logo

reklam
21 Şubat 2017

Tesadüf Delice Bir Düşüncedir!


facebooktwittergoogle plus
Elif NİSA
elif.alaca@hotmail.com

 

“Evrenin şu anki yapısının tümüyle bir tesadüf eseri olabileceği düşüncesi, tümüyle delice bir düşüncedir. Delilik kavramını argovari bir hakaret niyetiyle değil, tamamen psikolojideki teknik anlamıyla kullanıyorum. Gerçekte bu tür bir düşünce ile şizofrenik düşünce tarzı arasında büyük benzerlikler vardır.” (Karl Stern, Montreal Üniversitesi Psikiyatristi)

 

Kâinat, derin düşünmemize ve Allah’a yaklaşmamıza vesile olabilecek örneklerden yalnızca biri. Dünya ve uçsuz bucaksız kâinat üzerine düşünen insan, yaratılıştaki ihtişamı ve kusursuz dengeyi daha iyi anlar. İnsan uzayın sonsuz boşluğunda asılı duran küçücük bir kürenin üzerinde yaşar. Dahası bu küre her an uzaydan gelebilecek tehlikelerle karşı karşıya. İnsanın ise bu tehlikelere karşı alabileceği hiçbir önlem yoktur.

 

Örneğin milyonlarca ton ağırlığındaki göktaşları uzayda başıboş dolaşır. Bunların herhangi biri dünyaya çarparak yaşama zarar verebilir. Dünyayı tehdit eden bir başka tehlike kaynağı, güneşte oluşan patlamalar. Güneşteki patlamalar artabilir ve dünyaya gelen zararlı ışınların oranı yoğunlaşabilir. Yalnızca gökyüzünde değil yeryüzünde de insan yaşamını tehdit eden birçok tehlike vardır.

 

Yer kabuğunun biraz altı, mağma dediğimiz çok sıcak bir ‘ateş tabakası’yla kaplı. Ve yer kabuğu bir elmanın kabuğuna oranı ölçüsünde mağmadan korunuyor. Bu yüzden, her an bir yanardağ patlamasıyla yer altındaki lâvlar yeryüzüne çıkabilir. Ya da yerkabuğunda meydana gelecek bir kırılma büyük bir depreme neden olabilir… İnsan, her an bu gibi tehlikelerle birlikte yaşadığını hiç unutmamalı. Dünyamız, bu olası tehlikelerden çok hassas dengeler sayesinde korunuyor. Bu gerçekleri düşünen insan anlar ki, dünya üzerindeki tüm canlılar, Allah’ın dilemesiyle ve O’nun yarattığı kusursuz bir denge sayesinde yaşarlar.

 

Uzay boşluğu alıştığımız yaşam biçiminden tamamen farklı. Şu anda oturduğunuz yerin 560 km yukarısında güneşteki patlamalardan kaynaklanan ve hızı saatte 100 binlerce kilometreyi bulan radyasyon fırtınaları gerçekleşmekte. Bir de uçsuz bucaksız uzay boşluğundaki kendi konumunuzu düşünün. Bunun için öncelikle dünyadaki uzaklık kavramıyla, evrendeki uzaklıkları kıyaslayalım.

 

Evrende en yakın iki yıldız arasında 30 trilyon km uzaklık var. Gökyüzünde parıldayan yıldızların en yakını ise sizden 500 trilyon km uzaklıkta.

 

Bir de kendi galaksimizin içindeki yerimize bir bakalım. Samanyolu Galaksisi, içinde 300 milyardan fazla yıldız barındırır. Bu 300 milyar yıldızdan yalnızca biri bizim Güneşimiz. Güneş’in etrafında 9 ayrı gezegen büyük bir uyum içinde dönerler. 12 milyar km2’den geniş bir alanı kaplayan Güneş sistemi içinde, Dünyamız çok küçük bir yer tutar.

 

Uzayda her an devam eden hareketlilik ise daha da dikkat çekici. Dünya, saatte 1670 km hızla kendi çevresinde döner. Aynı anda kendisinden 103 kat büyük olan Güneşin çevresinde de tam dönüş yapar. Bu sırada Dünyanın hızı saatte 108 bin km. Yani silahtan çıkan bir merminin hızının yaklaşık altmış katı… Dünya aynı zamanda Güneşle birlikte saniyede 200 km. hızla Vega yıldızına doğru hareket eder. Bu da, saatte 720.000 km gibi olağanüstü bir hız. Bu sırada galaksimiz de hareket halinde. Bizim ise her an yaptığımız bu kapsamlı yolculuktan haberimiz bile olmaz.

 

Şu an oturduğunuz yerde hiçbir sarsılma olmuyor. Yatağınızda yatarken ya da yolda yürürken de dünyanın döndüğünü anlamıyorsunuz… Ancak dünyamız uzayda dev kütlesiyle saniyede 200 km. gibi muazzam bir hızla yol alıyor. Şu an 200 km. yol aldık bile ve 400… 600… Allah’ın kurmuş olduğu kusursuz dengeler sayesinde bu yolculuğu hiç hissetmeyiz.

 

Bilim, yaratılış gerçeğini kanıtlamıştır. Şimdi sıra, bilim dünyasının bu gerçeği görmesi ve öğüt alıp-düşünmesinde. Bu gerçeklere karşı kayıtsız kalmak, bir tür büyülenmeden başka bir şey değildir.

 

Bilime rağmen körü körüne savunulan evrim teorisi bütün dünya milletleriyle alay eden, onları adeta çocuk kandırır gibi kandırdığını zanneden bir ideolojidir. Tesadüfün ilahi bir akıl gibi sunulduğu bu düşüncede, tesadüf dünyadaki bütün insanların aklından daha çok akla sahip muazzam bir deha olarak gösterilir.

 

Önyargısız, hiçbir ideolojinin etkisi altında kalmadan, sadece aklını ve mantığını kullanan her insan, bilim ve uygarlıktan uzak toplumların hurafeleri gibi zaman ve tesadüf ilâhlarının tüm kâinatı oluşturduğunu savunan Darwinizm’in, inanılması olanaksız bir iddia olduğunu kolaylıkla anlar.
Kendilerini tesadüf çıkmazının içine sokarak, çevrelerindeki yaratılış kanıtlarını görmezden gelenlerin, kendilerini ve yaşadıkları kâinatı yaratan Yüce Allah’ın apaçık olan varlığını kabul etmemek için ne tür bir mantık bozukluğu içinde oldukları çok açıktır.

 

Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) “Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru.” (Al-i İmran Suresi, 191)

 

 

 

Etiketler: » » » »
Share
115 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SÖYLEMELİ SÖYLENMEMELİ

    28 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Sızlanma, sızıltı, yakınma, hoşnutsuzluk belirten söz veya yazıların tümüne şikayet diyoruz. Şikayet, ilgili yetkililere duyurulup takip edilirse giderilebilir. Yoksa birey şikayetini kendi kendine yapar veya dedikodusunu yaparsa bu söylenmek olur, şikayetin giderilmesine de katkısı olmaz.        Millet olarak ne hikmetse çoğumuz şikayeti sevmediğimiz gibi, yapanı da hoş karşılamayız. Bazen kınayanlarımız bile olur. Şikayetlerimizi ilgili yetkililere iletip giderilmesine çalışmak yerine, söylenmeyi tercih ederiz. Hele o gün için ucu bize d...
  • Hanımların işi kolay

    27 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Hanımların işi kolay İstanbul Evliyasından Seyyid Ahmet Mekki Efendi hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir sohbetinde; - Ahirette Müslüman hanımların işi kolay, buyurdu. - Neden efendim? dediler. - Çünkü onların hesabı, beylerinden sorulacak ahirette. - Her hanımın mı efendim? - Hayır. Sadece beş vakit namazını kılan, orucunu tutan, kocasına itaat eden ve tesettüre riayet eden hanımların hesabını kocaları verecek. - Hikmeti ne acaba efendim? - Çünkü erkekler, hanımlarından mesuldür. Ama hanımlar, erkeğin g...
  • Muteber olan, sondur

    26 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Muteber olan, sondur Fas Evliyasından Muhammed bin Ömer hazretleri “rahmetullahi aleyh”, bir gün bazı ahbabına; - Ölüm ne genç dinliyor, ne ihtiyar. Hepimiz, adım adım bu son noktaya yaklaşıyoruz. Muteber olan da, sondur, buyurdu. Ve izah etti: - Yani mühim olan, “imanla ölmek”tir. İnsan son nefesinde, “Allah!” diyeceği yerde, “Aman doktor, kurtar beni!” derse, imansız gidebilir mâzallah. Bir kişiyi kurtarmak Sohbetin devamında; - Bir kişiyi Cehennemden kurtarmak, Peygamberlik görevi yapmaktır, buyurdu. Ama “Allah için” yapmalıdır ...
  • Kıbrıs’ta Rum olmayana yer yoktur

    25 Nisan 2017 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Genelde Kıbrıs’ın yakın tarihi, özellikle de 1950-1974 arası beni çok ilgilendiriyor. Kıbrıslı Rumların sapıttığı ve asırlardır adada yaşamlarını sürdüren Kıbrıslı Türklere rağmen, Türkiye’yi de yokmuş gibi farz ederek adayı Yunanistan’a bağlamak için yaptıkları çılgınlıklarla doludur bu çeyrek asırlık dönem.  Bunların içinde en dikkatimi çeken Polikarpos Yorgacis’dir. 38 yıllık kısacık hayatı, 15 Mart 1970 tarihinde Yunanistan’dan gelen suikast timinin kendisini Haspolat ovalarında infaz etmesi ile sonra ermişti.  Sağlam bir EOKA’cıydı Yor...
UA-36507442-2