logo

reklam

Türkiye’nin gücü, Kıbrıs Türkünün gücüdür


facebooktwitter
Yurdagül BEYOĞLU ATUN
yurdagulbeyoglu@hotmail.com

Türkiye’deki darbe girişimini fırsat bilen bazı kişiler, “bakın garantörünüze, kendine hayrı yok” anlamına gelen cümlelerle garantörlüğü tartışmaya açtılar.

Garantörlüğe gerek yoktu,

Kıbrıslı Türklere AB garantör gerekmezdi. Türkiye kendine baksın yeterdi, Kıbrıslı Türklere kimse bir şey yapamazdı!

Rumlar mı saldıracaktı ki bu saatten sonra, hadi canım!

“Türkiye olmasa biz başımızın çaresine bakarız”dı.

Rahmetli Rauf Denktaş’ın kırmızı çizgi olarak belirleyip, üzerinde tek kelime konuşturmadığı ancak dördüncü Cumhurbaşkanının sözcüsü tarafından “tabu değildir” sözleriyle tartışmaya açılan ve Rumların bu sözlerden aldıkları cüretle “kaldırılsın” ısrarında bulundukları garantörlük, son darbe girişimiyle külliyen gereksiz addedildi addedilmesine lakin, Türkiye’nin garantörlüğünün kaldırılması halinde Kıbrıslı Türklerin başına gelecekleri DİSİ eski Milletvekili Hristos Rotsas açıklayıverdi.

Şöyle dedi Rotsas: “Türkiye’deki darbe gecesi büyük bir fırsat kaçırıldı. Esir Kıbrıs 42 yıl eli-ayağı bağlı pasif oturmasaydı, dün gece belki de Kıbrıs’ın gecesi olacaktı.” Rotsas “Politis 107.6” isimli radyonun, mesajında ne kastettiğini sorması üzerine ise şunları anlattı: “Fırsat çıktığında kullanabilmek için bu 42 yılda hazırlık yapmalıydık. Hastanelerin ne kadar kişi alabileceği, birimlerin hazırlık durumunun ne olduğu bilinmeliydi. O gece kargaşadan dolayı saldıranın Kıbrıslı Rumlar mı darbeciler mi olduğunu bilemeyecek durumdaki Türk işgal ordusuna baskın yapabilirdik. 43 bin Türk askeri esir alınabilir, çoğu Baf havaalanına ve Vasiliko’ya götürülebilirdi.  Ancak bunun için Kıbrıs bugünkü gibi hazırlıksız değil, bunca yıl hazırlık yapmış olmalıydı. Elimizde 43 bin Türk askeri tutsağımız olsaydı Türkiye herhangi bir şey yapmaya kalkışamayacak ve bizim ordularımız Girne kıyılarına ulaştığında, mağlup olacaktı. Türkler iki üç gün bombardıman yapar, sonra vazgeçerdi.”

Şimdi bizim Rum hayranları çıkıp bu sözleri yeniden, kendi istedikleri şekilde yorumlayabilir, bu sözleri münferit ilan edebilir ama sosyal medya buna benzer paylaşımlarla dolu.

O denli aciz, komik ve korkakça bir açıklama ki kızamıyor insan. Sadece “Hadi gel de, al” diyebiliyoruz terbiyemizden ötürü.

Yani, Türkiye’nin anlık zayıflığının kullanılamamasına hayıflanıyorlar Güney’de.

Türkiye kendi derdiyle uğraşırsa Kıbrıs’a müdahale edemez diye düşünüyorlar.

“Türkiye olmazsa, siz bir lokmalıksınız!”

Bizim zor anımızı kullanamadık diye hayıflananlarla barış görüşmeleri yapılıyor, neyse barış.

Bu darbe girişimiyle, Rumların geçmişte neyse bugün de aynı düşüncede olduklarını, hedeflerinin Kıbrıslı Türkleri azınlık konumuna getirerek adanın hakimi olma ülküsünden

vazgeçmediklerini hatırlatan herkesi “barış düşmanı”, kendilerini ise “barış havarisi” ilan eden bir takım zevatın uzattığı dal ellerinde kaldı maalesef.

“Türkiye giderse gitsin, korkmayın arkanızda biz varız” diyenlere, “zaten senden korkuyorum” cevabını verme gerekliliğidir Rotsas’ın söyledikleri.

“Fırsat kaçırdık” demek fırsat kollandığının, “yıllardır hazırlık yapmalıydık” demek, bundan sonra hazırlıklı olacaklarının, “Türkiye’nin garantörlüğü kalksın” demek de adanın Rumlaşmasının garantisi olduğunun en açık göstergesidir ancak asıl can alıcı soruyu kendimize sormamız gerek: Biz niye Türkiye yerine Rumlara güveniyoruz?

Rotsas’ın söylediklerini yabana atmak demek, bu toprakları gözden çıkarmış olmak demek de, Türk’ün ruh kumaşı acınası bir doğranma ile heder edildiğinden kimsenin bunu fark ettiği yok.

Son söz; Millî hedefleri ortadan kaldırılmış, millî sırları sokağa dökülmüş, kendi çıkarlarından daha çok Rum’un çıkarına kalem sallayan bir ülke olmamıza bir diyeceğim yok ancak şunu bari aklımızda tutalım: Türkiye’nin gücü Kıbrıslı Türklerin gücüdür. Türkiye güçsüzse Kıbrıs Türkü güçsüzdür.

Ve Kıbrıs Türk’ünün üzerine biçilen kıymetli elbisenin terzisine dair izleri de yanlış yerde aramaya gerek yoktur.

Share
786 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • RAMAZAN AYI İFTAR İSRAFI

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    RAMAZAN    AYI     İFTAR    İSRAFI Ramazan ayı bahane,  israf  şahane... Ramazan ayı  israf ayı değildir... Ramazan ayı nefsi terbiye etme ayıdır... Yardımın, paylaşmanın, bölüşmenin  zirve yaptığı; ay olması gerekir... Pahalı ve görkemli iftar  sofraları, yerine; sade ve paylaşmanın esas olduğu  iftar sofraları tercih edilmelidir. Fakirin ve  yoksulun doyurulduğu, ortak ortamlarının paylaşıldığı, yüzünün güldüğü, sofralar; asıl amacın yerine getirildiği sofralardır. Öz budur... Son günlerde, Dünya toplumunun çekmiş olduğu açlık sıkıntıs...
  • Kemiğe yazılan yazı

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kemiğe yazılan yazı Sa’d bin Ebi Vakkas, Kûfe vilayetine, Vali olup, ev yapmak arzu etti kendine. Arsa bulup, istedi onu satın almayı, Lakin bir mecusiye aitti yarı payı. Çağırıp buyurdu ki: (Bu hisseni bana sat!) Cevaben; (Satmam) dedi mecusi ona fakat. Para verdi ise de değerinden pek fazla, Yanaşmadı mecusi satmaya yine asla. Dediler ki: (Efendim bir mecusi kimseye, Ne lüzum var bu kadar fazla ısrar etmeye. Siz bugün valisiniz, o, mecusi bir kişi, Parasını vererek, bitirin hemen işi.) Mecusi...
  • Ağlayıp âh ederdi

    25 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ağlayıp âh ederdi Hazret-i Ebu Bekir dünyadan göçtüğünde, Cümle eshab ağlayıp, yaş döktüler o günde. Hep ağlama sesleri, kapladı ortalığı. Zira Resulullahın, O idi dert ortağı. O günlerde eshabtan, birkaç kişi geldiler. Muhterem zevcesini taziye eylediler. Ve ona dediler ki: (Hazret-i Ebu Bekri, Biz iyi tanıyoruz çoktu faziletleri. Lakin bunlardan ayrı, bizim bilmediğimiz, Varsa bazı halleri, bize söyler misiniz? Gündüz yaptığı işler, malumdur biz eshaba. Ve lakin geceleri ne yapardı acaba?) Onların bu şekilde sualine c...
  • Kürtler bağımsızlık ve tanınma istiyor, ya Biz?

    25 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Bu referandumun yapılabilmesi için öncelikle bağımsız bir “Seçim Kurulu'nun oluşturulması olmazsa olmaz bir uluslararası kural. Bu yapılmazsa oylama “Diktatörlük” veya da “Dernek Seçimi” olarak addediliyor. Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani geçmiş aylarda yaptığı açıklamada “Kürt halkı için referandum yolu ile gelecekleri hakkında vermenin zamanı gelmiştir ve ortam da uygundur” diyerek, Kürtlerin gelecekleri konusunda karar verme zamanının geldiğini uluslararası kamuoyuna işittirmişti. DEAŞ´ın karşı çıkmasına ve IKBY b...
UA-36507442-2