logo

reklam

TÜRK MİLLETİNİN MİSYONU: MİLLİ DİRENİŞ VE MÜCADELE RUHU…


halil pekdemir
halil@pekdemir.com

Büyük bir medeniyetin tarihin mirasçıları olan bizlerin yabancı reçetelerle sağlık bulması mümkün değildir. Çözüm, huzur, mutluluk ve yüceliş, insanüstü bir inancın şekillendirdiği tüm insanların ve kurumların teşkilatlı donanımlı bir yerli sistemi, modeli kurup yaşatmalarına bağlıdır. Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel başkanımız Erdoğan’ın idealizmi ve ilkesi milli, sosyal, ekonomik problemlere çözüm yollarını göstermeleri ve İslam birliğini sağlama gayretleridir. Ülkesini, dünyayı tanımayan, kendine milli İslami kültürü rehber edinmeyen düşünce ve anlayışların problemlere çözüm getiremeyeceğini, bilmektedir.. İşte vatan ve millet birliğini kaybeden uzak-yakın komşu ülkelerin durumu açık ve ortadadır.

Kökü tarihin derinliklerine kadar uzanan ve Türk milletinin yaşıyla eşit bir yaşa sahip olan Türk milli direniş ve mücadele hareketini tarihin sayfalarında görmek mümkündür. Bu gün hassasiyetlerini milli ve manevi değerleriyle bağdaştıran, şan, şeref ve onur mücadelesini her şeyin üstünde tutan vatan, millet ve bayrak sevgisi ruhu ile bütün gelişme çizgilerini aşarak müreffeh Türkiye yaratma yolunda yürüyen bir harekete dönüşmüştür. Bin yıllık devlet geleneği, 91 yıllık Cumhuriyet birikimi ve yarım yüzyılı geçen demokrasi deneyimi ile Türkiye Cumhuriyeti her türlü sorunu aşabilecek, her türlü merhaleyi atlatabilecek güce ve tecrübeye sahiptir.

Dünya devleti ve küresel sermaye arasındaki evrensel hegemonya kavgasına Türkiye savaş alanı olarak hizmet veremez, ya da siyasal komplolarda uygulama alanı olamaz. Türk milletine beş bin yılı bulan şerefli tarihinin de, bu günlerde karanlık dönem yaşatılmak isteniyorsa. Türk’ün varlık kavgasının yapıldığı bu dönem, yakın bir gelecekte müspet sonuçla düğümlenecektir. Bu sonucu Türk milletinin tarihi misyonu tayin edecektir.

Türkiye’yi dünyanın merkezi coğrafyasına egemen olma doğrultusunda yeniden iç karışıklıklara, teröre ve sonrasında bir ara rejime yönlendirme oyunları eskimiştir.

Türkiye bu gibi oyunlardan çok çekmiş hem de yeterince tecrübe kazanmıştır. Ayrıca 80 milyonluk nüfusu ve kalkınmışlığı ile Türkiye’nin artık tek merkezli bir yapıda yönetilemeyeceği gerçeğini de dikkate almak gerekir. O zaman hiçbir otoriter yönetim ya da demokrasi dışı çözüm Türkiye’ye tam egemen olamaz.

Milletin beş bin yıllık bir tarihi bu güne kadar getirdiği milli ve manevi değerler sistemi bozulmaya, toprak bütünlüğü parçalanmaya, maddi kaynakları yabancılarca sömürülme noktasında peşkeş edilmek noktasında dünya devleti ve küresel sermaye arasındaki çekişme Türkiye’de olağanüstü rejimlere giden yolu açarsa o zaman, Türkiye’nin Avrupa ile ipleri kopar.

Bu nedenle… Evrensel hegemonya mücadeleleri Türkiye’nin gündemi dışında kalmalı ve hiçbir biçimde ülkemize yeni gündemler dayatmamalıdır. Unutulmamalıdır ki, Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanı ERDOĞAN’dan almış olduğu siyasal bilinç ile bütün siyasal sorunları çözebilecek güce ve birikime sahiptir.

Artık komik kaçan komplolarla Türkiye’yi bir yere sürüklemek değil ama Türkiye’yi olduğu gibi kabul etmek ve ciddi dostluk ve müttefiklik ilişkileri içerisinde bu ülkenin birikimlerinden dünya barışı için yararlanmak gerekmektedir. Çünkü büyük ve şerefli tarihi olan milletler kolay kolay yok edilemez.

Türk devletinin varlığını kıyamete kadar korumayı amaç edinmiş ve bu milli ülkü uğruna seve seve can verecek, davasını bilen, lideri ERDOĞAN’ın hedefi belli olan milli direniş ve mücadele ruhu artık yurt sathında bayraklaşmaya başlamıştır. Geçmişte Türk milleti, kendisini yücelten ve yükselten tarihi misyonuna sahip çıktığı dönemlerde dünyaya hükmetmiş, insanlığa adaleti, insan haklarını, ilmi, teknolojiyi ve medeniyeti öğretmiştir. Türkiye Cumhuriyeti dünyanın merkezi coğrafyasında hem bir uygarlık hem de bir güvenlik adası olarak ayakta kalacak ve bölge ile beraber küresel sorunların çözümünde daha etkin bir rol alacaktır.

Saygılarımla.

Halil PEKDEMİR

30 Mayıs 2017

Share
65 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HZ.EBUBEKİR’İN VASİYETİ

    25 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Hazret-i Ebu Bekrin vasiyeti Hazret-i Büreyde’den, edilir ki rivayet: O Server, bir gazadan, zaferle etti avdet.Vakta ki Medine’ye, sağ salim döndüğünde, Bir siyahi cariye, gelip durdu önünde. Dedi: (Ya Resulallah, adamış idim ki ben, Eğer sen, bu gazadan döner isen salimen, Avdet eylediğinde, huzuruna geleyim. Eğer izin verirsen, tef çalıp söyliyeyim.) O Server, cariyenin bu arzusunu duydu, (Eğer adadıysan çal, yoksa çalma!) buyurdu. (Adamıştım) diyerek cariye o Servere, Başladı huzurunda, tef çalıp...
  • Rahmetin Yağdığı Ay’ın Bayramı “Ramazan Bayramı”

    24 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Rahmetin yağdığı ay’ın bayramı olan Ramazan Bayramına erişmek bütün Müslüman alemi güzel duygu ve hislerin ortaya çıktığı anın resmidir.   Birlik beraberlik içerisinde toplumun bütün kesimlerinin en güzel noktada kaynaştığı, huzur ve mutlulukla dolu olan bir Ramazan’ı Şerif ayının ardından onun o eşsiz güzelliğe sahip bayramına ulaşmak yüce Allah’ın biz müminlere büyük bir ikramı ve ihsanıdır.   Bayram; güzel duyguların, sevinçlerin, güzelliklerin ortaya çıktığı günün adıdır. Yüce duyguların yüceliğe ulaştığı, duyguların coştuğu, s...
  • “İslam Dünyasında oluk oluk kan akarken biz bayram mı yapacağız?!!”

    24 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Manevi atmosferi yüksek bir Ramazan-ı Şerif'i daha geride bırakıyoruz.Günahlardan arınmış,bağışlanan kullardan olma ümidiyle bayram  hazırlıklarına başladık. Bayramlar; neşe demek,sevinç demek.Peki biz inananlar olarak bu bayramı neşe ve sevinçle karşılayabiliyor  muyuz? Ya da diğer bir ifadeyle sevinçle karşılamalı mıyız? İslam beldelerinin neredeyse tamamında kan ve gözyaşı hüküm sürerken nasıl bayram yapabiliriz? İslam tarihinde daha önce belki de hiç olmadığı kadar büyük acılar yaşanmaktadır! İslam Alemi bu kadar acz içine belki hiç düşm...
  • BAYRAMLARDA TRAFİK VE YOL GÜVENLİĞİ İÇİN ÖNEMLİ UYARILAR

    24 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Her yıl kutlanan dini bayramlarda yüzlerce insanımız ölmekte ve yüzlercesi de yaralanmakta ve bayramlar aile ve ülkede bir yas ve cenaze kaldırma yerine dönüşmektedir. Öncelikle uyarılarımızı sürücülerimize, yük ve yolcu taşıyan ticari araç şoförlerine yapmak istiyoruz. Bu sebeple sürücülerin; 1- Dinlenmiş ve uykusunu almış olarak yola çıkmalıdırlar, 2- Gidilecek yere göre zamanında yola çıkmalı, acele etmemeli, geç gitmeyi göze almalıdırlar, 3- Özel araçlardaki sürücü ve diğer yolcular emniyet kemerlerini mutlaka takmalıdırlar, 4-Trafik ...
UA-36507442-2