logo

“Türkiye, Putin ile NATO arasında seçim yapmak zorunda!”


facebooktwittergoogle plus
Mehmet Zengin
Mehmetzengin16@hotmail.com

Putin ve Erdoğan ortaklıklarını boru hattı anlaşmasıyla pekiştirdiler. Batı’da birçok kişi de bu iki güçlü adamın Avrupa için tehdit olabileceği düşüncesi hakim. Avrupa’da her geçen gün artan bu endişeyi, kah siyasetçilerin açıklamalarında, kah gazeteci-yazarların analizlerinde görmek mümkün.

Avrupalıların bu endişesinde kısmen haklıdırlar. Ancak iki lider arasında oluşan sıcak işbirliği ve ‘dostluk’ görüntüsünün kırılgan bir zeminde yürüdüğünü belirtmeliyim. Son zamanlarda hem Rusya hem Türkiye, ABD ve Avrupa’nın güçlü ülkeleri ile ilişkilerinde büyük sorunlar yaşamakta. Yaşadıkları bu sorunlar iki ülkeyi birlikte olmaya, dayanışma göstermeye zorluyor.

Erdoğan ile Putin arasında yaşanan olumlu gelişmelerin geçici olmaması hem iki ülke için hem de dünyanın selameti açısından yararlı olacaktır. Zira tek kutuplu dünyanın ne hale geldiğini hep birlikte müşahede etmekteyiz. ABD’nin karşısına güçlü bir Türkiye ve Türkiye ile işbirliğine gidecek güçlü bir Rusya’ya ihtiyaç var.

Birçok alanda çıkarları örtüşse de Suriye başta olmak üzere bazı konularda da iki zıt kutup görüntüsü vermekteler.

Türkiye’nin Suriye’deki muhalif gruplara ve Türkmenlere yönelik saldırılarını durdurması yönünde uyarı ve ikazlara rağmen bundan vazgeçmemesi; ‘dostluğun ‘ pamuk ipliğine bağlı olduğu gerçeğini ortaya koyuyor.

Erdoğan’ın, bugün gerçekleştirilen kongrede ülke ismi vermeden; Halep’e bomba yağdıran Rusya’yı eleştirmesi, Putin’in de Türkiye’yi DAEŞ’le savaşıyoruz diye girdiği Suriye’de PYD-YPG ile de savaşıyor eleştirisini yöneltmesi  ‘dostluğun’ ne kadar kırılgan bir zeminde yürüdüğünü gösteriyor.

İstanbul’da gerçekleştirilen 23. Dünya Enerji Kongresi’nde Rusya Devlet Başkanı Putin ile Cumhurbaşkanımız Erdoğan arasında gözlemlenen uyum, birlikte kongre salonuna giriş yapmaları ve yüz yüze geldiklerinde devamlı gülümsemeleri Batı medyasında epey rahatsızlık yarattı!

Zira bu uyumu bozmak için FETÖ yanlısı askerlerin katkısıyla Rus Jeti bile düşürülmüştü. İlk etapta amaçladıklarına ulaşmışlardı. Altı ay kadar bir süre, iki lider arasında soğuk rüzgarlar esmişti. Rus televizyonlarında Türkiye, DAEŞ Terör Örgütü’ne destek veren düşman bir ülke olarak gösterilmişti.

Neyse ki 15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimi sonrası, ilişkileri bozmak için uçağın kasıtlı olarak düşürüldüğü ve arkasında ilişkimizi bozmak isteyen ABD ve Avrupa’nın olduğu deşifre oldu. Bu vesileyle ikili ilişkimiz tekrar bugünkü pozitif duruma gelebildi.

İki ülke arasında gözlemlenen ve ABD ile Avrupa’nın endişeyle izlediği uyum ve güçlü işbirliği, Suriye politikasında var olan büyük görüş ayrılığı ve Esad’a yönelik bakış açısında yaşanan sorunların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

İki ülke şimdilik birbirine muhtaç. Ortak çıkarlar birlikte hareket etmeyi gerektiriyor.

ABD ve Avrupa bu ilişkiden çok rahatsız elbette!

Türkiye’nin bir karar vermesi gerekiyor. Orta vadede Rusya’yla birlikte hareket edecek, uzun vadede dünyanın yeni ‘Süper Gücü’ olarak İslam Birliği’ne liderlik yapacak; ya da 1952 yılından bu yana olduğu gibi NATO’nun bir parçası olmaya devam edecek. Batının güçlü ülkeleri iki seçeneğe olumsuz bakmaktalar. Onların kabul edebileceği tek seçenek, NATO’nun bir parçası olarak yoluna devam etmesidir. “Türkiye’nin, Putin ile NATO arasında bir seçim yapması gerektiğinde ısrarcılar!”

ABD ve Avrupa’nın özellikle de son aylarda ayyuka çıkan ve 15 Temmuz Darbe girişimiyle zirve yapan düşmanlıkları nedeniyle ibre NATO’dan uzaklaşmış gibi görünüyor.

PKK-PYD-YPG ve FETÖ gibi terör örgütlerini alenen destekleyen, himaye eden, asker ve silah yardımı yapan NATO üyesi ülkelerle birlikteliğin gittikçe zorlaştığı bir gerçek. Şuan için Rusya ile bir siyasi birlikteliğin daha mantıklı ve gerçekçi olduğu görülüyor. Uzun vadede ise kurulacak bir ‘İslam Birliği’ne’ liderlik yapması düşünülen nihai hedeftir.

ABD ve Batı, Türkiye’yi Putin ile NATO arasında bir seçim yapmak için zorlamayı sürdürecektir. Türkiye, Putin ile NATO arasında seçim yapmak zorunda kalıp kalmayacağını bize zaman gösterecek.

Selam ve Dua ile…

MEHMET ZENGİN

12/10/2016

Etiketler:
Share
2016 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

“Türkiye, Putin ile NATO arasında seçim yapmak zorunda!”” için 3 Yorum

  1. Cihan : diyor ki:

    Türkiye NATO’dan ayrılabilmesi için tam bağımsızlığını elde etmesi gerekiyor. Ekonomide ve silah sanayısinde % 40 oranında bağımsızlığı elde edebilmişiz. Bu gelişme de son 15 yılda gerçekleşti. Tam bağımsız olabilmemiz için bu oran en az % 90’ı bulmalı. Yanı görüldüğü gibi yapacak çok işimiz var… Henüz, liderimiz NATO’ya, ABD ve Avrupa’ya kafa tutsa da tam bağımsızlığa ulaşmamıza epey daha var.

  2. hasan : diyor ki:

    Türkiyen in nihayi hedefi herzaman İslam Birliği oluşunun içinde ,hatta liderliğini yapmak olmalı. Ersoğan’ın da hedefinin in de bu olduğundan eminim. Böyle bir oluşuma hazır hale geline ne kadar Rusya ve benzeri ülkelerle işbirliği halinde olmamız benim kanaatime göre de daha isabetli olacaktır.

  3. Ayhan yağız : diyor ki:

    Dostum bunu Yaz bir kenara :
    TÜRKIYE NATODAN ÇIKACAK

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
  • Bilirsinizmi…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      "Ayaq səsləri" psixologi romanımdan bir parça   Bilirsiniz, hər kəsin kiməsə, kiminsə qarşısında borcu var. Ən azından Yardana, Valideynlərimizə, Vətənə borcluyuq. Ona əmin olaq ki, bizdən də çətin durumda olan, ehtiyaclar içərisində boğulan insanlar var, çoxdur... Elə sanmayın ki, imkanlılar çox şanslıdır. Onlar şanslı ola bilərlər – ona görə yox ki imkanlıdır. Doğrudur, imkanlı olub, şanslı olanlar da var – o halda ki, onlar ağıllı və imkanlı, həmçinin yardımsevərdir. Ancaq və lakin onların da zəif tərəfləri çoxdur. Məhz bun...
UA-36507442-2