logo

reklam

Türkiye Cumhuriyeti Ülkesin de çocuk olmak mı?


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

İnsan Aklının Alamayacağı Zulümlere Rağmen İnsan Kalmayı Başaran Bütün Çocuklara…

 

Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinde çocukların yaşamları, yaşama durumları hakkındaki istatistiksel olarak ortaya çıkan rakamlar adeta korkunç.

 

Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinde sevgiyle, şefkatle, masumiyetle, eğlenceyle, oyunla anılması gereken çocukların; artık çeşitli şekilde öldürülmelerle, yapılan şiddetlerle, çeşitli istismarlarla ve de farklı farklı işkenceler gibi insanların soluğunu kesecek tehditler tarafından adeta büyük bir kıskacın içine almış durumda.

 

Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinde çocukların, yaşamlarının ne durumda olduğunu, nasıl bir yaşantıların olduğunu, nasıl bir seviyede olduklarını sizlere aşağıda vereceğim istatistiksel notlardan takip edersiniz.

 

Öncelikle olarak Türkiye’de ki çocukların suçluluk oranına bakıldığı zaman gerçekten de her geçen gün suçluluk oranları katlanarak daha da büyümeye devam ettiğini görebiliyoruz.

 

Bunların başında ailelerin, toplumların, etnik grupları arasında ortaya çıkan olayların çocuklar için ne kadar tehdit oluşturduğunu göremiyorsak, toplumsal sınıfların farklılıkları, çocukların, gelir, eğitim ve de meslek düzeylerinde ciddi anlamda uçurumlar doğuruyorsa, kapatılan yuvalardan, dışarılarda uyumak zorunda kalan ve de aileler içerisinde yaşayan çocuklarımızı takip edemiyorsak, ceza evlerinde ve tutuk evlerindeki çocuklar ıslah edilmeden, toplumun dışına itiliyorlar ise, çocuk gelinler ve çocuk işçilerin çocukluklarını yaşamadan, yaşamaya veda ediyorlarsa eğer demek ki bizler görevlerimizi tam yerine getirmiyor ve bu yol gösterme ile rol model olma görevi tam olarak yapamıyoruz demektir.

 

Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinin bir diğer problemi de çocuk işçi sayılarının milyonları geçmiş olmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinde neredeyse 9 milyonu geçmiş olan çocuk işçi vardır. Bu çocuk işçiliğinin de en kötü biçimi olarak kabul edilen şartlarda çalışıyorlar.

 

Türkiye’deki çocukların yoksulluk içerisinde yüzdüğünü hepimiz biliyor görüyor ve de izliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinde neredeyse 7 milyona yakın çocuk yoksulluk tehdidi altında. Tabi bu yoksulluk çocuklar için öğrenme güçlüğü, yetersiz beslenmeleri, az gelişmeleri ayrıca en önemli olan eğitim haklarını ellerinden alındığı ve eğitim haklarını kaybettikleri anlamına gelmektedir.

 

Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinin, çocuklar üzerindeki bir diğer utanç tablosu da çocuk gelinlerin patlama yaşamasıdır. Ülkemizde evli kadın nüfusunun neredeyse üçte biri çocuk yaşta olmalarıdır. Çocuk gelinler meselesini şöyle de belirtmek isterim. Bana çocuk yaşlarda evlendirilenler hiçbir zaman gelin edilmiyor. Küçücük bir çocuk 25 yaşındaki birisiyle evlendiriliyorsa biz ona toplum olarak cinsel istismar uyguluyoruz demektir. Bizler bu durumlara karşı çıkmalı ve de önüne geçmeliyiz.

 

Önem arz eden diğer konulara da değinmek istiyorum.

 

Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinde bilirsiniz ki birçok anne cezaevlerinde tutuklu evlerinde doğum yapmaktadır. Şöyle ki Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinin cezaevlerinde anneleriyle beraber yaşamak zorunda kalan yüzlerce çocuk vardır.

 

Bir diğer konu da çocukların yargılama süreçlerinde işlenen hukuksuzluklar. 2000’li yıllarda yargılanan çocukların sayısı 100 binlerdeyken, 10 sene sonrasında yargılanan çocukların sayısı neredeyse 3 katına çıkmış bulunuyor. Buda toplum olarak çocuklarımıza sahip çıkmadığımızı ayrıca devletin yaptığı bazı hukuksuzlukların, çocukları suçlara ittiği büyük bir gerçeğin parçasıdır.

 

Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinde çocuk olmak çok zordur.

 

Çocuk yaşlarda maruz kalınan, insan aklının alamayacağı zulümlere rağmen insan kalmayı başaran bütün çocuklara selam olsun…

 

“ Mehmet KIZILKAYA “

 

Share
367 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Seyyid Burhâneddîn

    15 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Seyyid Burhâneddîn’in kalblere huzur veren vâzları vardı. Bu vâzlarından biri şöyledir: “Allahü teâlâ; “Dünyâ hayâtı ancak metâ-ı gurûr’dur” buyurmaktadır. Bâzı ârifler de: “Dünyâyı üç talakla boşa! Kendine ondan başka birini ara! Çünkü dünyâ kötü bir zevcedir. O kendine gelene kıymet vermez. Ondan Rabbine dön! O sana ezâ etmeden önce ondan korun ve onun hevâsından uzaklaş. İşte bu sûrette Cennet’e girersin.” buyurmaktadır. Hepimiz dünyânın birgün yok olacağını, kendine sarılanları yalnız bırakacağını biliyoruz. Böyle olduğu o kadar ...
  • SİZ ÖYLE OLUN YETER

    14 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Her şeyin kuralı olduğu gibi, birlikte yaşamanın da vardır. Bunlardan en önemlisi karşılıklı saygıdır. Toplum dün bu saygının yaşaması için yasalarda suç sayılmayan ayıplar belirlemişti. Bunlardan bazıları: “ Büyüklerin karşısında derli toplu otur, ayıp! “ “ Yerli yersiz her şeye gülme, ayıp! ” “ Erkekler sakız çiğnemez, ayıp! ” “ Öksürürken elini ağzına kapa, ayıp! ” “ Büyükler, ayakta dururken oturulmaz, ayıp! “ “ Büyükler konuşurken lafa karışılmaz, ayıp! “ “ Çayı, kahveyi höpürdeterek içilme, ayıp! “ “ Yemek yerken a...
  • ABD’NİN BÜYÜSÜNÜ İSLAM’LA SAVAŞ BOZDU

    14 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    DÜNYAYI YÖNETEMEDİ ŞİMDİ DÜNYADAN İNTİKAM ALIYOR. ABD'NİN BÜYÜSÜNÜ İSLAM’LA SAVAŞ BOZDU.. ABD’nin, uzun yıllar süren, kan ve gözyaşı üzerine devam eden sömürü düzeninin saldırgan hareketleri, ölüm öncesi son çırpınışlara benzemektedir. Çünkü tarihte bir vakadır ki; yıkılmaya yüz tutmuş devletler ve uygulaya geldikleri şiddet ve baskıyı son zamanlarda daha da artırmışlardır. ABD yönetiminin terör örgütlerine destek vermesi hatta onları yönetmesi artık tartışma olmaktan bile çıkmış bir gerçektir. Sovyetler'in çöküşünden hemen sonra küresel...
  • Utbe bin Rebîa

    14 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Utbe bin Rebîa (Arapça: عتبة بن ربيعة) (ö. 624, Bedir), Kureyş'in ileri gelenlerinden bir pagan. Küçük yaşta babasını kaybetti ve Harb bin Ümeyye tarafından büyütüldü. Mekke'de sözü dinlenen, cömert ve şiire ilgi duyan bir kişilikti. Muhammed, Kur'an'ı tebliğ etmeye başlayınca açıktan karşı çıkanlardan birisiydi. Muhammed'in, atalarını ve putlarını kötülemekten vazgeçmesi için amcası Ebu Talip'le görüşen heyetin içindeydi. Utbe, peygambere karşı çıksa da davasından vazgeçirmek için yumuşak bir şekilde davrandı ve asla ona eziyet etmedi. K...
UA-36507442-2