logo

Vatandaşım Olamayan Vatandaşlarım (2/3)


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Bana sorunlarını anlatan, ileten onlarca insanımız var. Kendilerini dinleyecek sorunlarına çare bulabilecek bir kapı arıyorlar ama ırkçı birtakım siyasilerle bürokratlar adeta duvar çekmişler bu insanlarla aralarına, çare bulmamak ve dinlememek için.

Bu talihsiz insanlardan bir tanesinin, tamı tamına 14 tane mührü var, birkaç yıl önce başvurusunu yapmış ve hala daha vatandaş olmayı bekliyor. Korkudan 14 yıl adadan hiç çıkmamış, “kalleşlik yaparlar, mühürlerimi iptal ederler” düşüncesi ile… Hükümete ve işbaşındaki bazı bürokratlara hiç güveni olmadığını anlıyorum bu cümlesinden. Elimde olsa, kolundan tutar AİHM’ye götürürüm kendisini, bu hastalıklı beyinlere sahip bürokratları ve bazı siyasileri dava edip hakkını araması için. Kim yetki verdi bu hükümete, halen yürürlükteki mevcut yasaya göre başvuruları kabul etmeme hakkını? Kendi kendilerine gelin güvey olmuşlar, yeni yasa yapılana kadar mevcut yasaya göre işlem yapmayacağız diye. Bu uygulama anayasamıza aykırı. Hiçbir hükümetin, değişiklik yasası veya da yenisi KKTC Meclisinden geçmeden mevcut bir yasayı rafa kaldırmak gibi bir hakkı yok.

Bu yüz karası, insanlık dışı uygulamadan dolayı bana gelen onlarca mesajdan birkaç tanesini aşağıda değerlendirmenize sunuyorum.

Bunlardan bir tanesi benim çok yakından tanıdığım ve vatandaş olabilmeleri için de yardımcı olduğum bir aile. Önce anne ve baba vatandaş olabildiler. Sonra da sıra her ikisi de KKTC’de doğan çocuklarına geldi. Uzun bir uğraştan sonra küçük olanı da vatandaşlığa (lütfen) kabul edildi. Sıra büyük oğlana geldi ama kendisine bile bile öyle bir oyun oynandı ki, inanılmaz. Tam akıllara ziyan bir tuzak kuruldu bu genç evladımıza. Başvurusu ele alındığında 18 yaşına girmesine 60 gün vardı. Seçim yasakları başladıktan 7 gün sonra da 18 yaşını doldurdu ve kendisine “seçim yasakları nedeni ile vatandaşlık işlemini yapamadık, 18 yaşını doldurduğun için artık vatandaş olamazsın” denerek baştan savıldı. Türkiye’de gidecek bir evi, akrabası yok. Bütün dünyası burası ve biz bu genç evladımızın hayatını bile bile kararttık birkaç tane hastalıklı beyin yüzünden.

Bu olaya benzer bir başkasının bana gönderdiği mesaj aşağıda.

“Hocam ağzınıza sağlık. İçimdeki her şeyi dile getirmişsiniz. Bahsettiğiniz doğum

belgesinde “vatandaş değildir” yazısı olan gençlerden biriyim. Burada doğup büyüdüm, burada okudum. Lise bu sene bitiyor. 18 yaşımı da geçtiğim için her ay Türkiye’ye gidip

gelmek zorunda bırakıldım, çünkü cezaya düşürüyorlar beni. 4 gün cezada kaldım adadan

çıkarken 250 TL paramı aldılar. Ben çok büyük maddi sıkıntılar içerisindeyken

doğduğum ülke bana bunları yaşatıyor …A.E.”

İşte bizim insan hakları anlayışımız bu kadar. Sen KKTC doğ, 18 yıl yaşa sonra da her ay girip çıkmaya mecbur edil. Neymiş, doğmuş ama mührü yokmuş…

Bu sene liseden mezun oluyorum YGS, LYS  sınavlarına girdim  ve Türkiye’deki Üniversitelerin KKTC vatandaşları için açmış olduğu hiç bir burs ve kontenjandan da faydalanamadım. Maddi durumum da iyi değil. Annemle babam 60 yaşında, ikisi de çalışmıyor ben hem çalışıp hem de

okumaya çalışıyorum. Burada ablalarım var, onlar evlenip vatandaş oldu. Onlar biraz yardım ediyor. Hayatım böyle hocam, üstelik her ay adadan çıkıp geri giriyorum sırf doğduğum topraklarda günlük 75 TL ceza ödemeyeyim diye. Hayattan bezdirdiler beni burada. Sadece hakkım var mı, yok mu öğrenmek istiyorum. Ben bu topraklarda doğdum ve burada okuyorum. Nasıl oluyor da öğrenci belgemi adaya girerken gösterdiğim takdirde 30 gün vize veriliyor inanılır gibi değil. Neyse hocam başınızı ağrıtmayayım. Ben hayırlı günler dilerim size.”

Doğduğu günden beridir KKTC’de yaşayan bu evladımıza bu ezgiyi çektiren ırkçı beyinleri kınıyorum. İnşallah kendi başlarına da gelir bir gün, bu başkalarına çektirdikleri eza ve insanlık dışı uygulama….(devam edecek)

Ata ATUN e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

24 Haziran 2015

Share
367 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2