logo

YAPTIĞINIZ YAHUDİ VE ERMENİYE YARADI.


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

Seçimlerden önce muhalefet partileri sallıyordu, Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan ve Ak Parti hakkında atıp tutuyordu. AK Partiyi iktidardan düşürmek isteyen herkes bu ülkeyi uçuruyordu ama hepsinin yalan söylediğini bir kez daha görmüş olduk.
Şüphesiz, herkesin özellikle dış güçlerin ve onların payandaları iç mihrakların, halka rağmen halktan kopuk yoz hazımsız siyasilerin ve Gülen Cemaati ile okyanus ve Doğan grubu medyanın Cumhurbaşkanı R. Tayyip ERDOĞAN’ı bu hedefler ve yüklenilen kutlu misyon çerçevesinde değerlendirmesini beklemek mümkün değildir.
Ne var ki, ne tarih ve millet önünde muhasebe yapma, ne de siyaset aynasına bakma alışkanlıkları olmayanlar, halk oylamasını yine anlamamışlar ve de inkârcılıkla çarpıtmışlardır. Bunlar, aslında siyasi duruşlarını sağlam bir şekilde temellendirememenin ve siyaset üretememenin sıkıntılarından seçime katılmayan ve oyunu kullanmayan vatandaşlarımıza yönelmekle ürettikleri bahanelerin arkasına sığınarak kurtulabileceklerini zannetmişler, kimi zaman Erdoğan’a gönül bağlayıp oy veren insanımıza, kimi zamanda halen alışkanlıkları olan inkârcı politikalarından medet ummuşlardır.
Bunlar, art niyetli oldukları ve idrak etme sıkıntısı çektikleri için, özellikle bir hususun ERDOĞAN açısından ne kadar değerli ve öncelikli olduğunu fark edememişlerdir. Ama onların iyi bilmesi gereken bir husus var ki, o da; içi boş söylemler, aslı astarı olmayan vaatler ve bol keseden ahkam kesmelerle Türkiye’nin ne sosyal, nede ekonomik kalkınması ve dış politikası ile dünyadaki stratejik dengelerin yeniden şekillenmesinde rol almalarının mümkün olmadığını halkımızın çok iyi bildiğinin farkına varamamalarıdır.
Şüphesiz, herkesin özellikle dış güçlerin ve onların payandaları iç mihrakların, halka rağmen halktan kopuk yoz hazımsız siyasilerin ve Gülen Cemaati ile okyanus ve Doğan grubu medyanın Cumhurbaşkanı R. Tayyip ERDOĞAN’ı bu hedefler ve yüklenilen kutlu misyon çerçevesinde değerlendirmesini beklemek mümkün değildir.
7 Haziran seçimlerinin ülkeye bu kadar büyük zarar vereceğini kimse tahmin edemiyordu. Tek mantık, tek ortak akıl vardı. ‘AK Parti iktidardan düşsün de ne olursa olsun’ mantığı ülkeyi bu hale getirdi. Eşkıya şehre indi, gözünüz aydın memnun musunuz?
HDP’nin Türkiye siyasetindeki gerçek karşılığı, “PKK vizyonu”nu legal siyasete taşımaktır. Bir başka deyişle silahlı bir hareketin sivil siyasetteki sözcülüğüdür. Bu bir tespit, değer yüklü bir ifade değil. Bu HDP’nin de, HDP’yi eleştiren pek çok farklı siyasi aktörün de kabul ettiği bir gerçek. Kabul edilmemesi mümkün mü? Zira, HDP bizatihi varlığını bu gerçeğe borçlu.
Ne var ki, ilginç bir biçimde HDP’yi “AK Parti iktidarını sakatlayabilecek yegâne güç” olarak görenler bu gerçeği gizleme derdinde. HDP’nin mevcut konumunu PKK ile ilişkisine borçlu olduğunu bilmeseler, açık açık “HDP’nin PKK ile hiçbir bağının olmadığını iddia edecekler. HDP’ye destek veren koalisyon sessiz bir mutabakat içinde onu “Sirizalaştırma” derdinde.
PKK vesayeti altında hareket eden HDP, etnik milliyetçiliği temel alan, sosyalist bir zihin yapısının etki ettiği, sekülarist bir parti. HDP’nin bu özelliklerinin görmezden gelinmesinin anlamı açık. HDP’nin barajı aşmasını sağlamak ve AK Parti’yi geriletmek.
HDP’nin sırtını dayadığı PKK terör örgütü ise, emperyalist şebekeler tarafından desteklenen bir öldürme kuruluşudur: yaptığı savaş değil, vurup kaçmaktır, sabotajdır, terörist eylemlerdir.
Savaşta sağlık personeline dokunulmaz ama PKK terör örgütü ambulansa bile saldırmakta ve içindekileri yaralamaktadır.
PKK terör örgütünün yaptığı savaş değil, terörist eylemlerdir.

Her devlet, terörist eylemlere karşı savunma yapar. Terörle mücadele eder, silah bırakmadan müzakere etmez. Bu sahte barış çığlıklarının ardında Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ve Türkiye Cumhuriyeti’ni suçlu konuma sokmak yatmaktadır.

Emperyalist güçlerin barış süreci, PKK terör örgütüne dokunmayalım, güçlensinler, gerektiğinde kullanırız anlamına gelmektedir.Barış silahların ucunda değildir, olmamalıdır da..

Onurlu toplumlar, silahların gölgesindeki demokrasi taleplerini kabul etmez, etmemelidir de…

Bugün ülke kan gölüne çevrilmiştir.

Bu katillere yolu açan PKK’nın uzantısı HDP ülkenin birliğine, dirliğine darbe vurma peşinde. Barış, katille gelmez, hainle gelmez, emperyalizmin kucağına oturarak asla gelmez, gelmemelidir de. Kan ve gözyaşı dökerek barış gelmez.

Barış ülkenin bölünmesiyle, parçalanmasıyla da gelmez. Barış, PKK gibi terör örgütüne, gerilla diyerek ya da özgürlük savaşçısı diyerek de gelmez.Emperyalizmi ve işbirlikçilerini kovmadan, silahları gömmeden,kan ve göz yaşı dinmeden barış da olmaz..
Şimdi ülkemizin haline bir bakalım.

Ey CHP; bu olayların ve bu halkın huzurunun kaçmasının en büyük sorumlusu sensin.

HDP ile kardeş olacağına kendi Cumhuriyetçi kimliğinle siyaset yapsaydın, başkalarının veya üst akılın yönetiminde çalışmasaydın, ülke bu kadar kısa bir sürede bu hale gelmezdi.
Makam hırsı adına AK Parti’yle koalisyon yapma peşindeydin. Ne kadar samimiyetsiz olduğunuz ortada. Daha düne kadar AK Parti’ye, Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’a demediğini bırakmadın şimdi hükümet kurma derdindesin. Koalisyon hükümetinde yer bulamayınca HDP ile ayni masada buluşmayı göz alarak ortak hükümet kurmaya heveslendiniz. Önce yüzünüzdeki maskeyi çıkarın hangi ülkenin siyasi partisi olduğunuzu görelim.

Vatanın bölünmez bütünlüğünün bekçiliğini yapan askerimize, polisimize kurşun sıkan PKK terör örgütünün uzantısı HDP’nin yolunu açtınız. Şimdi halkın ne huzuru var ne de mutluluğu. Bu yaptığınız Yahudi’ye ve Ermeni’ye yaradı.

Biz neden ötekileştirilmek isteniyoruz?

Çünkü biz Laz’ıyla Kürt’üyle Arap’ıyla Çerkez’iyle bir bütünüz… Hepimiz kardeşiz ve kardeşliğimizi bozmak için bu tür oyunlar oynanıyor.

Kimse, inancından, kökeninden dolayı dışlanma duygusu yaşamamalı ve farklılıklarımızı zenginliğimiz olarak görmeli; karşı taraftan yok edilme duygusu taşımadan, yapıcı, birleştirici, farklı fikirlerin özgürce ifadesi toplumsal barışın mihenk taşı olacaktır.
Hiç düşündünüz mü neden hep oyunlar Kürtlerin üzerinden oynanıyor. Dikkat ederseniz, HDP’nin eşbaşkanı aynı siyaseti yapıyor. Yok efendim ‘ezilmiş halk’ yok efendim ‘dışlanmış halk’ deyip Kürtlerin üzerinden siyaset yapıyor.

HDP Eşbaşkanı çocuklarını Amerika’da okutuyor sonra da ezilmişlikten haktan hukuktan söz ediyor. Kimse kimseyi kandırmasın artık gün birlik günüdür gün kardeşlik günüdür.
Vatanımıza, milletimize ve kardeşliğimize sahip çıkma günüdür. Komşu ülkelerden hiç mi ibret almıyoruz? Irak’a bir bakın. ABD, Irak’a girdi ne vatan, ne namus ne de haysiyet kaldı. Suriye alev alev yanıyor. Iraklı Suriyeli çocuklar satılıyor. Birçoğunun iç organları yabancı istihbarat örgütleri tarafından ülkelerine kaçırılıp kendi hastalarına naklediliyor.

Orada yaşayanlar da bizim Müslüman kardeşimiz değil mi? Bakın bizi de aynı duruma getirmek için bu Kürt-Türk kavgası çıkarıp bizleri bölmek istiyorlar. Bu oyuna gelmeyelim. Türkiye’nin karşısına, tüm devlet düşmanlarını ve teröristleri besleyen AVRUPA SIRTLANLARI dikiliyor. Onların kucağına oturan Türkiye düşmanları da kukla çakallar olarak neye hizmet ettiklerini bilmeden çocukları ölüme gönderiyor.
Aynı Allah’a inanan Kürt kardeşlerimizle bizi ayrıştırmaya kalkan terörist gruplar şunu iyi bilmelidir.

Bosna’yı fetheden Gazi Hüsrev adına başkent Sarajevo’da inşa edilen caminin imamı ilk Sırp saldırısında öldürüldü. Ardından sırayla ölüme gideceklerini bile bile tam 30 kişi çıktı o minareye EZAN okumaya.

Hepsi de öldürüldü ama Bosna’da EZANLAR hiç susmadı. Siyonist-Haçlı ittifakına hizmet eden Ermeni ateist ve komünist PKK yönetimi,özellikle HDP bunu asla unutmasın.. Gözlemlediğim kadarıyla bazı insanlar ‘vatan’ kelimesinin ne anlama geldiğini idrak edemiyorlar.

Şunu hepimiz kafamıza beynimize yüreğimize iyice sokmalıyız. İnsan anasız kalır, babasız kalır, kardeşsiz kalır, eşsiz kalır ama VATAN sız asla. Saygılarımla.

Hasan ALPARSLAN Araştırmacı Gazeteci- Yazar. .27 Ağustos 2015

Share
1102 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2