logo

ÜLKEMİZİN GÜNEYDOĞUSUNDA AJANLAR CİRİT ATIYOR


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com

ÜLKEMİZİN     GÜNEYDOĞUSUNDA     AJANLAR      CİRİT   ATIYOR

                Ülkemizin, bu bölgesi hassas bölge olmaya devam ediyor. O, bölgede her ülkenin, her istihbarat örgütünün elemanına rastlamak, mümkündür. Hatta,  Cerablus’ ta bize karşı savaşan ABD askerleri, olduğu iddia ediliyor. Malum terör örgütü yanında savaşan ABD gönüllülerinin, tabutlarının ABD ye gönderildiğine dair; fotoğraflar yayınlandı.

                Bu olayların ciddi olarak değerlendirilmesi yapıldığı zaman; şu gerçeği rahatlıkla görebiliriz. Ülkemizin ve Milletimizin birlik ve dirliğini istemeyen ne kadar bizim dışımızda ülkeler varsa, hepsinin bu işin içerisinde parmağı vardır. Hele şu dönem onların istihbarat elemanlarının üremesi, faaliyet alanlarını genişletmesi için; çok önemli bir fırsattır. Bütün güçleri ile, kendilerine düşman olarak kabul ettikleri; Ülkemize saldırmakta veya o saldırıyı yapmayı kendilerine amaç edinmiş olan örgütleri, tüm güçleri ile desteklemektedirler. Orta Doğunun bu karmaşık yapısı onlar için; bulunmaz bir fırsattır. Her zaman olduğu gibi bölge insanının her türlü özelliklerine sahip; dil, yaşama biçimi, kültürlerine hakim, elemanlarını seferber etmişlerdir. Sanki bölge vatandaşı, gibidirler. İnsanların, her türlü ayrışım noktası olabilecek, hassas  kavramlarını gündeme getirmektedirler. O, kavramları; bir ayrışım noktası olarak, kullanmak için; elinden gelen her şeyi yapmaktadırlar. TÜRK, KÜRT, ALEVİ, SÜNNİ, ARAP, V.B  kavramlar.

                Tüm medeniyetlerini insan canı ve insan kanı üzerine kurmuş olan bu devletler için; bu işleri yapmak zaten çok kolaydır. Tarihleri bunun örnekleri ile doludur. Haçlı seferleri   tüm çıplaklığı ile ortada durmaktadır. Birinci Dünya savaşı öncesi; yine Osmanlı topraklarında ajanları cirit atmıştır. Petrol ve alt yapı zenginliklerini fark eden Batılılar, Osmanlıyı yıkarak;  O, topraklardan uzaklaştırmanın yollarını aramışlardır. Bugün de; O, bölgenin yer altı zenginlikleri; onların iştahını kabartmaktadır.  Kaya gazı, petrol, doğal gaz ve maden zenginlikleri, bunun  örneğidir.

                İŞTE,  bu sebeplerden dolayı; Sadece Suriye’de beş yüz bin insan öldü. Irak’ ta ise; sayısı belli değil.

                Onlara göre; Sonuçta bu coğrafyanın insanı ölecektir. Kimden ve nereden olduğu önemli değildir. Böyle yapmakla amaçlarına ulaşmış olacaklardır. Bu işleri yaparlarken içimizdeki her alanda bulunan işbirlikçileri de; boş durmayacak ve icraatlarını göstereceklerdir. Desteklerini esirgemeyeceklerdir. Bu örgütlerin adı; zaman, zaman değişse de; hedefleri aynıdır. Batılı devletlere hizmet etmektir. Vatanımızın  birliğine, dirliğine yönelik saldırılara; her alanda devam etmektedir.

                Yüce Rabbimizden duamız; bir an önce bu işle uğraşan insanların akıllarını başlarına almaları ve ne kadar büyük bir ihanet, gaflet içerisinde olduklarını görmeleridir. Buradan hareket ederek yaptıkları eylemleri sona erdirmeleridir. Can almanın, can kaybetmenin bedelini, bu coğrafya insanın hak etmediğini bilmeleridir. Kanlı terör örgütünü yeteri kadar tanıyarak; onlarla birlikte olmaktan uzak durmalarıdır. Bu terör örgütü sempatizanları, sevgi besleyenleri, Örgütün  gerçek amaçlarını görerek; bu tür  destekleme eylemlerinden vaz geçmeleri gerekir. Yoksa; son otuz yılda kaybedilen canlara rağmen, örgüt  üyelerinin  bir şey elde edemediklerini , elde edemeyeceklerini anlamaları gerekir.

                Bu Milletin Vatan sevgisinin her şeyden üstün, büyük bir sevgi olduğunu test etmeye gerek yoktur. Bütün bunların yabancı güçlerin bir tezgahı olduğunu fark etmeleridir. Onların oyuncağı olma gayretlerini sona erdirmeleridir. İşte o zaman şu anda destek görevinde bulunan tüm yabancı güçlerin, gerçek yüzleri; ortaya çıkacak, herkes o, yüzlerin kimlere ait olduğunu görecektir.

                Son 15 Temmuz  olayları, bunun bir örneğidir. Ülkemize karşı aldıkları tutum; olumsuz şekilde devam etmektedir. Hatta, basınları aracılığıyla; her türlü hakareti yapmaktadırlar. Ülke yöneticilerine karşı; inanılmaz bir algı operasyonu ve soğuk savaş başlatmışlardır. BU OLUMSUZLUKLARINI; BİR ŞAHSI HEDEF ALARAK; SANKİ DAVA, BİR ŞAHSIN, davası imiş gibi; basite indirgemeye çalışmaktadırlar. Bunu  böyle yaparak; Ülkemizde yaşayan insanlara şu mesajı vermeye çalışmaktadırlar. Bizim sizinle bir meselemiz yoktur, bizim meselemiz; sizin yöneticilerinizledir. Evet, bunu slogan haline getirerek; Ülkemize her alanda saldırmaya devam etmektedirler. Bu saldırılar yurt dışındaki insanlarımıza kadar uzanmıştır.

                Bu ortamı kendilerine göre, kargaşa ortamı olarak gördükleri için; ajanlarını bu bölgede yoğunlaştırmış durumdadırlar. Misyonerlik çabaları da, bu işin, fazlasıdır. Sadece Almanya’da 9 bin Suriyeli çocuğun kayıp olması gerçeği; bize bir, çok şeyi ifade etmesi için yeterlidir.  İşte, adamların gerçek yüzü budur.

                Umarım, Ülkemde yaşayan tüm insanlar, bu gerçekleri görerek; birlik ve dirliğin, beraberliğin önemini bir kez daha, anlarlar. Vatan toprağının anlam ve önemini, fark ederler. İnanç birliğinin, toplumun tüm değer yargılarının manasını ve ağırlığını hissederler. Yenikapı, ruhunun anlam ve önemini kavrarlar. Birliğimizi görenler; 2. Başkanını bile; apar, topar buraya gönderdiler. Birlik işte, budur.

                Halkımız, 15 Temmuz olaylarında; Vatan sevgisinin kıymetini, bağımsızlığın önemini gerektiğinde; canını vererek; tüm Dünyaya ispatlamıştır. Bunu test etmeye, kimsenin kalkmaması gerektiğini, bir kez daha ispatlamıştır. O, nedenle Ey Batılılar; Ülkemizde cirit attırmaya çalıştığınız ajanlarınızı geri çekin. Fikir ajanlığınıza, kafa  karıştırılıcığınıza,  bir son verin. Algı operasyonlarınızdan vazgeçin. Bu Ülkenin yöneticisiyle, sade vatandaşı ile; her alanda bütünlük içerisinde olacağını unutmayın.  Ülkemizi rahat bırakın.  BU  AZİZ   MİLLETİN ALLAH’A olan inancının gereği bu işleri yaptığını da, artık anlayın…

Share
512 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2