logo

reklam

Yeryüzünde Kibir ve Azametle Yürümeyin


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Ey insanoğlu yeryüzünde asla ama asla kibir ve azametle yürümeye kalkışmayın.

Bırakın yeryüzünde kibir ve azametle yürümeyi. Bırakın insanoğlunu kötülemeyi, kötü olanlar sizlersiniz, damarlarınızdan akan kirli kan ve de kararmış olan kalp. Kendi içindeki o barışçıl olduğun anlaşmayı boz, ortaya çıkar gömdüğün o kirli baltanı. Kendiyle barışık olmak asla meziyet değildir, bir nevi eziyettir. Erdem mi, kendinizle karışık olmaktır. Bırak başka insanların yakasına yapışmayı, kendine yapış, kendi yakana yapış durHer daim kendi boğazını sıkmaya bak, kendini her daim daralt, rahat ver, huzur ver ki her daim sende huzur bulabilesin.

Çıkarın o simsiyah güneş gözlüklerinizi, sizlere at gözlüğü lazımdır. Etrafa bakmaktan burnunuzun ucunu göremez bir duruma gelmişsiniz, adeta yolunuzu şaşırmışsınız. Geri ileri yapmadan o istikamette tam bir şekilde istikrarlı ol. Sonrasında kendinize bir ayna bulun, hiçbir zaman aynasız gezmeyin. Karşındaki insanları aşağılarken kendi yüzünüzün ne kadar kötü bir şekilde büzüştüğünü şahit olun ki çirkinleşen o pis suratınız dan mideniz bulansın.

Kendi yüzünüze her daim besmele ile vurun, yüzünüzdeki o perdeler öyle bir yırtılsın ki sadece ve sadece görmek istediklerinizi değil de bakıp da göremediklerinizi de görebilesiniz diye. Öyle ki şimdi kendi kendinize hakkınızı verin, birazda kendinizi aşağılayın, kendinizi incittin. Kendi makamınızın altını kazın, kendinizi çukura düşürün. Kendinizin rütbesini tenzil eyleyin.

Kendi dengenizi bozun. Gerçi dengenizin olmadığı da büyük bir gerçektir ya. Sizler kendi dengesizliğin farkında değilsiniz ya. Dengesizlik düzeninizi alın, yükseğe kaldırın kendinizi sonra da hiçbir şey düşünmeden yere çarpın hızlıca, değerli olan eşyalarınız gibi. Şunları da asla unutmayın ki kırılmamış olanların hepsi değerlidir ve her zaman sizinle beraberdir. Kırılıp bitenlere ve gidenlere asla üzülme. Hayat düzeniniz, her daim karakteriniz ve de inançlarınız gibi hep sağlam ve de dengeli olsun.

Kendinize arada çelmeler takın. Aklınız başınıza gelsin diye. Toprağa düştüğünüz vakit belki burnunuz sürtülür. Bir daha karşınızdaki insanlara yüz çevirerek, çalımlı asla yürümeyin. Unutmayın ki iblislerin de kardeşleri vardır ki, sizleri kendileriyle ikrama erdiren kişilerin yürüyüşleri böyle değildir.

Yeryüzünün hiçbir yerinde, hiçbir noktasında kibir ve de azametle asla yürümeyin, çünkü sizler ne arzı yarabilirsiniz, ne de hiçbir zaman boyca dağlara yetişebilirsiniz. Sizler olduğunuz gibi yürüyün. Kendinizi yükseklerde görmeyin.

Her zaman zorlayın kendinizi, acılarınıza yükleyin. Kendinizi yokuş aşağı hızlıca bırakın, koşun terleyin, sırılsıklam olana dek, tabanlarınız adeta patlasın ve parçalansın. Engeller asla gözlerinizi korkutmasın, her zaman daha güçlü ve de cesur olmalısınız. Her zaman dikenlerin üstünden atlayın, dik olan yamaçlara fazlasıyla tırmanmaya çalışın, dermanınız kalmayıncaya kadar sürün gidin.

Kendinizi sertçe vurun duvarlara, yıllardan beridir temizlenmeyi bekleyen halı parçaları gibi. Bir sefer de onca yılların pisliği ve kiri çıkmaz. Sürekli yine yeniden bir daha vurun, düşmanınıza vurur gibi vurun, şampiyon olacak olan güreşçi edasıyla çırpın, yeryüzünde kamçıyı şaklatır gibi silkeleyin. Vurduğunuz ve de yapıştırdığınız her vuruşunuz arındığınızı gözlerinizle görecek, hafiflediğinizi iliklerinize kadar hissedeceksiniz.

Kendinize tekme atmayı öğrenin, kafa atmayı, darbe yemeyi öğrenin. Kendinizi vurun, vurdurun ki darbe almanın ve darbe yemenin acısı nasıldır öğrenin. Orantısız olan gücü kullanın ama o gücünüzü kendinize kullanın ve o büyük acıyı bedenlerinizde hissedin. Kendinizi budayın. Bilirsiniz ki ağaçlar da budandıkça her daim güçlenirler, insanlar da kendi acılarıyla olgunlaşırlar.

Karşıdaki insanlara tokat attığınız gibi arada bir kendinizi tokatlamaya başlayın. Öyle okkalı tokat yapıştırın ki gözlerinizde adeta şimşekler çaksın. Aklınız silkelensin ve selim olu versin. Sarsılsın bedeninizle birlikte ruhunuz. Bilirsiniz ki sağlam olan tokatlar insanların yüzlerinde iz bırakır, yüzleri kızartır ve de gözlerden yaş getirir.

Nicedir kızarmayan yüzünüzü, katılaşmış olan o çorak kalbinize bir rahmet gibi aksın gözyaşlarınız.

Yüce Allah, bizleri yeryüzünde kibir ve azametle yürümeyen kullarından eylesin.

Vesselam…

 

“ Mehmet KIZILKAYA “

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
656 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TRT Haber’in Akıncı’ya soramadıkları!

    19 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’nın TRT Haber’e anlattıkları “çözüm, hemen şimdi” dedirtecek cinstendi. Neredeyse gece gece Rum liderin kapısına dayanıp, “hadi caymadan bitirelim şu işi” diyeceğiz. Soruları içtenlikle yanıtladı Allah var ama sorular nedense “duymak istenen cevaplara” göreydi. Esasa ve tedirginliklere yönelik soru gelmedi. Tabi öyle olunca yanıtlar da “Anadolu” insanının içine su serpecek cinsten oldu. “Türkiye’nin garantörlüğü olmazsa olmaz” dedi. “Rumların haritasını beğenmedim, onay verecek tek Kıbrıslı Türk olmaz” dedi. “Beni...
  • KUŞ ile DERVİŞ

    18 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    " KUŞ ile DERVİŞ Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler.Hz. Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır ve ona sorar... "Bu kuş senden şikayetçi, neden kanadını kırdın?" Derviş kendini savunur.. "Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı." Bunun üzerine, Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki... "Bak, bu adam da haklı. Sen...
  • TEVHÎD ve MÂRİFET

    17 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    TEVHÎD ve MÂRİFET Tevhîd, kadîm olanı (başı ve başlangıcı olmayanı), hâdis (sonradan) olandan ayırmak ve bundan (hâdis olandan) O’na (kadîm olana) yönelmektir. Kadîm olan yalnızca Allah Teâlâ olduğu için, tevhîd yalnızca O’nu görmek ve O’nu duymaktır. O’nunla birlikte hâdis olan şeyleri ve hatta kendi varlığını da görüp hisseden bir kimse, farklı mahiyetteki iki şeyi görüp duyduğu için tevhîd’ten uzaklaşmış ve ikiliği kabul etmiş olur. Kadîm ile hâdisin mahiyetleri birbirinden farklı oldukları için, hâdisin özellik ve sıfatları olan şekillilik...
  • Türkiye Cumhuriyeti Ülkesi ve “Başkanlık Sistemi”

    17 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Başkanlık sistemi yeryüzünde modern olup demokratik siyasetin zeminini en iyi şekilde kabul edendir. Siyasi düzlemde “Başkanlık Sistemi’ne” bakıldığı zaman Türkiye Cumhuriyeti milletinin egemenliğine yaslanan demokratik bir yönetim şeklidir. Bundan dolayı başkanlık sistemi, parlamenter sistem ve yarı olan başkanlıkla beraber modern demokratik bir yönetim sistemini ortaya koymaktadır.   Başkanlık sistemi diğer sistemlerin hepsinden apayrı ve doğru olan bir yönetim sistemidir. Başkanlık sistemi, yarı başkanlık ve parlamenter sistemlerden ço...
UA-36507442-2