logo

Ülkeye ihanetin elektrikçesi


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Anavatan Türkiye cebinden, boğazından ve yatırımlarından kesip, toplamda 1 milyar 600 milyon TL harcayarak ve de müthiş bir teknolojiyle denizin içine borular döşeyerek ayağımıza kadar suyu getirmiş ama aramızdaki bazı hastalıklı kafalar bunun paha biçilemez politik ve stratejik önemini karalamak için olmadık işler yapıp, huzursuzluklar yaratıyorlar. Binbir zorlukla ayağımıza kadar getirilmiş suyun dağıtımını engellemek için de olmadık sorunlar yaratıyorlar. Kafaları, sorunları çözmek yerine maalesef sorun çıkarmaya çalışıyor sadece bu kişilerin.

Hele aralarında bazıları var, inanılmaz laflar ediyor Rumlarla yapılan ara bölge toplantılarında. Türk değillermiş, Müslüman değillermiş, dinsiz ve ateistmişler ve de Kıbrıslı Türk değil de sadece Kıbrıslıymışlar, Makarios’un “Biz Helen’iz, Kıbrıslı değiliz, hakiki Kıbrıslılar, sadece Kıbrısın eşekleridir” sözünü unutarak veya da yok sayarak.

Üstelik bir de tüm Kıbrıslı Türkler adına konuştuklarını iddia etmekteler bu ayakları yere basmayan hayalperestler. Hepimizin, yani Kıbrıslı Türklerin tümünün Müslüman gözüktüğünü ama camiye gitmediğini, dini vecibelerin hiçbirini yerine getirmediğini ve gerçekte de ateist olduklarını söylemekteler sanki de biz onlara adımıza konuşmaları için yetki vermişiz gibi. Ben ve benim gibi düşünen Kıbrıslı Türkler, bu insanlara bizim adımıza konuşmaları için yetki vermiş değiliz. Ancak kendi adlarına konuşabilir bu kendilerini Türk veya da Kıbrıslı Türk addetmeyen kişiler. İster ateist olsunlar ister Budist, isterse de de teist. Bu kendi bilecekleri bir şey ve kendilerini bağlar sadece.

Kıbrıslı Rumlar, İsrail ve Yunanistan ile adaya elektrik ve su getirilmesi için anlaşması yapınca ağızlarını bile açmayan, tek bir ses bile çıkarmayan kişiler, sadece 70 km. uzakta olan Türkiye’den KKTC’ye su ve elektrik getirilmesi konusunda söylemedikleri söz, yapmadıkları aşağılama kalmadı. Adeta meydan savaşı verdiler Türkiye’den su ve elektrik gelmesin diye.

Rum Yönetimi bir taraftan elektrik maliyetlerini düşürmek, diğer taraftan da pahalı üretimden kurtulmak için Avrupa’nın enterkonekte sistemine bağlanmak yönünde elden gelen her şeyi yaparken ve de elektrik üretimi konusunda İsrail’e veya da Yunanistan’a bağımlı olmayı güle oynaya kabul ederken, bizim sığ kafalıların “pahalı olsun, bizim olsun ama Türkiye’ye bağımlı olmayalım” mantalitesinden çok uzak bir düşünceyi benimseyerek ucuz ve devamlı elektriğin peşine düşmüşler. “Biz elektriğimiz yetmez olunca Rum’dan almayı yeğleriz ama Türkiye’den asla almayız” düşüncesindedirler bu sığ fikirli kişiler maalesef. Sanki “Türkiye öcü”, adadan kökümüzü kazımak için neredeyse son bir asırdır etnik temizlik dahil, silahlı saldırı dahil, ellerinden gelen her şeyi artlarına koymamış olan Rumlar da fevkalbeşer… (üstün nitelikli veya insan üstü kişiler.)

Ama bizde elektriğin Türkiye’den daha ucuz ve kesintisiz gelmesine ilk karşı çıkanlar, elektrik enerjisini şantaj malzemesi yapıp önce KIB-TEK’i sonra da KKTC halkını avucunun içine aldığını zanneden kişilerdir maalesef. KKTC halkının ve de ekonomisinin ucuz elektrikle neleri kazanacakları umurlarında bile değildir. Varsa yoksa her yıl aldıkları 13 ballı maaş ve 26 tane de her biri neredeyse asgari ücrete denk “K değeri” ve “Tazminat” adları altındaki ek maaşlar.

Hepsinin toplamı yılda 39 maaş etmekte ve bunu kaybetmemek pahasına da elektriğin neredeyse yarı fiyatına Türkiye’den gelmesine karşı çıkmaktadırlar. Onlar için ülkemizin çıkarı değil, vatandaşın çıkarı değil, kendi çıkarları önemlidir sadece.

Bunları destekleyenler de sendikalardır. Maalesef bizim ülkemizde farklı bir sendikacılık anlayışı vardır. Gelişmiş olarak saydığımız ABD ve AB’deki sendikaların uyguladıkları gibi “Biz çalışanlar ülkemiz için ne yapabiliriz” ilkesi yerine “ben maaşımı nasıl ballı yapabilirim, çalışmadan, üretmeden nasıl ilave maaş alabilirim ve bunu da vatandaşımın sırtına, gerekli gereksiz grevler yaparak nasıl yükleyebilirim” mantığını gütmektedir sadece. Üretimi arttırmak, verim yükseltmek, çalışanları denetlemek ve diğer benzeri faaliyetlerde bulunmak hak getire bizim sendikal anlayışımızda ve de sendikalarımızda.

Bundan sonra ne olacağı da şimdiden belli. 2020 yılında adaya İsrail’den veya da Yunanistan’dan ucuz elektriğin gelmesi kesinleşirse, bizim hastalıklı kafalara bu elektrik daha tatlı gelecek ve “Ne gerek var Türkiye’den daha ucuz elektrik gelmesine. Bekleriz Rumlara İsrail veya da Yunanistan’dan ucuz elektrik gelsin biz de onlardan alırız” deyip yıllık 39 tane maaşı ucuz elektriğin üzerine yükleyip tahsil etmenin yollarını arayacaklar.

Biliyorlar ki, Türkiye’den ucuz elektrik gelirse KIB-TEK özelleşecek ve ballı maaşlar ile 26 tane avanta ödenek ortadan kalkacak, yerine normal bir maaş ve günde 8 saat çalışma gelecek….

Biz böyleyiz işte… Kafamız, ‘çalışmadan, üretmeden nasıl avantadan para kazanırım’a çalışır sadece.

Ata ATUN

1 Şubat 2016

Share
278 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehidin Son Mektubu

    27 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu Valideciğim, Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki, armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu, bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmes...
  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
UA-36507442-2