logo

Toplu Mezarlar Yok Edilmek mi İsteniyor


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Ermenilerin 1915 yılına dönük hayali katliam iddiaları var.

Güya bir milyon 500 bin Osmanlı Tebaası Ermeni vatandaşı Mayıs 1915 ile kasım 1915 tarihleri arasında katledilmiş. Katledilmiş de ortada mezarları yok.

Toplu olarak gömülmüş olsalar 150 tane futbol sahası büyüklüğünde bir çukur veya da 150 tane çukur ister. Zaten iddiaya göre hepsi de 155 gün içerisinde katledilmiş. Tehcir Mayıs 1915’de başlamış, Kasım 1915’de bitmiş. Her gün asgari On bin kişi katletmek, çukurlarını açmak, gömmek ve üstünü örtmek gerekiyor. 1915 yılında kimler hangi aletle kazmış bu çukurları ve neden hala bulunamamış bunu kimse açıklayamıyor. Hiç mi bu insanları kurşuna dizenlerin, çukurları açanların ve de gömdükten sonra üstünü toprakla örten binlerce insan arasından bir tane olsun gammaz çıkmadı da, “Aha çukurlar burada” diyemedi.

Katledildikleri iddia edilen bir milyon 500 bin kişiyi yan yana mezarlık usulü gömerseniz bu seferde 900 futbol sahası genişliğinde bir alana gereksinim duyarsınız. Yani alan tanımlayan rakam olarak telaffuz etmek isterseniz, tamı tamına dört buçuk milyon metrekare veya dört buçuk kilometrekare eder.

Yalandan kim öldü ki. İddia var ama ortada mezar yok, ceset yok, kemik yok, ölü beden yok, mezarlık yok, katliam çukurları yok…

KKTC’de, 1974 yılında, Kıbrıslı Türkleri Rumların katliamından kurtarmak için gerçekleştirilmiş Mutlu Barış Harekatı’nın 2’nci aşamasında hiç acımadan, insanlığa sığmayacak bir şekilde 16 günlük bebekten 95 yaşındaki ihtiyarlara kadar çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan 4 farklı köyün insanları Atlılar, Muratağa ve Sandallar köylerinde toplam 126, Taşkent köyünde de 81 savunmasız, silahsız kardeşlerimiz tek sıra halinde dizilip otomatik silahlarla Rumlar tarafından acımasızca kurşuna dizilip şehit edildiler.

Muratağa ve Sandallar köylerinde 14 Ağustos 1974 günü şehit edilen kardeşlerimizin toplu

mezarları 1 Eylül 1974 günü keşfedildi ve kazıları da BM’ye haber verilerek, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı 28. Tümen’in İstihkam bölüğü tarafından başlatıldı. Aynı günün akşamüzeri Sancaktarımız beni de görevli mücahit olarak Muratağa köyüne gönderdi. Toplu mezar, köyün dışında eski bir taşocağının yakınlarındaydı. Ortaya çıkarılan bedenler daha tam olarak çürümemişti ve giysilerinden, ayakkabılarından, saç renklerinden ve benzeri ayırt edici işaretlerden kimlikleri tespit edilebilmekteydi. 3 Eylül günü şehitlerimiz dini törenle bu günkü yerlerine defnedildiler.

Kayıp Şahıslar Komitesi’nin, bugüne değin daha bulunamamış, yerleri tespit edilememiş kayıp kişileri arayacağına ve kimlik tespiti yapacağına, kimlikleri bilinen, isimleri ve resimler tek tek anıt mezarın üstünde yer alan, kimler tarafından hunharca katledildikleri bilinen şehitlerimizin toplu mezarını açıp aylarca sürecek bir uğraş vermek kararını alması bana, geçmişte uğradığımız soykırımı somut olarak ortaya koyan toplu mezarların yok edilmesine yönelik artniyetli bir davranış olarak geliyor. Mezarda kimlerin yattığı kayıtlarla sabitken, “içlerinde birkaç Rum olabilir” gerekçesiyle bu mezarların açılması çok akılcı bir durum olmadığı gibi, isimleri belirlenmiş kişiler için yeniden kimlik tespiti yapılması, dünyanın neresinde yaşarsanız yaşayın şüpheye gark edecek bir uygulamadır.

AKEL’in üst düzey yöneticilerinin aradan 41 yıl geçtikten sonra insanlığın yüz karası katliamı gözler önüne seren toplu mezarı ziyaret etmelerinden sonra Rum tarafındaki en güçlü siyasi parti olarak resmen, Kıbrıs Türk halkından özür dilenmesi için Rum Temsilciler Meclisi’ne yasa önerisi vermesini beklerken, Rumları rahatsız ettiği için “Kimlik teşhisi bahanesi” ile Atlılar, Muratağa, Sandallar Toplu Mezarlarının yok edilmesi yoluna gidilmesi, kabul edilebilir bir yaklaşım ve uygulama değildir. Bunu alenen protesto ederim.

Bu hunhar katliam hakkında Muratağa, Sandallar ve Atlılar Şehitlerini Yaşatma Derneği güzel ve belgelere dayalı olarak “1955-74 Adım Adım Soykırım – Muratağa, Atlılar, Sandallar” adlı bir kitap yayınlamıştır. Kıbrıs’ta yaşadıklarımızı ve uğradığımız soykırımı öğrenmek isteyenlerin bu ve benzeri kitapları okumasını tavsiye ederim.

Ata ATUN e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

12 Ekim 2015

Share
319 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2