logo

reklam

VERGİ MİLLETLERİN KALKINMASININ TEMELİDİR


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com

VERGİ MİLLETLERİN KALKINMASININ TEMELİDİR

Vergi, yeteri kadar toplanamamaktadır…
Bu tespit, Sayın Maliye Bakanlığının yetkilileri tarafından, ifade edilmiştir. Genel olarak baktığımız zaman, gerçekten acı bir durumdur. En yetkili ağızlardan bunu duymak daha da acıdır. Yeteri kadar neden toplayamıyoruz? sorusunun cevabı, detaylı olarak açıklanmalı ve bu konuda halkımız bilgilendirilmelidir.
Devletin yeni yapılanmasında; öncelikli konular arasında, ele alınması gereken ciddi bir meseledir. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuyu, ele alacağından, eminiz.
Daha fazla hizmet almak, daha refah seviyesi yüksek bir toplumda yaşamak; düzenli vergi toplamaktan geçer.
Bizim de bu konuda elbette söyleyeceklerimiz vardır. Her ne kadar bizim söylediklerimiz, kimileri tarafından duyulmasa da; biz sorumluluğumuzu yerine getirmek adına yine de söylemek zorundayız.
Öncelikle Ülkemizde vergi kaçırma suçuna, en ağır cezalar verilmelidir. Bu konuda gelişmiş ülkelerde, yeteri kadar örnek vardır. Hatta, bazı ülkelerde vergi kaçırmak, vatan hainliği ile eş anlam taşımaktadır. Bizde ise; vergi vermek sıradan bir iş olarak gözükmektedir. Seksenli yıllar öncesinde zaten, ticaret yapanlardan, esnaftan, vergi almak, diye bir olay; çok nadir olmakta idi. Bu açığı görenler, KDV zorunluluğunu getirdi. Fiş kesme mecburiyetini hayata geçirdi. Hatta, fiş toplamayı ödüllendirdi. Bütün bunların amacı; vergiyi düzenli bir şekilde toplamak idi.
Devletin her türlü imkanlarından fazlasıyla istifade eden şahısların, vergi ödeme konusuna gelince; kaçamak davranmaları kabul edilemez. Hala, ülkemizde kayıt dışı ekonomi, büyük rakamlarla ifade edilecek konumdadır. Kısacası, kayıt dışı ekonomi tamamı ile olmasa bile; yeteri kadar denetim altına alınamamıştır. Bunu başarabilecek yasal zorunluluklar, acilen çıkartılmalıdır. Personel sıkıntısı var ise; gerekli eleman ihtiyacı giderilmelidir. Bu alanda, işsizliğin azalması adına da çalışma yapılmış olur. Kesinlikle başarılı eleman ödüllendirilmelidir.
Devasa şirketleri denetleyen insanlar, maddi açıdan; kimseye muhtaç halde olmaması gerekmektedir. Ödenen ücret politikaları, gözden geçirilmelidir. Doyurucu ücretler ödenmelidir. Denetlemiş olduğu mükelleflerden, gelecek, cazip tekliflere kanmaması için; bu düzenleme şarttır. Sonuçta tüm vergi deneticileri insandır. İnsanların da zaafları olduğu düşünülerek, onların da; denetim mekanizmasından geçmeleri gerekmektedir.
Kayıt altında olan, mükelleflerin; sıkı denetimi yapılmalıdır. Burada kayıt altında gözükerek, vergi kaçırılmasına müsaade edilmemelidir. Sanki ülkemizdeki muhasebe elemanları şirketlerin, düzenli işlemesini yönlendirme yerine; Devletten vergi kaçırmanın gereğini yapan kurumlar olarak, algılanmaktadır. Bu algının düzeltilmesi gerekmektedir. Vergi kanunlarında var olan eksiklikler; bütün tarafların bir araya gelerek, görüşlerini ortaya koymaları neticesinde; daha düzenli, daha adil bir sistemin hayata geçmesinde katkı sağlamaları gerekmektedir. Bu konuda herkesin görüşü alınmalıdır.
Serbest çalışan kimi Doktor, Avukat, Diş doktoru, sağlık kurumu gibi yerler; geçmişte hatırladığımız kadar; yapılan denetimlerinde, pazarlık usulü vergi alınan yerler olmuşlardı. Bu durum bile; denetimin yeteri kadar yapılmadığının, ispatıdır.
Devletin, daha güçlü olması; yeterince ve adilane vergi toplamasından geçmektedir. Çok basit örnekle; dolmayan havuz, boşalmaz, taşmaz… Bu bilincin tüm vergi mükelleflerine yeteri kadar anlatıldıktan sonra; hala vergi kaçırmaya devam etme heveslisi olan insanlar; caydırıcı cezalar verilerek, doğru çizgiye yönlendirilmelidir. Gerekirse; halkın vergi toplanmasına yönelik denetim işi tekrar hayata geçirilebilir. Yani, fiş alma, fiş toplama işi ödüllendirilme yönüne gidilebilir. Bu kadar olaydan sonra hala esnafın fiş konusunda yeteri kadar titiz davrandığı söylenemez. Gizli denetim elemanları oluşturulmalıdır. Bu Elemanların, şahsi davranmaması için; tedbirler alınmalıdır.
Aynı zamanda, kaçakçılığın önüne geçmek gerekir. Bunun yolu, satılan mallarını nereden alındığının, belgelenmesidir. Tüm tedbirlere rağmen; şehirlerin meydanlarında işportacılar aracılığı ile; kaçak mal satılmanın önüne geçilememiştir. Orada o malı satan gariban kişiler değil; asıl o malı Ülkeye yasal olmayan yollardan sokarak, piyasaya sürenlerin en ağır cezalarla cezalandırılması gerekmektedir. Zabıta arkadaşların, denetimsiz malları satan şahıslara karşı gösterdikleri tepkiler; Halkımız tarafından onaylanmayan olaylardır. Asıl, O kaçak malı , Ülkeye sokan insanlar bulunup; en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. İşportacı arkadaşın malı nereden aldığını bulmak; zor olmasa gerektir.
Doğal olarak normal esnaflığını yapan vatandaş isyan etmektedir. Kendisinin, her türlü denetim altında esnaflık yaptığını, dükkan kirası, eleman ücreti ödediğini belirterek; bu ödemeleri yapmayan, hiç bir gideri olmadan piyasada, kaçak mal satan kişilerle rekabet etmemesi nedeniyle; zarar ettiğini belirtmektedir, haklıdır. Denetim işi, gerekirse kolluk kuvvetleri aracılığıyla yasal olarak yapılmalıdır.
Teknolojinin bu kadar ileri gittiği bir dönemde; vergi denetimini daha da artıracak sayısız öneri ve teklif olabilir. Bunlardan uygun olanlar, en kısa zamanda hayata geçmelidir. Vergi yükünü, çoğunlukla sadece çalışanların ve düzgün bir şekilde vergisini ödeyen mükelleflerin sırtına yüklemek, doğru değildir. Bu aynı zamanda bir haksızlıktır. Bu bilinci almamış, ısrarla vergi kaçırmaya devam eden, veya hiç vergi vermeyen insanlar, şirketler, Medya aracılığı ile; sık, sık halka duyurulmalıdır. Halkımız bu konuda bilgilendirilmelidir. Mutlaka onlar da kendi düşüncelerine ve güçlerine göre; alış, veriş açısından onları cezalandıracaklardır.
Vergi konusunda, dersimiz bitmemiştir. Devam etmektedir. Bir de bankaların kazançlarından yeteri kadar vergi alınabiliyor mu? onu sorgulamak lazım. Faiz oranlarının bu kadar yüksek olması da; bu kaçakçılık işlemini körüklemektedir. Bankalar tüketiciye yönelik hizmetlerinde, onlardan her türlü faizi almaktadırlar. Üstelik bazen tüketici, vergilere de ortak olmaktadır. Kısacası bankaların da bu durumunun sorgulanması gerekir.
Büyük şirketlerin öncelikle DEVLETE olan vergisini düzgün ödemesi temin edilmelidir. Reklam giderleri, sponsorluk giderleri, eğitime yardım, sanata yardım giderleri; vergiden düşürülmemelidir. Eğer, düşürülüyorsa; Büyük mükelleflerin vergisini, Devlete vermesi sağlanarak; O, hizmetleri Devletin kendisi yapmalıdır.
Ev, araba, gibi alım satımlarda; gerçek fiyatlar üzerinden vergilendirme, yapılması gerekir. Mükellef konumunda olmayan üçüncü şahısların alım, satımlarda kazandıkları kazançlar, vergilendirilmelidir. Bunun önüne geçilmesi gerekir. Ev kiralarından, hala; istenilen denetim sağlanamamıştır. Bizim bazı insanımız; yasal zorunluluk, yahut yasal ceza sistemi hayata geçirilmeden bu fazladan kazanç elde etme sevdasından vazgeçememektedir. Bunun engellenmesi gerekir.
Vergi konusunda; düşünmeye, çareler üretmeye devam etmeliyiz. Şikayetçi olmak sorunları çözmüyor. Sorunların üzerine giderek, çözümler üretmek zorundayız. Güçlü bir Ülke; en fakirinden, en zenginine kadar; gerekli vergi anlayışının gelişmesi ile olacaktır. Bilerek vergi kaçırmak, bu vatana ihanettir. Aynı zamanda, Bu Millete ihanettir. Memleketin geleceğini karartmaktır. Aynı zamanda, bireyin kendi geleceğini, karartmasıdır.

Share
70 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TEKRAR DÖNME ŞANSIN YOK!

    26 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Sen… Ya karşılaştığın olaylar içinde, RASÛL’ün haber verdiği şekilde, kendi hakikatına yakışan bir biçimde, ilmin gereği olan davranışlar ortaya koyarak, hakikatına bir adım daha yaklaşacak; yakîninin meyvelerini derleyeceksin… Ya da… İlmi ve aklını bir yana koyup; şartlanmaların, ilkel değer yargıların, duyguların istikâmetinde davranışlar ortaya koyacak; sahiplik düşüncesi ve duygusuyla yaşamına yön verip, sonuçta pişmanlıkları oynayacaksın!. Boşa geçen, değerlendiremediğin zamanı, yapman gerekirken yapamadıklarını sonradan asla telâfi edem...
  • HZ.EBUBEKİR’İN VASİYETİ

    25 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Hazret-i Ebu Bekrin vasiyeti Hazret-i Büreyde’den, edilir ki rivayet: O Server, bir gazadan, zaferle etti avdet.Vakta ki Medine’ye, sağ salim döndüğünde, Bir siyahi cariye, gelip durdu önünde. Dedi: (Ya Resulallah, adamış idim ki ben, Eğer sen, bu gazadan döner isen salimen, Avdet eylediğinde, huzuruna geleyim. Eğer izin verirsen, tef çalıp söyliyeyim.) O Server, cariyenin bu arzusunu duydu, (Eğer adadıysan çal, yoksa çalma!) buyurdu. (Adamıştım) diyerek cariye o Servere, Başladı huzurunda, tef çalıp...
  • Rahmetin Yağdığı Ay’ın Bayramı “Ramazan Bayramı”

    24 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Rahmetin yağdığı ay’ın bayramı olan Ramazan Bayramına erişmek bütün Müslüman alemi güzel duygu ve hislerin ortaya çıktığı anın resmidir.   Birlik beraberlik içerisinde toplumun bütün kesimlerinin en güzel noktada kaynaştığı, huzur ve mutlulukla dolu olan bir Ramazan’ı Şerif ayının ardından onun o eşsiz güzelliğe sahip bayramına ulaşmak yüce Allah’ın biz müminlere büyük bir ikramı ve ihsanıdır.   Bayram; güzel duyguların, sevinçlerin, güzelliklerin ortaya çıktığı günün adıdır. Yüce duyguların yüceliğe ulaştığı, duyguların coştuğu, s...
  • “İslam Dünyasında oluk oluk kan akarken biz bayram mı yapacağız?!!”

    24 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Manevi atmosferi yüksek bir Ramazan-ı Şerif'i daha geride bırakıyoruz.Günahlardan arınmış,bağışlanan kullardan olma ümidiyle bayram  hazırlıklarına başladık. Bayramlar; neşe demek,sevinç demek.Peki biz inananlar olarak bu bayramı neşe ve sevinçle karşılayabiliyor  muyuz? Ya da diğer bir ifadeyle sevinçle karşılamalı mıyız? İslam beldelerinin neredeyse tamamında kan ve gözyaşı hüküm sürerken nasıl bayram yapabiliriz? İslam tarihinde daha önce belki de hiç olmadığı kadar büyük acılar yaşanmaktadır! İslam Alemi bu kadar acz içine belki hiç düşm...
UA-36507442-2