logo

reklam

Vatandaşlık ve Yurttaşlık Eziyeti


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Meclise sunulan Yurttaşlık Yasa Tasarısı ve Daimi İkamet Yasa Tasarısı bence tekrar gözden geçirilmeli, insan haklarına uygun ve çağdaş bir şekilde, bizi gelecekte Rumların nüfusu ile kıyaslandığı vakit azınlık sınıfına sokmayacak yeni bir düzenleme yapılmalıdır.

Kıbrıs’ta 6 yıl çalışana daimi ikamet izni verilmesi adeta bir lütuf gibi halka ve çalışanlara sunuluyor. Oysa tam bir yüz karası, insanlık dışı bir uygulama.  Avrupa Birliği’nde 6 yıl aralıksız çalışana vatandaşlık veriliyor ama biz AB’den çok daha üstün bir ülke olduğumuzdan, 15 yıl çalışmasını, yani ortalama iş hayatının üçte birini burada, ikinci vatanı addettiği ülkemizde geçirmesini ve sonra da vatandaşlık için başvuru yaparsa lütfen değerlendirebileceğimizi söylüyoruz, KKTC’yi seven ve kendine ikinci vatan edinmek isteyen kişilere. Çocukları burada doğmuş ve büyümüş bu insanlara biz “hadi güle güle” diyoruz zamanı geldiğinde, çocuklarının gözünün yaşına bakmadan, geleceklerine nasıl bir zarar vereceğimizi hiç düşünmeden.

Hastalıklı bir beyin zamanında burada doğan çocuklar için çıkardığı bir kuraldan ötürü, doğum belgesine “vatandaş değildir” diye insanlık dışı bir damga vuruluyor, daha çocuk doğar doğmaz. Tam insanlık dışı bir uygulama. Biz ona “burada doğdun ama burası senin vatanın değil, defol git” diyoruz bir anlamda.

Ülkemize çalışmak için gelenlerin niye vatandaş olamayacaklarını da hiç anlamış değilim gerçekten. Bu düşüncede olanlardan bir tanesi bana, Dubai’yi ve Kuveyt’i örnek göstermek istedi kendisine konuyu açtığım ve neden diye sorduğum vakit. Oralarda çalışmak için gelen kişiler kesinlikle vatandaş olamazmış bu siyasimize göre… Bu devletlerin casino online çoktan, daha kendisi bile doğmadan evvel bağımsız ve tanınmış bir ülke haline geldiklerini, bizim ise bağımsız ve tanınmış bir devlet olmak yolunda hala daha mücadele verdiğimizi unutmuş anlaşılan bana bu örnekleri verirken.

Sürmekte olan müzakereler sonucunda Rumların, nüfusumuzun az olduğu gerekçesi ile bizi azınlık sınıfına sokmak isteyeceklerini ve bu yönde çalışmalar sürdürdüklerini ya bilmiyor, ya da bilmez havalarına yatıyor, KKTC’nin varlığına son vermek, şanlı mücadelemizi tarihten silmek ve bizleri Rum’a yamalamak için. Rumların niye nüfusumuzun artmasını istemediklerini bir türlü kavrayamıyor bazı siyasilerimiz maalesef. Bütün hedefleri KKTC’yi batırmak veya da politik sıkıntıya sokmak pahasına seçmenlerine şirin görünmek. Hepsi o kadar. Onlar için en değerli konu popülizm ve seçmenlere şirin görünmek, gerisi çok da önemli değil.

Ekonomimizin kalkınması, çalışan sayısının, üretim yapan sanayicilerin ve yatırımcıların sayısının artması ve ülkemiz sınırları içinde daha fazla nakit paranın dolaşması için fazla nüfusa gereksinimimiz olduğunu hangi ekonomiste sorsa kendisine tavsiyede bulunacak ama

bunlar marazlı kafalar maalesef. Bir “ari ırk” ütopyasına katılmışlar, sanki de bizlerin ataları Anadolu yerine Ay’dan gelmiş gibi, aynı ırktan olan, dili dilimize, tarihi tarihimize, dini dinimize uygun aynı eğitim içeriğini okullarda okuyan kardeşlerimizin ülkemize gelip yerleşmelerine mani olmak için her tür engeli çıkarıyorlar.

Çalışma ve ikamet izni kolayca alınmasın diye, başvuru yapan kişilere -maksatlı olarak- yapay zorluk çıkarıldığı ve bu nedenle de e-devlet uygulamasının başlatılmadığı inancındayım. Bu işlemlerle ilgili bölümlerde çalışan memurlarımız, gerek ikamet için, gerekse de çalışma izni için başvuru yapan kişilerle aşağılayıcı bir şekilde konuşmakta ve davranmaktalar. Bunu yapmaya ve bu şekilde davranmaya hiçbir hakları ve yetkileri yok ancak böyle davranmayı misyon edinmişler. Gerçekte bu tür kendini bilmez memurlarımız için soruşturma açılıp, disiplin cezası gerekmektedir. Bu işlemleri yapmak için maaş alıyorlar ve en iyi şekilde de görevlerini güler yüzle yapmak zorundalar.  Bu dairelerde çalışan personelin nasıl davranacaklarına ve işlemleri en kısa zamanda nasıl bitireceklerine dair “Hizmet içi” eğitim açılması ve bu çalışanların da bu eğitime tabi tutulmaları gerektiği konusunda ısrarcıyım, bu tür olumsuz, itici ve aşağılayıcı davranışların dairelerimizde tekrarlanmaması ve alışkanlık haline gelmemesi için…

Ata ATUN e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

10 Haziran 2015

Share
740 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir anlık ibadet

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir anlık ibadet Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, bir gün mescid-i şerifte eshabiyle sohbet ediyordu. Az sonra Cebrail aleyhisselam geldi. Bir haber getirmişti Efendimize. Selam verip arzetti: - Ya Resulallah! Ebu Bekir, bu sabah bir ibadet yaptı ki, yetmiş yıllık ibadete bedeldir. Efendimiz bir şey buyurmadılar. Bilal-i Habeşiyi çağırıp; - Ebu Bekir’i çağır, gelsin buyurdular. Hazret-i Bilal; - Baş üstüne ya Resulallah dedi. Ve koşup çaldı kapıyı. Hazret-i Ebu Bekir çıktı kapı...
  • Bunlar Beyt-ül-malındır

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bunlar Beyt-ül-malındır Bir gün hazret-i Ömer, zekat develerinden, Birinin ardı sıra koşuyordu ki, birden. Gördü hazret-i Ali halifenin halini. Hayret içerisinde sordu şu sualini: (Hayrola nedir bu hal ya emir-el müminin! Ne için koşuyorsun ardından bu devenin?) Buyurdu ki: (Ya Ali, beyt-ül-malın bu deve, Havutunu düşürmüş, kaçıyor başka yere. Tutup da, havutunu vurayım ki ben derhal, Zarara uğramasın zamanımda beyt-ül-mal.) Duydu hazret-i Ali bu sözü Halifeden. Derinden bir “Âh!” çekip, ağladı so...
  • RAMAZAN AYI İFTAR İSRAFI

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    RAMAZAN    AYI     İFTAR    İSRAFI Ramazan ayı bahane,  israf  şahane... Ramazan ayı  israf ayı değildir... Ramazan ayı nefsi terbiye etme ayıdır... Yardımın, paylaşmanın, bölüşmenin  zirve yaptığı; ay olması gerekir... Pahalı ve görkemli iftar  sofraları, yerine; sade ve paylaşmanın esas olduğu  iftar sofraları tercih edilmelidir. Fakirin ve  yoksulun doyurulduğu, ortak ortamlarının paylaşıldığı, yüzünün güldüğü, sofralar; asıl amacın yerine getirildiği sofralardır. Öz budur... Son günlerde, Dünya toplumunun çekmiş olduğu açlık sıkıntıs...
  • Kemiğe yazılan yazı

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kemiğe yazılan yazı Sa’d bin Ebi Vakkas, Kûfe vilayetine, Vali olup, ev yapmak arzu etti kendine. Arsa bulup, istedi onu satın almayı, Lakin bir mecusiye aitti yarı payı. Çağırıp buyurdu ki: (Bu hisseni bana sat!) Cevaben; (Satmam) dedi mecusi ona fakat. Para verdi ise de değerinden pek fazla, Yanaşmadı mecusi satmaya yine asla. Dediler ki: (Efendim bir mecusi kimseye, Ne lüzum var bu kadar fazla ısrar etmeye. Siz bugün valisiniz, o, mecusi bir kişi, Parasını vererek, bitirin hemen işi.) Mecusi...
UA-36507442-2