logo

reklam

Yaşlı ve yalnız olmak


facebooktwitter
Yurdagül BEYOĞLU ATUN
yurdagulbeyoglu@hotmail.com

Çocuğun adını koyma vakti. Gün mü ağarıyor, karanlık mı bastırıyor!

Bence karanlık bastırıyor, hem de en siyahından.

Karamsarlığıma sebep çok.

Belli ülkülerden arınmış, tencerede pişirip kapağında yiyen, bencil bir toplum olmamızdı istedikleri, olduk.

Onca işime rağmen beni klavyenin başına oturtan bir gazete haberi.

Karamsar girişime sebep de, tüketmek için daha çok körleşen, sınıfsal sıçrama yaptığını sandıkça kendinden ve değerlerinden uzaklaşan bir topluma dönüştüğümüz gibi, bunu normalleştirmemiz.

Haberin konusu İtalya’da geçiyor. İtalya’da yaşlı bir çiftin çığlık çığlığa ağlamalarını duyanlar olayı polise bildirmiş, polis, soygun veya kavgaya müdahale edeceklerini düşünürken bir yalnızlık hikayesiyle karşılaşmış. 94 ve 89 yaşlarındaki çiftin yalnızlıktan ağladıklarını öğrenince de kendilerine makarna yapmışlar, sohbet etmişler.

İçim burkuldu okuyunca. Şimdi “onlar Avrupalı, bizde böyle şeyler olmaz” demeyin, aynısı oluyor.

Geçen ay Antalya’da yaşadık bu olayın benzerini. Bir alışveriş merkezinde bir şeyler içerken yanımıza 75-80 yaşlarında bir kadın geldi. Giyimi, kuşamı, saçı, başı, konuşması sön derece düzgün bir hanım.

“Oturabilir miyim” dedi. “Tabi ki…” deyince ikiletmedi. Alışveriş merkezinin plazasında oturuyormuş. Çocuklu yalnızlardan bir kadın. Oturduğumuz dükkanın sahibi tanıyor, orada yiyip, orada içiyor zira para var, evde bir tas çorba hazırlayacak kimsesi yok. Çocukluğundan başladı, eşini anlattı, annesini, babasını anlattı, çocuklarını anlattı, yaşamını anlattı… O anlattı, biz dinledik…

“Özür dilerim, çok konuştum ama o kadar yalnızım ki çok iyi geldiniz bana” dedi.

Alışveriş merkezi kapanmak üzereyken ayrıldık. Ayrılmadan evini tarif etti, beklediğini söyledi.

İçim sızladı, Kıbrıs’ta çok rastladığım halde ilk defa böyle bir olaya şahit oluyormuşçasına şaşırdı, reddetti yüreğim.

Oysa malını mülkünü evlatlarına verdikten sonra o evlatların mehel gördüğü bir göz odada, -oda da sayılmaz, kömürlükte- yaşayan kaç yaşlı gördüm burada…

Ve kendisi anne babasına hesap vermediği halde, anne babasından hesap soran;

Anne babayı eleştirme hakkı bulan;

Anne babasını azarlayan evlatlar…

Babamız kaşını çatsa korkardık. Tam tersi, çocuklar kaşını çatsa anne baba korkar duruma geldi. “Anne babası hayattayken hayır duasını almayanın burnu sürtülsün, burnu sürtülsün, burnu sürtülsün” diyen peygamberin ümmetinden bahsediyoruz. Allahtan sonra ana babaya hürmeti öneren bir dinin mensuplarından!

Kimse kızmasın, denklem basit. Para arttıkça insanlık azalıyor. Para arttıkça megalomani artıyor, para arttıkça değerler anlamsızlaşıyor. Para arttıkça kişiler hükmünü yitiriyor. Para arttıkça insanlar meta olarak görülmeye başlanıyor. Para arttıkça gücün arttığı yanılgısına düşülüyor ve para arttıkça insanlar kendini tanrılaştırıyor.

Parayla sınıfsal bir sıçrama da beraberinde geliyor ama her sıçrayış, içinden çıkılan fikri zemini bir kenara itme, büyüklenme, mevcudun dışındaki ters yönlere yönelme vesilesi oluyor. İşte bu ters yönde ilerleyiş de, günümüzdeki milli, manevi kaosun asıl akslarından birini oluşturuyor.

Ne garip ki, farklı kültürler, farklı siyasi görüşlerden ötürü bir noktada buluşması imkansız görünen bu katmanlar, bu dejenerasyonda aynılaşma eğilimi gösteriyor.

İtalya’sı da aynı, İngiltere’si de, Amerika’sı da, İran’ı da….Menfaatlerin yan yana getirdiği insan kalabalığı… Birileri  ‘parayı tanrılaştırıp’, anayı babayı bir yük olarak beyinlerimize işlerken, diğer bölümü, meyvelerini toplamaya başlıyor.

Kırık, dökük, nesepsiz, köksüz, bayramda 30 kişilik sofraları görmemiş, ramazanda akrabalarıyla oruç açmamış, anne baba hakkı nedir bilmeyen, Allahtan korkup kuldan utanmayan bir neslin kırılganlığından medet umanların bugün kazandıkları zaferde bizim de payımız var.

Dini, milli, manevi olan her şeye diş bilemeyi hüner edinmiş güruhun değirmenine su taşıdık bizler de…

Karamsarlığım; bu yüzden işte. Normalleştirmekle kalmadık, içselleştirdik, hayatımıza yerleştirdik bu kınanası hali.

Çepçekirdek ailemizle ana babadan kalan malikânelerimizde mutlu günler geçirirken, boş vakitlerimizde –dahi- ana babayı arama lütfunda bulunmuyor, vefasızlığımıza kılıflar arıyoruz.

Ve aslında kendi kaderimizi çiziyor, geleceğimizi şekillendiriyoruz.

Share
792 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Gönülleri Aydınlatan Regaip Kandili

    30 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Gönül evlerimizi aydınlatan Regaip Kandili mübarek olsun!   Kandiller zincirlerinin ilk halkalarına sahip olan “Regaip” kelimesi herhangi bir şeyi istemesi, elde edilmesi arzu edilen değerler, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir.   Kainat’ın Efendisi Hz. Muhammed Mustafa’dan (s.a.v) rivayet edilen bir hadisi şerifte şöyle geçer: “… Sizler sakın ola Recep ayının ilk Cuma arefesini (yani Perşembe gününü ve akşamını, Regaip gecesini) ihmal etmeyesiniz (gaflet içerisinde geçirmeyiniz.) O, öyle...
  • GÜZELLİĞINDE İMTİHANI VAR

    29 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ey İman Edenler Zina Etmeyin, Gençligini Zinadan Koruyana Cennet Vardır (Kaynak Beyheki) .. GÜZELLİĞINDE İMTİHANI VAR Süleyman bin Yesâr, bir arkadaşıyla “Ebva” denen yerde konaklamışlardı. Arkadaşı yakındaki alışveriş yerinden bir şeyler almak üzere çadırdan ayrıldığı sırada Süleyman’ı geriden gözetleyen bir bedevi kadını hemen çadırın kapısına gelerek: – Buraya kadar gelir misin? diye seslendi. Süleyman, serili sofradan yiyecek isteyeceğini düşünerek bazı şeyleri alıp da kadına doğru yürürken kadının ikazı farklı oldu: – Ben yiyecek fa...
  • ÇOCUĞU ORTADAN KESİN

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    " ÇOCUĞU ORTADAN KESİN Hz. Davud zamanında genç bir kadın , çocuğunu alıp gezmeye çıkarmıştı . Dinlenmek amacıyla yeşillik bir yer bulup oraya oturdular. Bu sırada yanlarına başka bir kadın gelmişti . O kadının da yanında bir çocuğu vardı . Çocuklar hemen hemen aynı yaştalardı . Kadınlar tanıştılar . Sonradan gelen kadın diğer kadına nazaran yaşça büyüktü ve onun ablası konumundaydı . Aralarında konuşurlarken çocuklar da önlerinde oynuyorlardı . Bu sırada büyük kadının çocuğu çalılıkların arkasına girip gözden kaybolmuştu . Annesi bunun far...
  • Günaydın!!!

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Misak ı Milli nin sınır taşı olan ve halkın % 70' i türkmen ve araplardan oluşan Kerkük şehrinde artık Kürdistan bayragı esiyor ve Maşallah istihbaratımız yeni anladı galiba... Kerkük Irak petrolünün % 40 ını üretiyor, Dünya'da petrol üretiminin önemli bir kaynağını Kerkük üretiyor. Misak ı Mili nin çizilmemesi için elinden geleni yapan İngiliz'in şımarık prensi Barzani bölgeyi yeni bir kavgaya doğru sürüklüyor. Bölgede zaten söz sahibi olan Kürdistan Irak Federe eyaletinin bu hareketi, bölgenin gerçek hakimi Arapları ve Türkleri hem birleşt...
UA-36507442-2