logo

reklam

Yeryüzünün En Güzel Varlığı Olan Anne…


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Yeryüzünün en güzel varlıkları, en değerli insanları, en güzel canlıları annelerimizdir. Şüphesizdir ki annelerimiz, hayatımızın en güzel anlamını ifade eden, en fedakar ve en sadık dostumuz canımız ve de varlığımızdır.

 

Anneler, çocuklarının varlıkları için, sağlıkları için ve hatta tüm yaşamları için canlarını seve seve vermeye her daim hazır beklemektedirler.  Anneler yeri geldi mi yemezler; çocuklarına yedirirler, içmezler; çocuklarını içirirler, giymezler; çocuklarına giydirirler.

 

Anneler öyle güzel ve sonsuz olan bir varlıktır ki; onları yanımızda hissedebilmek, onların sevgisini alabilmek, onlarla yaşayabilmek sonsuzluğun en güzelini yaşayabilmek gibidir.

 

O melek yüzlü olan annelerimizin en büyük istekleri; bizlerin her daim başarılı, her daim sağlıklı ve de her yerde her şekilde mutlu olmamızdır. Bunlara karşılık olarak da bizlerin evlatları olarak her daim onlara hiçbir zaman ölmeyecek ve de azalmayacak olan sevgi bağlarımızla bağlı olmamız gerekir. Onları her daim baş tacı yapmamız gerekir. Onların değerini bilmemiz, onlarda saygı ve sevgide kusur etmememiz gerekir. Onları yüreğimizin en güzel yerinde saygı ve sevgimizle büyütmeliyiz.

 

Unutmamalıyız ki; bizlerin varlığı ancak ve ancak annelerimizle bir bütün meydana getirir. Onların sayesinde bizler tanınır, bizler bir yerlere geliriz.

 

Cenabı Allah’ın verdiği bir can ile annelerimizin bizleri doğurup hayata getirmesi, bizlere bu hayatta en güzel şekilde yaşamayı, mücadele etmeyi, en güzel ve sevimli şekilde gülümsemeyi, sevgiyi, gülmeyi ve insanca olan bütün her şeyi öğreten o narin yüreğe sahip olan annelerimizdir. Sevginin, saygının ve de bütün güzelliklerin ilk ve içten olanını annelerimizden öğreniriz. Yaşama ve hayata olan bağlılığımızı, insanlığımızı, insanları en iyi şekilde sevmemizi, dürüst ve doğru olmamızı hep onların sayesinde öğreniriz.

 

Annelerle çocukları arasındaki o müthiş sevgi ve bağlılık, şüphesiz ki kutsal bir anlam ifade etmektedir. Onlar fedakarlıkları karşısında ödenemeyecek kadar büyük olan bu kutsal varlıklara karşı bizlerin de birçok görevi vardır; onları baş tacı yapmak, onlara sevgimizde ve de saygımızda kusurda bulunmamak, onları sevgilerin en derini, en muazzamı ve de en ölmezi ile sevmek, saymak bütün görevlerin başında gelmektedir.

 

Annelerimiz bizlerin içten olan inanç kaynağımızdır.

 

Annelerimizin yaptıkları her şeyin bizlerin iyilikleri için olduğunu bilmemiz ve de görmemiz gerekir. Annelerimizin kalplerini kırmak, onlara bakmamak, onlara saygısızlık yapmak, istediklerini yapmamak, onları üzmek, onların isteklerine sürekli karşı çıkmak ve o güzelim narin mi narin, güzel mi güzel olan kalplerini kırmak günahların arasında en büyük olanını yapmış oluruz. Unutulmamalıdır ki; annelerimizin kalplerini kırmak affedilmez nankörlüklerin en büyüğüdür. Bizlere verdikleri, bizler için istedikleri her ne var ise; hiçbir zaman kusurlu bulmamak, onları her daim baş tacı yapmak, onlara her zaman değer vermemiz gerekir.

 

Annelerimizi bir gün, bir hafta, bir ay, bir yıl değil; onları bir ömür hatırlamalı, sevmeli ve de değer vermeliyiz.

 

Anne, yeryüzünde ki bütün güzel varlıklarını silip çocuğu ile baş başa kalan tek varlıktır. Yaşanan ve de yaşanmakta olan bütün olumsuzluklara rağmen her şeyi silip çocuğunu mutlu edebilen tek varlıktır. Doğduğumuzda bizleri sarıp sarmalayan, her daim şefkatini gösterip eksik etmeyen bir annemiz varsa, hayatımız boyunca karşılaştığımız hiçbir kötülük ve de hiçbir güç yıkamaz bizleri. Hiçbir şey var olan inancımızı yok edemez. Çünkü varlıklar arasında en güçlü olan annedir.

 

Sizlere söylüyorum dostlar!

 

Annelere öf bile demeyi aklınızda geçirmeyin. Çünkü Peygamberler arasında en güzel Peygamber olan Hz. Muhammed Mustafa (sav) şöyle buyurmaktadır; “Cennet anaların ayaklarının altındadır.” Unutulmaması gerekir ki; Cennete ulaşmanın yollarından birisinin ve belki de en önemlisinin annelerimize verdiğimiz sevgi, saygı ve de güzel ahlaktır. Annelerimiz cennetin hem anahtarı hem de kapısıdır bizler için.

 

Kutsal Kitabımız olan Kuran’ı Kerim de şöyle yazılmaktadır;

 

Cenabı Allah’tan başka hiç kimseye ibadet etmeyin. Anne ve babaya her daim güzel muamele edin. Şayet onlardan her ikisi yahut birisi yaşlanmış olarak senin yanında bulunursa, sakın ama sakın onlara hizmette asla yüksünme, onlara “of” bile deme. Onları hiçbir zaman azarlama, her daim tatlı ve gönül alıcı sözler söyle. Her daim şefkatle, tevazu ile onlara kol kanat ger ve şöyle dua et: “Ya Rabbim, onlar küçüklüğümde nasıl ki beni ihtimamla yetiştirdilerse, ona mükafat olarak sen de onlara merhamet buyur! (İsra Suresi, 17/23-24) Amin…

 

Sarılın annelerinize. Var olanlara sımsıkı sarılın. Anneleri olmayanlara vefat edenlere dualar edelim. Hasta olanlar için güzellikler içerisinde hem dua hem de sağlık dileyelim. Hep beraber dualar edelim…

 

Yılın her günü, bütün ömürler de yaşanılan her güne, bizlere annelik yapan, yolumuzu her daim o güzel nuru ile aydınlatan, bizlere Cenabı Allah’ın sayesinde hayat veren, can veren ve de kan veren başta annem ve sevdiğimin annesi olmak üzere tüm ailemin ve de bütün annelerimizin anneler gününü yürekten kutluyorum.

 

Cenabı Allah hepimizin annesini korusun inşallah…

 

Annelerimizin sevgisiyle her daim büyüyen ve de her daim onların değerini en iyi şekilde bilen bir neslin olması dileğiyle…

 

Sevgiyle Kalın.

 

 

“Mehmet Kızılkaya”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
345 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir anlık ibadet

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir anlık ibadet Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, bir gün mescid-i şerifte eshabiyle sohbet ediyordu. Az sonra Cebrail aleyhisselam geldi. Bir haber getirmişti Efendimize. Selam verip arzetti: - Ya Resulallah! Ebu Bekir, bu sabah bir ibadet yaptı ki, yetmiş yıllık ibadete bedeldir. Efendimiz bir şey buyurmadılar. Bilal-i Habeşiyi çağırıp; - Ebu Bekir’i çağır, gelsin buyurdular. Hazret-i Bilal; - Baş üstüne ya Resulallah dedi. Ve koşup çaldı kapıyı. Hazret-i Ebu Bekir çıktı kapı...
  • Bunlar Beyt-ül-malındır

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bunlar Beyt-ül-malındır Bir gün hazret-i Ömer, zekat develerinden, Birinin ardı sıra koşuyordu ki, birden. Gördü hazret-i Ali halifenin halini. Hayret içerisinde sordu şu sualini: (Hayrola nedir bu hal ya emir-el müminin! Ne için koşuyorsun ardından bu devenin?) Buyurdu ki: (Ya Ali, beyt-ül-malın bu deve, Havutunu düşürmüş, kaçıyor başka yere. Tutup da, havutunu vurayım ki ben derhal, Zarara uğramasın zamanımda beyt-ül-mal.) Duydu hazret-i Ali bu sözü Halifeden. Derinden bir “Âh!” çekip, ağladı so...
  • RAMAZAN AYI İFTAR İSRAFI

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    RAMAZAN    AYI     İFTAR    İSRAFI Ramazan ayı bahane,  israf  şahane... Ramazan ayı  israf ayı değildir... Ramazan ayı nefsi terbiye etme ayıdır... Yardımın, paylaşmanın, bölüşmenin  zirve yaptığı; ay olması gerekir... Pahalı ve görkemli iftar  sofraları, yerine; sade ve paylaşmanın esas olduğu  iftar sofraları tercih edilmelidir. Fakirin ve  yoksulun doyurulduğu, ortak ortamlarının paylaşıldığı, yüzünün güldüğü, sofralar; asıl amacın yerine getirildiği sofralardır. Öz budur... Son günlerde, Dünya toplumunun çekmiş olduğu açlık sıkıntıs...
  • Kemiğe yazılan yazı

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kemiğe yazılan yazı Sa’d bin Ebi Vakkas, Kûfe vilayetine, Vali olup, ev yapmak arzu etti kendine. Arsa bulup, istedi onu satın almayı, Lakin bir mecusiye aitti yarı payı. Çağırıp buyurdu ki: (Bu hisseni bana sat!) Cevaben; (Satmam) dedi mecusi ona fakat. Para verdi ise de değerinden pek fazla, Yanaşmadı mecusi satmaya yine asla. Dediler ki: (Efendim bir mecusi kimseye, Ne lüzum var bu kadar fazla ısrar etmeye. Siz bugün valisiniz, o, mecusi bir kişi, Parasını vererek, bitirin hemen işi.) Mecusi...
UA-36507442-2