logo

Yargıtaydan İşvererenleri Çıldırtan Kararlar…


Mustafa Özbay
mustafaozbay@mustafaozbay.com

İş davalarında yerel mahkeme ve Yargıtayca verilen, son derece pratikten uzak ve haksız kararlar işverenleri adeta çileden çıkartmış durumda.

 

İş davalarında iş mahkemeleri maalesef işverenleri haksız, işçinin hakkını yiyen, evrakta sahtecilik yapan , işçileri ise son derece dürüst, hilesi olmayan, kandırılmaya müsait ve devamlı kandırılan hakkı yenilen insanlar olarak görüyor.

 

Bu bakış açısı ise işverenleri adeta çileden çıkartıyor.

 

Yargıtay 9. hukuk dairesinin 2010/5955 esas no.lu 18.04.2012 tarih ve 2012/13497 sayılı kararı açıkça “Davacının işyerindeki toplam kıdemi 7 yıl 5 ay 10 gündür. Bu kadar bir kıdemi bulunan bir işçinin durup dururken iş sözleşmesini feshetmesi hayatın olağan akışına aykırıdır.” şeklinde karar vermiş ve diğer mahkemeler de bu karara uymuşlardır.

Oysa 4857 sayılı iş kanununun 17 -18-19-20-21-22-23-24-25 ve 26 ncı maddelerinde hangi durumlarda kıdem ihbar tazminatı ödenmesi gerektiğini açıkça belirtmektedir. Mahkemelerin bu kanun hükümleri mevcut iken “hayatın olağan akışı” gibi somut hiç bir dayanağı olmayan bir cümle başlangıcı ile kendini kanun koyucu yerine koyup istifa eden her işçiye kıdem ihbar tazminatı verilmesine karar vermesi hiç bir hukuk prensibi ile bağdaşmaz.

 

Bu gün bir işçi 3-5 sene çalıştığı bir iş yerinden elini kolunu sallaya sallaya kendi isteğiyle ayrılıp, on binlerce lira tutarında haksız yere kıdem ve ihbar tazminatları alabiliyor.

 

Mahkeme ve yargıtay kararları açıkça “bir işçinin 3-5 sene çalıştığı bir iş yerinden kendi isteğiyle istifa edip ayrılması hayatın olağan akışına aykırıdır” şeklindedir.

 

İddia ediyorum ki bu karar bir yorum değil, bir kanun koymadır. İş mahkemesi hakimleri devlet memuru statüsünde olduğu için, bu gerekçe kendileri açısından doğrudur. Hiç bir devlet memuru devlet memurluğundan kendi iradesiyle kolay kolay ayrılamaz , bu hayatın olağan akışına aykırı olabilir, ancak özel sektör için bunu nasıl söyleyebilirsiniz ?

 

İstanbul’da çalışan vasıfsız bir işçinin alabileceği ücret bugün itibariyle ve yeni işe başlayanlar için net 1.000-tl civarındadır.

 

Eğer bu işçi 5 senelik bir çalışan olsa alabileceği ücret ise 1400-tl civarındadır. Mahkemelerin saf ve kandırılmaya müsait dediği bu çalışanların aslında ne iyi bir finansal matematikçi olduğunu şu hesapla açıklayabiliriz:

 

Son ücreti net 1400 tl  ve 5 yıl çalışma süresi olan bir işçinin kıdem ve ihbar tazminatları toplam 14.750-TL tutuyor. Eğer bu işçi bu iş yerinden ayrılıp başka bir işe girer ise en kötü ihtimal ile 5 yıl tecrübeli olduğu için 1.200-tl ücret ile işe başlayacaktır. Aradaki fark sadece 200-tl olacaktır. Bu çalışan almış olduğu tazminatı toplu para olarak kullanıp bazı ihtiyaçlarını karşılayabilmekte veya bir birikime sahip olabilmektedir. Eğer bu parayı mevduat yaparsa aylık ortalama 100-tl civarı da bir mevduat faizi olacaktır. Dolayısıyla aradaki maaş farkı 100-TL ye düşecek elinde de 14.750-tl gibi bir birikim olacaktır.

 

Bu hesaplamalar gösteriyor ki bir işçinin 3-5 sene çalıştığı bir şirketten tazminatını alıp ayrılmaması hayatın olağan akışına aykırıdır.

 

Dolayısıyla iş sorununun olmadığı İstanbul-Bursa-Kocaeli gibi bir çok ilimizde, işçi ücretlerinin bir birine çok yakın olması ve çok rahat iş bulunabilmesi nedeniyle çalışanlar 3-5 seneyi doldurduklarında derhal tazminat alma yollarını aramaktadırlar.

 

İş mahkemelerinin iş verenleri çileden çıkartan kararlarıyla ilgili yazılarımıza başka örneklerle devam edeceğiz.

 

Mustafa Özbay

www.mustafaozbay.com

Etiketler: » » »
Share
825 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ümmetin namusu olan Mescid-i Aksa öksüz ve yetim!

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    14 asırdır İslam’ın Haremi, Müslümanların izzeti, onuru ve namusu olan ve içinde Mescid-i Aksa’yı barındıran üç Harem-i Şerifinden birinin de yer aldığı kutsal topraklar Kudüs-ü Şerif; üzerine ölü toprağı atılmış, onur ve haysiyetlerini küresel güçlere satmış rejimlerinin ihanetleri nedeniyle yaklaşık 50 yıldır ‘Siyonist’ eli kanlı İsrail’in işgali altında. İsrail, İslam dünyasının basiretsizliği ve korkaklığından yararlanarak geçtiğimiz Cuma günü 50 yıllık işgalini bir adım daha öteye taşıdı. 50 yıllık işgal tarihinde ilk kez Mescid-i Aksa,...
  • ATI ALAN ÜSKÜDARI GEÇMİŞTİR

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    URFAspor 2017 yılında bir alt lige düşmemiştir. URFAspor 2012 yılında küme düşmüstur. Evet...! Aslında şampiyon olduğu yıl küme düşmüştü. Siyasetin...Spora girdiği yıl...2013 yılında...Herkesin bildiği ama ses çıkarmadığı yıl. Sebeb olanlar kebab oldu ama olan URFAspora oldu. İşte o yıl URFAsporun adı, URFAsiyasetspor olmuştur. 2017 yılı..Şike'nın belgeleri ispatlı... Bizle ilgisi yok denilen adamın malum külübün resmi müdürü ispatlı. Etik..Adalet...Hukuk derken... Reisin meşhur deyimi devreye giriyor... " Atı ala...
  • Ateşin Yakmadığı Peygamber!HZ. İBRAHİM..

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ateşin Yakmadığı Peygamber!HZ. İBRAHİM.. İbrâhim aleyhisselâm putlarını paramparça ettiği cahil kavminin hâlâ putların âcizliğini göremeyip akıllarını kullanmamaları karşısında hayretler içinde kaldı ve onlara, “Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yuh olsun! Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?” diye seslendi. Buna karşılık kavminin önde gelen zalimleri: “..’Eğer bir şey yapacaksanız, İbrâhim’i ateşe atıp yakın, böylece ilahlarınıza yardım edin!’ dediler.” Böylece zalimler Hz. İbrâhim aleyhisselâm hakkında tuzak kurup plan yaptılar...
  • Milletin Akıl ve Feraseti Darbeye Dur Dedi

    21 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Akıl, düşünme, muhakeme ve doğruyu yanlıştan ayırma melekesi olmakla beraber, bunun fert olarak herkeste aynı olması gerekmez. Burada esas olan aklı iyi ve yerinde kullanabilmektir. Bu da aynı zamanda bir metot ve yöntem bilim işidir.   Akıl, ister Descartes’in dediği gibi bazı fikirleri ister birlikte getirsin, isterse getirmesin; bu meleke eşya ile münasebetlere girdikçe yani tecrübe kazandıkça gelişir; muhteva kazanır. Mühim olan bu muhtevayı nasıl ve nereden kazandığıdır. Aklın çalışması, zihnin faaliyeti demektir. Zihnin çalışma...
UA-36507442-2