logo

reklam

Yaşamın At Gözlüğü: Önyargı


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Yaşamın at gözlüğü olan Önyargı!

 

Önyargı, bir kişinin veya kişilerin yahut olaya ilişkin yeterli bir bilgiye sahip olmadan, bir bilgi elde etmeden, önceden, direk bir karara varmış olma durumudur.

 

Yaşamların sürdürüldüğü toplumlarda küçüklükten itibaren insan kulağına fısıldadığı var olan her kelimelerde ve sunulan tüm resimlerde, önyargıların o derin temel taşlarını oluşturmaktadır.

 

Önyargı, insanların kendi düşüncesizliklerine sardığı bir kılıftır. Adaletin olmadığı, adaletsizliklerin en büyük yargısı önyargıdır.

 

Su- zan’ın kötü yol göstericisi olan pusuladır.

 

Hadisi şerifler de şöyle buyrulur ki:

 

“Sui-zan etmeyiniz! Sui-zan, yanlış karar vermeye sebep olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayınız, kusurlarını görmeyiniz, münakaşa, hased ve düşmanlık etmeyiniz, birbirinizi çekiştirmeyiniz, kardeş gibi birbirinizi seviniz! Müslüman biri Müslüman kardeşine zulmetmez. Onu kendisinden asla aşağı görmez.”

 

Önyargı, kişilere, kişilerin düşüncelerine, belirli bir topluluktaki insanlara yahut nesnelere ilişkin bir durum olabilir. Önyargılar, insanların toplulukların ve nesnelerin karşısında olmak yahut yanında olmak biçiminde ortaya çıkabilir. Lakin genel anlamda olumsuz, yani her daim karşı çıkmak ya da karşı olmak biçimi daha da ağır basmaktadır. Önyargılar bazen de acele karar vermekten, karşısındakini dinlemeden, onunla daha konuşmadan direkt karar verebilmekten de kaynaklanabilir. Bir iki tecrübeden de hemen genel geçer birer hüküm çıkartılır.

 

Örneğin;

 

Kendiniz kalkıp elma satın alıyorsunuz. O an yemek için elmanızı poşetten çıkarıp ısırıyor ve yiyorsunuz. Isırdığınız elma sulu, ekşi, tatlı ve kokusu güzel gibi birden çok izlenime sahip oluyorsunuz. Fakat her elma aynı tatlılığı, ekşiliği yahut güzelliği vermemektedir. Birçok insan birbirine elma muamelesinde bulunmakta ve sonunda hiçbir yargı oluşmadan orada önyargılar meydana gelmektedir.

 

Eğer ki, bu önyargılar da herhangi bir davranışa dönüşürse, artık bunun adı da tamamen dışlamadır. Önyargılar bir tutumdur, lakin dışlama birer davranıştır. Önyargı da öyle zamanlar olur ki, belli gerekçelere yahut ön bilgilere dayansa bile, gerekçeleri olmadan diğerlerinin kötü olduğu fikrine varmak, önyargının nefret boyutu tarafıdır. Unutulmaması gerekir ki, önyargı belli bir tarafı tutma biçimidir. Önyargı sakız gibidir, nasıl ki bir kez sizin bir yerinize bulaştı mı uzar gider, yapışır kalır ve çok şiştiğinde de sizlerin suratına durmadan patlar durur.

 

Erkenden yapılan yargılar yeni bilgilerle yüzleştiği vakitlerde değişmiyorsa önyargının temelini oluşturmuştur demektir.

 

Şunu asla unutmamalısınız!

 

Yiyeceğiniz yemeklerin tadına bakmadan asla ama asla tuz atmayın. Yemeğin tadına bakmadan tuz atan insanlar önyargının derinliğinde boğulmayı kabullenmiş insanlardır.

 

Önyargıların her daim baskınlığı yüksek olduğu toplumlarda, kendilerini ifade edebilmek kurak olan toprakların içerisinde gül yetiştirmekten daha da zor bir durumun göstergesidir.

 

Yeryüzünün her noktasında oynanmakta olan çok sinsi ve şeytani olan politikalarla beraber toplumların belli olaylara, düşüncelere karşı önyargılı olmaları için var olan tüm pis yolları çekinmeden denemektedirler. Yaşamlarını sürdürmeye çalışan toplumun birçok kesimi önyargılı kişilerden oluştuğu için, sürekli olarak bir tür esir kampının içerisinde yaşamlarını sürdürmekteler. Öyle ya, yüzyıllar öncesinde ne ise, şuan ki durumda aynısıdır. Emin olun ki, yine ve yeniden de aynısı olması için hepimiz ciddi çaba sarf ediyoruz.

 

Evet!

 

Eğer ki, zihinler böyle empoze edilmiş önyargılarla doluysa, hiçbir zaman ama hiçbir zaman gerçeklerin hiçbiriyle yüzleşemez ve de gerçeklerin hiçbirini göremezsiniz.

 

Müslümanların kutsal kitabı olan Kuran’ı Kerim’in (Nisa Suresinin 135 ayetinde) “Hislerinize uyup da adalette asla sapmayın” buyrularak önyargıların olmadığı, önyargısız bir yaşam için güzel bir yol gösterilmektedir.

 

Sizler de insanları yahut yaşamı rengine, cinsine, diline, ırkına yahut mevsimine bakarak asla ama asla yargılamayın!

 

İlk defa gördüğünüz, konuşup, sohbet ettiğiniz bir insanın ya da karşılaştığınız bir durum hakkında bir şeyler söylemekte asla ama asla acele etmeyiniz. Her daim iyi birer gözlemci olun. Hayatı, yaşamı ve insanları analiz ederken etiketlemeden yolunuza devam edin. İnsanların ırkına, diline, dinine, cinsiyetine, giyinişine, rengine, dış görünüşüne bakarak asla ama asla değerlendirmeyin. Kendiniz de her daim empati yapın! Başkalarının kötü düşüncelerine, ya da açtıkları önyargı yollarından gitmek zorunda olmadığınızı çok iyi bilin ve de öğrenin.

 

Atoma bile hükmedilebilirlikten bahseden insanoğlu, önyargılarına neden hükmedemesin ki!?

 

Yaşamın at gözlüğü olan “Önyargı’dan” kurtulmanız dileğiyle…

 

Önyargısız bir yaşam diliyorum!

 

Vesselam…

 

Sosyal Bağlantılar:

 

Facebook: https://www.facebook.com/YazarMehmetKizilkaya/

İnstagram: https://www.instagram.com/mehmetkizilkaya_/

 

 

“Mehmet KIZILKAYA”

 

 

 

 

 

 

 

Share
298 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Allahım..! İşlerin Hepsi Güzel.

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Adamın biri bir gün bahçesinde otururken Hayvan dışkısından top yapan bir böceği görmüş, böcek pisliği ayakları ile yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş: - Ey Allahım! Her şeyi çok güzel çok hoş yaratmışsın da, şu böceği sırf pislikle uğraşsın diye mi yarattın? Aradan bir kaç ay geçmiş adam umarsız bir hastalığa yakalanmış. Derdine kimseler çare bulamamış. En sonunda bilge bir doktor ''Bak demiş bazen bahçelerde gezen bir böcek olur ayakları ile pislik yuvarlar işte o yuvarladığı pisliklerden 40 gün boyunca aralıksız yiye...
  • “ VƏTƏNÇİN ÖLƏNƏ ÖLÜ DEYİLMƏZ! ”

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

          Yenicə ATA olmuşdu. Valideyn olmağın sevincini yaşayırdı. SƏNGƏRDƏKİ dostları ilə bölüşdü, çin olmuş arzusunun səadətini. Həyata ilk qədəmlərini atan oğlunu görmək, onu qucağına almaq, cənnət ətirli qoxusunu duymaq üçün günləri sayırdı. Qəlbi ümidlər, arzular, xəyallar ümmanına çevrilmişdi... Amma düşmən gülləsi aman vermədi, oğlunun şirin qığıltısını eşitməyə. Onun beşiyi başında səngərdən, hərbdən, qanlı döyüşlərdən, qolları üstündə gözlərini yuman şəhid igidlərdən bəhs edən hekayətlərini birər-birər nəql etməyə. Ömrü qə...
  • Azadlıq Şəhidləri

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Allah yolunda öldürülənlərə(şəhid olanlara)”ölü deməyin”.Əksinə,onlar (Allah dərgahında) diridirlər,lakin siz bunu dərk etmirsiniz. “Bəqərə” sürəsi 154                        Azərbaycan tarixinin qızıl səhvələrinə bir ölməzlik dastanı yazdılar. Məğrur baxışları soyuq daşlara həkk olundu. Sabahı düşünmədən Azadlıq toxumunu torpağa səpdilər. Nə tank,nə güllə,nədəki ölüm yollarında döndərə bilmədi.Ürəklərdə əbədi məskən saldılar.Elə bir məskənki,məzarları belə olmasa bir millətin bir ulusun qəlbində yaşayacaqlar. İllər,əsirlər bel...
  • Yarını 1960 ile kıyaslamak

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Yarını 1960 ile kıyaslamak KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın Salı akşamı TRT HABER’de ve yerel televizyonlarda canlı olarak yayınlanan “Anadolu Soruyor” programında müzakereler ile ilgili yaptığı açıklamalar bana göre “Çok düşündürücü” ve kabul edilemezdir. Sayın Akıncı söz konmuşu canlı yayında hiç durmadan müzakereler sonrasını hep 1960 koşulları ve 1960 Cumhuriyeti’nde Kıbrıslı Türklerin Anayasal hakları ile karşılaştırdı ve bir çözüme varılırsa nasıl bu koşullardan daha ileriye gideceğimizden bahsetti. Sayın Akıncı’ya gör...
UA-36507442-2