logo

VAROLMANIN TEMELİ


facebook
Abdullah Haktankaçmaz
ah6334@gmail.com

Yaratılan her şey zamanla tekâmül ederek değişmektedir, gelişmektedir. Birçok şeyden üstün ve mükemmel yaratılmış olan insan, bu tekâmülde başı çekmektedir. Bu biyolojik ve ruhsal gelişmede “ ilkel insan ” varlığını bedeni üzerinden tanımış, bedenine hizmet ederken de ruhu fark etmiş ve sosyalleşmiştir. Şimdilerde ise: İnsan; ruhu kavradıkça kendini bileceği ve tekâmülü derecesinde, gitmesi gereken yere doğru yol almaktadır. Bu yolculuğun varoluş ilkesi; tekâmül basamaklarını çıka, çıka mükemmele kavuşmaya çalışmaktır. Üzüntü, başarısızlık, sakatlık, yokluk, kuraklık, hastalık, kıtlık, sabır, musibet, tevazu, korku, açlık, ölüm vb…Tekâmül yolculuğunun gerçeklerinden bazılarıdır. Bütün bunlar insan ruhunu olgunlaştırmak, tekâmül ettirmek için Yaratıcının koyduğu aşamalar ve sınavlı geçitler dizisidir. Dikkatimizi biran insandan, insanın bulup geliştirdiklerine çevirelim.

 

      Örneğin: Basit bir abaküsün insan tarafından basamak, basamak geliştirilerek nasıl önce hesap makinesine, sonra bilgisayara dönüştürüldüğüne çok kısa bir göz atalım:

 

Sayı saymak insanlık tarihi kadar eskidir. İnsan önceleri bunun için parmaklarını kullanıyorken, bundan 5000 yıl önce abaküsü bulmuş, uzun zaman sonra rakamların kullanılmaya başlamasıyla ilk hesap makinesini yapmıştır. Günümüzde Japonların geliştirdiği ve Mental Aritmetiğin temel aracı olan soroban (sayma tepsisi) de bir abaküstür. Tarihin en büyük buluşlarından biri olan bilgisayarın çalışma prensibine dayanan ilk hesap makinesini 19. yy da İngiliz Charles Babbage yapmıştır. Ama adına Analytical Engine (çözümlemeli veya analitik makine ) dediği buhar güçlü tarihin ilk bilgisayarı düşünce aşamasında kalmıştır.          1948 de transistorların keşfi ile bilgisayar hızla gelişmiş, birçok aşamadan sonra bu gün kullandığımız özellikteki bilgisayarlar yapılmıştır.

 

      Tarih buna bezer örneklerle doludur. Bu buluşların ortak özellikleri hepsinin bulunduktan sonra zamanla değişmeleri ve gelişmeleridir. Çok değil önümüzdeki beş yıl sonunda teknoloji firması IBM’e göre bilgisayarlar: Duymak, koklamak, görmek ve dokunmak gibi fiziksel hisleri taklit edebilecek. İnternet alışverişleri ürünlere dokunularak yapılabilinecek. Doktorlar hastalarını bir tablet aracılığı ile muayene edebilecek. Bilgisayar gördüğünü anlayabilecek, bebeklerin neden ağladığını söyleyebilecek. İnsanların duymadığı sesleri duyabilecek. Hastalığımızı önceden haber verebilecek. Üç boyutlu yazıcılarla, kobay olarak kullanılacak iç organlar üretilebilinecektir.

 

     İleriki zamanlarda da bu özelliklere daha neler ekleneceğini belki tam olarak bilemeyiz ama mükemmele doğru yol alınacağını tahmin edebiliriz.

 

       Ele aldığımız bu örnekten de anlaşılıyor ki: Allah insana tekâmül etme ve ettirme görevini yüklemiştir. Diğer bir ifadeyle: Gelişme ve tekâmül ilahi bir kanundur. Bize düşen ise: Okuyarak, görerek, düşünerek, sorgulayarak, araştırarak, öğrenerek ve uygulayarak bu ilahi emre uymaya çalışmak, her tedbire rağmen verdiğine sabırla hamd etmektir. Nasıl ki tohumdan bitki olur, sonra yaprak ve çiçek açar, çiçek meyveye dönüşür, sonra olgunlaşır, lezzetlenir, tohumunu verir ve bu dönüşüm tekrar eder. İnsan ruhu da böyledir: İyi veya kötü yaşadıklarından, gördüklerinden, deneyimlerinden ders çıkarır, okuyan, merak eden, öğrenen, düşünen, sorgulayan, araştıran ve bunlardan elde ettikleri deneyimleri özümseyerek kendini geliştirmeye çabalar. Ve çabası derecesinde olgunlaşır, tekâmül eder.

 

       Kur’an-ı Kerimin: “ Oku! ”, ” Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?  ”,“ Aklınızı kullanın”

 

, “ Allah musibeti aklını kullanmayanların üzerine yağdırır “ ,“ İlim sahipleri daha iyi anlar ”, ” Ey insan! Kuşkusuz sen Rabbine doğru çaba üstüne çaba sarf etmektesin, nihayet ona varacaksın.” Gibi emir ve duyuruları, Hz. Muhammed’in: “ İki günü bir olan zarardadır.”, “İlim Müslüman’ın yitiğidir, gördüğü yerde onu almalıdır.” Gibi hadisleri, düşünenlerin:        “ Gerçek yaşam düşüncedir.”, “ Ancak merak, coşku ve cesaretini sürdürebilenler yeteneklerini kullanabilirler.”, “ Varoluş tekâmüle bağlıdır.”, “  Beyinin gıdası öğrenmedir. Gibi söylemlerin hepsi varoluş temel felsefesinin tekâmül olduğunu söylerler.

 

       Mevlana bu konuda çağlar ötesinden şöyle seslenirken: ” Taş olarak ölmüştüm, bitki oldum. Bitki olarak öldüm ve hayvan oldum. Hayvan olarak öldüm, o zaman insan oldum. Öyleyse ölümden korkmak niye? Hiçbir sefer kötüye dönüştüğüm, ya da alçaldığım görüldü mü? Bir gün insan olarak ölüp, ışıktan bir yaratık, rüyaların meleği olacağım. Fakat yolum devam edecek. Allah’tan başka her şey kaybolacak. Hiç kimsenin görüp duymadığı bir şey olacağım. Yıldızların üstünde bir yıldız olup, doğum ve ölüm üzerine parlayacağım.” der.

 

       Sonuç olarak: İnsan, ancak; olgunlaşmaya ve tekâmül etmeye çaba gösterdiği derecede, Tin suresinde bahsedilen esfele safilinden,  yani atıldığı aşağıların aşağısından kurtulup,  gitmesi gereken yere, mükemmele, Yaradan’ına doğru yol alır…

 

       Ne mutlu hedefine mükemmelliği koyup yaşamınca ona varmaya çabalayanlara, selam ve muhabbetim onlara gitsin…  ESEN KALINIZ

 

 

Abdullah HAKTANKAÇMAZ

       ah6334@gmail.com

Etiketler: »
Share
739 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

VAROLMANIN TEMELİ” için 6 Yorum

  1. Hocam çalışmanı titizlile okudum,eline,aklına,fikrine saglık.

  2. Bu güzel yazılar kitap haline gelebilecek mi?Tebrikler…

  3. Çok teşekkür ederim Mehmet Resul müdürüm…

  4. Mehmet Resul : diyor ki:

    İnsanın değeri aradığı şeydir der Hz Mevlana.
    Güzeli arayan güzeli aratan güzellikler ile dolu dolu olan yazınız için tebrik ederim.Güzel yüreğinize sağlık..

  5. ilker : diyor ki:

    Her varlığın yaratılış amacı vardır. İnsanınki de bu yazıda güzel bir şekilde ortaya konulmuş. Ellerinize sağlık.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2