçmeyenden de döve döve zorla 10 akçe alırmış. Şimdi de birileri; “yapılan köprüler gereksiz, zarar ediyor, geçmediğimiz köprünün parasını ödüyoruz, bunlar Deli Dumrul köprüsü” gibi ifadeler kullanmakta… Daha önce Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri için yapılan bu trajı-komik eleştiriler, şimdi de geçtiğimiz günlerde temeli atılan “Çanakkale 1915 Köprüsü” için dile getirilmekte... Yap İşlet Devret...
  • CÖMERTLİĞİN BÖYLESİ

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    CÖMERTLİĞİN BÖYLESİ Bir gün, hazret-i Ebu Bekir ile hazret-i Ali mescid-i şerifte oturuyorlardı. O esnada biri girdi içeri. Ancak hazret-i Ali’yi görünce adamın rengi kaçtı birden. Mahcup bir vaziyette çöküverdi oracığa. Hazret-i Ebu Bekir, merakla hazret-i Ali’ye döndü: - Ya Ali! Şu adamı tanıyor musun? - Evet, tanıyorum. - Seni görünce mahcup oldu. Acaba neden dersin? Aliyyül Mürteza tahmin etmişti: - Bana borcu var. Belki ondandır. Hazret-i Ebu Bekir kalktı ve gitti o adamın yanına: - Hayırdır, neyin var senin? - Yok bir şey ...
UA-36507442-2