logo

reklam

Türkiye’nin Garantörlüğünden Niye Gocunuyorlar?


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Anastasiadis’in ve çalışma arkadaşlarının Sayın Akıncı KKTC Cumhurbaşkanı seçildikten sonra yaptıkları açıklamalar benim çok dikkatimi çekti. Genelde böyle ortamlarda, iç siyasette sıcak günlerin yaşandığı dönemlerde ben gözümü başta Rum tarafı olmak üzere dışa çeviririm. Onların ne düşündükleri beni çok ilgilendirir.

Rum tarafından son 72 saatte gelen haberler, Rum siyasilerin ağzından çıkanlar gerçekten çok ilginç ve önemli. Seçim sonrasında hepsinin ellerini ovuşturduğu hayali canlandı gözümün önünde bunları duyup, okuduktan sonra.

Anastasiadis’in önce Güven Arttırıcı Önlemlerden bahsetmesi, Maraş’ın iadesine vurgu yapması, ekonomik sorunları çözdükten sonra müzakerelere ciddi olarak başlayacağını işittirmesi, hükümet sözcüsünün Türkiye’nin Garantörlüğünün 21. Yüzyıl kavramlarına göre gereksiz olduğundan bahsetmesi ve Omiriu’nun yeni Cumhurbaşkanı Akıncı’dan “Sahte” diye bahsetmesi, ne düşündüklerini, akıllarında nelerin olduğunu ve geleceğe nasıl baktıklarını net bir şekilde ortaya koyuyor.

Eğer Kıbrıslı Türklere, eskiden olduğu gibi, kendilerini Kıbrıs adasının mutlak hakimi ve aslanı olduklarını sandıkları zamanlarda uluslararası topluluklara yanıltıcı diplomatik mesajlar vererek Kıbrıslı Türkleri temizlemek veya da sindirerek egemenlikleri altına sokmak için silahlı saldırılarda bulunmak gibi niyetleri yoksa niye Türkiye’nin garantörlüğünden gocunuyorlar pek de anlamış değilim.

Türkiye’nin Garantörlüğünün, Rumların 1796 yılında ulusal kahramanları ve şair Rigas Fereos’un ortaya attığı Megali İdea ülküsünü gerçekleştirmelerine ve kendi elleri ile çizerek Viyana’da bastırdığı, her biri 50 x 70 cm boyutlarında 12 paftadan oluşan ve bitmişi de 200 x 210 cm. olan Büyük Helen İmparatorluğu haritasında özellikle içine kattığı Kıbrıs adasının, kurulmasını hayal ettikler Büyük Helen İmparatorluğunun bir parçası olmasını önlediğini düşündükleri kesin.

Her şeye rağmen, Yunanistan’ın ve kendilerinin batmış olmalarına, dünya devletleri arasında sahtekar millet olarak tanınmalarına rağmen hala daha Megali Idea fikrini bir gün gerçekleştireceklerini düşünmeleri ve bu nedenle de Türkiye’nin garantörlüğüne karşı çıkmaları, bana ne kadar artniyetli olduklarını söylemektedir. Bunun başka bir açıklaması yok.

16 Ağustos 1960 tarihine kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Anayasası’nın eki olan Garanti ve İttifak Antlaşmasının temeli, dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve

Yunanistan Dışişleri Bakanı Evangelos Averof tarafından 1958 yılında Paris’te yapılan 1. ve 2. toplantıda atılarak taraflarca kabul edilmiş, 1959 Şubatında Zürih’te yapılan toplantıda da taraftar olan Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin Dışişleri Bakanları altına imzalarını atmıştı.  Anayasanın bütününe ise 1959 yılının Şubat ayında Londra’da yapılan son toplantıda tarafların Başbakanları ve Dışişleri bakanları ile Kıbrıs Türk ve Rum Halklarının liderleri imzalarını koymuşlardı.

Bu Garantörlük Antlaşmasını uluslararası hukuk kurallarına ve BM’nin geçerli uygulamalarına göre tarafların tümü mutabık olmadığı sürece hiç kimseler değiştiremez. Kıbrıslı Rumlar zaten 1963 yılının Kasım ayında Makarios’un Ankara’yı ziyaretinden beridir Türkiye’nin Garantörlüğünün kaldırılmasının peşindeler.

Niye “Türkiye’nin Garantörlüğü”nün kaldırılmasını istedikleri de 1963-1974 arasında yaşadığımız soykırımdan belli oluyor.  Ki yukarıda da söylediğim gibi, eğer bir gün uygun bir ortamda Kıbrıslı Türklere saldırmak gibi bir niyetleri yoksa Türkiye’nin garantörlüğünden niye gocunduklarını da anlamak mümkün değil.

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@gmail.com   veya    ata.atun@atun.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

29 Nisan 2015

Share
391 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2