logo

YALAN HABER YAPMAK BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com
YALAN HABER YAPMAK BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
Yaşanan olaylar, toplumu doğru bilgilendirmek adına; tüm, haber  ajanslarının ne kadar önemli bir görev yaptığını ortaya koymuştur. Bu ajanslardan beslenerek; görsel medyada, yahut yazılı medyada kamuoyunu,  doğru bilgilendirmek için; çaba sarf eden, emek ortaya koyan tüm basın mensuplarını candan ve yürekten tebrik ediyorum. Görevlerinin asıl amacının bu olduğunu, görev sorumluluğunu kazanmış olmanın verdiği güçle; doğru ve yansız haber veren tüm kuruluşları, tekrar bu sorumluluklarından dolayı tebrik ediyorum.

Aynı haber ajanslarından aldıkları haberleri; kendilerinin yorumlarını ekleyerek; kendi mantıklarının süzgecinden geçirerek,  olmayan ve yaşanmayan şeyleri, yaşanmış gibi takdim eden,   tüm basın kurumlarını da; Yüce Milletim adına; sorumluluğa davet ediyorum. Hele, hele yalan haber yapan, olmayan olayları olmuş gibi gösteren, bilgi ve belgeye dayanmayan, uydurma ve duyumdan ibaret olan haber ve yorumları yapanları da; şiddetle kınıyorum. Bu Yüce Millete karşı; daha sorumluluk içerisinde, daha duyarlı olmaya davet ediyorum. Bu Millete karşı yapılmış, büyük bir sorumsuzluk olduğunun altını çiziyorum.
Ülkemiz basınının vazgeçmediği, sürekli yaptığı yanlışlardan, bir tanesi; Belge ve bilgiye dayanmayan, masa üzeri habercilik anlayışı,  zihniyetinin hakim olmasıdır. Bu olay, insanları üzmektedir.  Toplum nezdinde telafisi olmayan yaralar açılmaktadır. Bu alışkanlığımızı ne zaman terk edeceğiz? Bilmiyorum! Bildiğim bir şey var ise; o da; tüm kamuoyunun, bu durumlara pek sıcak bakma durumunun olmadığıdır.
Haberi yapan arkadaş, kendi kariyerine bir şeyler katmak adına, çırpınıyor, olabilir. Ancak, denetim konumundaki insanların bu detaylara dikkat etmeleri gerekmez mi? Biz haberi yapalım da; sonu ne olursa olsun, mantığı, pek de doğru mantık gibi gelmiyor.
Bu yalan haber ve bilgi ve belgeye dayanmayan haber konusu; sosyal medyada çok yaygın konumdadır. Haber yaptığınız kişinin durumu, geleceği, ailesi, çevresi, v.s. kimsenin umurunda değildir. Alabildiğine sorumsuz haberler, paylaşımlar, kim bilir arkasında hangi olumsuz  hikayelerin oluşmasına sebep olmaktadırlar. O haberleri yapan, araştırmadan yayınlayan insanlar, olabilecek, olumsuz durumlarda ne kadar sorumlu olduklarının farkında mıdırlar? Yoksa, ne olacak canım işte; sahte bir isimle sahte bir hesap açarım ve sosyal medyada ağzıma geleni yazarım, aklıma geleni ifade ederim, mantığının esiri mi olmuşlardır. Eğer, inanan bir insansanız, bundan bir gün hesaba çekileceğinizi hatırlatalım. Yok inancınız yoksa; sizin de böyle davranarak insanların kişisel haklarına ne kadar tecavüz ettiğinizi ve bir gün siz inanmasanız da; ondan hesaba çekileceğinizi hatırlatalım. İnsan olarak yaptığınızın ne kadar doğru olduğunu; kendi kendinize sorun?  derim.
Elektronik imkanların sunduğu nimetleri, iyi şeylerle değerlendirmek var iken; yanlış yerlerde kullanmak insanlardaki kişisel bozukluğun bir sonucudur. Karanlıkta işler çevirmeye benzer. Aynı zamanda, o tür insanlar korkak ve cesareti olmayan varlıklardır. Gerçek kimliklerini ortaya koyarak, düşünce ve fikirlerini ifade etmekten korkarlar. Unutmasınlar, bu yaptıkları yanlışlar gerçek dünyada olsa idi; hepsinin cezalandırma veya ödüllendirme adına bir karşılığı olurdu. İşte bu gerçekten kaçtıkları için; sahte ve sanal dünyaların kahramanları olmaya soyunuyorlar.
Devleti yönetenler bu konuda hangi tedbirleri alacaklar, göreceğiz. Bir yerleri kapatma gerçeği, geri tepti. O halde bu tür suçları işleyenlerin tespit edilip, cezalandırılması konusunda ciddi tedbirlerin alınması şarttır. Aynı tedbirin Ulusal, veya yerel yazılı ve görsel basında alınması gereğine inanıyorum. Başkalarının özeline saldırmanın, Hakaret ve tehdit içerikli yayınların olmasının, gizli bilinen gerçeklerin ifşa edilmesinin, Devlet sırlarının ortaya çıkarılmasının, basın özgürlüğü ile; tanımlanmasının doğru olmadığını savunuyorum. Gerçek hayatın tüm alanını yaptığınız yalan haber ve yorumlar etkiliyorsa, insanlar bunların tesiri altında kalıyorsa; sizin de dikkatli olmanız gerekir, inancındayım.
Devlet yetkililerinin; bu yalan habercilik konusunda yeteri kadar caydırıcı, cezalar verilmesi gerektiğine, inanmalarını ve harekete geçmelerini bekliyorum. Aynı şey; sosyal medya için de; geçerlidir. Son yaşanan olayda; sosyal medyadan neler paylaşıldığına, hep beraber şahit olduk. Eğer, ilgili; sosyal erişim ağı; gerektiğinde sizinle, güvenlik açısından, iletişim kurmayı kabul etmiyorsa; Devlet eli, ile; her türlü tedbirin alınmasından, yanayım.
Bu durumların toplum vicdanında daha fazla yaralayıcı konumlara gelmeden, birilerinin acil tedbirler alması gerekir. Düzenlenecek yeni yasa ve yönetmeliklerle bu tür yalan haberciliğin, sosyal medyadaki iftira ve yalan kaynaklı abartılı tanımların önünün alınması şarttır. Son dönemlerde görüldüğü üzere; bazı olumsuz hal ve hareketler sosyal medya tarafından organize edilmektedir. Doğal olarak; herhangi bir basın kuruluşunun halkı bilgilendirmek adına yapmış olduğu yalan ve yönlendirici yayınına bir ceza gelmediğini gören; sosyal medya kullanıcıları bu alanda daha sorumsuz, hakaret ve tehdit, şiddet içerikli paylaşımlarına kontrolsüz bir şekilde devam etmektedirler. Bunun sonucu önü alınamayan felaketler olabilir. Birilerinin bu duruma derhal dur demesi gerekir.
Burada söz konusu olan Vatan ve Millet yararıdır. Söz konusu olan bu değerler olunca; alınacak tedbirlerin ivediliği ortaya çıkar. Kim hangi amaçla neyi planlıyorsa; ona göre bedelini de görmesi gerekir. Kötü amaçlı bir, çok şeyin önüne geçileceği fikrini taşıyorum. Bu sorumsuz davranışların, bir an önce durdurulması adına, yapılacak tüm çalışmaları da bekliyorum. Yeniden tekrarlıyorum: söz konusu olan, Vatan ve Millet yararıdır. İhmal ve tereddüt kabul etmez. Gelecek neslimizi bu yanlışlığın içerisinden kurtarmamız şarttır. Yoksa sanal Dünyada her şeyi yapabileceğini zanneden bir nesil geliyor. Tehlike çanları; özellikle genç neslimiz için, çalmaktadır. Unuttukları bir şey var. Gerçek hayat hiç bir zaman sanal dünyadaki gibi sorumsuz ve kurgulardan ibaret değildir…
Hemen tedbir alınması gereken bu önemli konu; umarım bir takım engellere uğramadan, hayat geçer…

 

Share
1544 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
  • Bilirsinizmi…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      "Ayaq səsləri" psixologi romanımdan bir parça   Bilirsiniz, hər kəsin kiməsə, kiminsə qarşısında borcu var. Ən azından Yardana, Valideynlərimizə, Vətənə borcluyuq. Ona əmin olaq ki, bizdən də çətin durumda olan, ehtiyaclar içərisində boğulan insanlar var, çoxdur... Elə sanmayın ki, imkanlılar çox şanslıdır. Onlar şanslı ola bilərlər – ona görə yox ki imkanlıdır. Doğrudur, imkanlı olub, şanslı olanlar da var – o halda ki, onlar ağıllı və imkanlı, həmçinin yardımsevərdir. Ancaq və lakin onların da zəif tərəfləri çoxdur. Məhz bun...
UA-36507442-2