logo

reklam

VİCDANMI? CÜZDANMI?


facebooktwitter
Nevzat ERTEKİNOĞLU
nevzatertekinoglu@hotmail.com

Günümüzde, İnsanların kafası çok karışık. Olaylara nasıl bir bakış açısıyla bakacaklarını
bilemez durumdalar.

 

Bu konuda kafaların en çok karışık olduğu durumlardan bir taneside şüphesiz Suriye ve Suriyeliler meselesi… İnsanlar; Suriyeliler için vatanlarını terk etmelerini anlamadıklarını söylüyorlar. Bende düşünüyorumda, hakikaten bu insanlar neden kalıp savaşmıyorlarda, vatan topraklarını terk ediyorlar? Sonrada hep yapmaya çalıştığım gibi empati kuruyorum, kiminle niçin savaşacaklar diye. Kimin ne olduğu belli değil. Örgütlerin sayısı baya fazla ve kime neye hizmet ettikleride belli değil. Böyle düşündüğüm zamanda pek kızamıyorum doğrusu.

 

Maalesef milyonlarca Suriyeli, doğup büyüdükleri, atalarının yadigarı, her karesi geçmişlerini hatırlatan memleketlerinden, hayatları pahasına başka yerlere göç ediyorlar. Hiçte kolay bir şey olmasa gerek bu durum. Bizim ülkemizede resmi makamların verdiği bilgiye göre yaklaşık iki buçuk milyon suriyeli sığınmış durumda. Sohbet ettiğim insanların çoğunluğu bu durumdan oldukça şikayetçi; “Suriyelilere bakmak için çok kaynak harcanıyor, ülkemize ve insanımıza yapılması gereken paralar hep onlara harcanıyor, iş bulmakta zorlanıyoruz. Her taraf suriyeli dolmuş, dilenenler, ışıklarda bekleyenler vesaire” diyorlar. Evet biraz düşününce pekte boşa konuşuyor gibi değiller. Mantıklı ve cüzdanı düşünerek bakacak olursak doğru bir bakış açısı gibi geliyor insana. Ancak Vicdani açıdan bakıldığında hiçte doğru bir yaklaşım olmadığı çok net ortada. Mutlak yapmamamız gereken empati kurmak. Ben hemen her konuda yapmaya çalışırım zira. Geçenlerde çocuğum (20 aylık) merdivenlerden düştüğünde kalbim yerinden fırladı sanki, anlatılamayacak bir acı duydum. Sonra gece kendi kendime düşündüm; benim çocuğumun bir düşmesiyle yüreğim kopuyorsa, gözlerinin önünde çocuklarının, eşlerinin, anne ve babalarının ve dahi sevdiklerinin paramparça olduğunu görmek yada kaçınılmaz bir son olduğunu düşünmek, nasıl bir acıdır dedim. Rabbim kimseye yaşatmasın.

 

Suriyelilerden dolayı iş bulamıyoruz görüşünede katılmıyorum. Mesleğim icabı piyasayı dolaştığımda görüyorumki, tembel, iş beğenmeyen bir toplum olmuşuz. Herkes masabaşı iş arıyor, kimse iş beğenmiyor. Tanıdığım birçok firma Türk işçi bulamadığı için yabancı veya suriyeli işçi çalıştırıyor. Sorduğumda, Türk işçilerin işi hiç kabul etmediğini yada başlayanlarında en fazla bir iki gün çalışıp haber dahi vermeden işi bıraktığını söylüyorlar. Eleştiriyi çok seven ancak öz eleştiri hiç yapmayan bir millet olduk vesselam.

 
Evet dediğim gibi günümüzde kafalar karışık, ancak bence sorunun ve kafa karışıklığının temel nedeni, insani ve vicdani değerlerin azalmasıdır bence. Her olaya parasal veya ekonomik açıdan bakar olduk. İnsani ve vicdani olarak bakmaz olduk olaylara. Evde her yemekte çocuklarıma yemeği ziyan etmemelerini, dünyada milyonlarca aç insanın her lokmada hakkı olduğunu söylüyorum hep.

 

Sonuç itibariyle günümüzdeki tüm sorunlarda olduğu gibi Suriyeliler konusunda da Vicdani Düşünülmesi kanaatindeyim. Her ne kadar ekonomik açıdan Söylenenlerin gerçeklik payı olsada, İnsanlık Vicdanen bakmamız gerektiğini söylüyor bize.

 
Peki siz ne dersiniz? Cüzdanmı? Vicdanmı?

 

“Bir insan acı duyabiliyorsa canlıdır, Başkasının acısını duyabiliyorsa İnsandır”
Che Guevera

Başkalarının acılarını duyanlardan olmak dileğimle..
Sevgiyle kalın..

YAZAR – MALİ MÜŞAVİR
NEVZAT ERTEKNOĞLU
nevzatertekinoglu@hotmail.com

Share
505 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2