logo

TERÖR ÖRGÜTLERİNE İNSAN KAYNAĞI NASIL ÖNLENİR? (1)


facebooktwitter
Necdet Cemal OCAK
ncocak@gmail.com

Süleyman Demirel’e sordular “ saltanat ve halifelik kaldırıldı ama bunları gerçek olmayan bilgilerle bu şekilde kötülemek gerekli miydi?” Demirel’in cevabı çok manidardı. “Kaldırdığımız bir şeyi kötülemek zorundaydık.”

Bu tür gerçek olmayan fikirlerle bazılarının beyni yıkandı ve bunun böyle olmadığını söyleyen insanlarla kutuplaşma yaratıldı. Bu birinci kutuplaşma cihetimiz.

Biz devletin hata yapmadığını söylemiyoruz elbette yapılmıştır. Ancak değişen dünya şartlarına ve coğrafyamızın aldığı şekle göre devlet bu hatasını görmüş ve düzenleme yoluna gitmiştir. Bu arada atı alan Üsküdar’ı geçti ve batı ülkeleri bu hatayı aleyhimize kullandı. Kürt milliyetçiliğini körükleyerek kutuplaşma yaratıldı. Bu ikinci kutuplaşma cihetimiz.

Artık bütün dünya biliyor ki coğrafyamızda kan döken Işid denen terör örgütünü Amerika, İngiltere, İsrail kurdu ve finanse etti. Doğru öğretilmeyen, dini bilgilerden yoksun kalan gençler de bu örgüt için kaynak olarak kullanıldı. Bu da üçüncü kutuplaşma cihetimiz.

Birinci kutuplaşma için çok şey yazdık. Tarihe mal olan insanlar hayatta değildir, onlar da hata yapmış olabilir. Hataları konuşalım ama hayatta olmayanlara hakaret etmeyelim ki birlikte yaşama şansımız olsun.

Diğer grup da materyalist dünya görüşünü bir diğerine dayatmasın. İki grubunda gidecek başka ülkesi yoktur. Tek devletimiz vardı, o da bu devlettir.

İkinci kutuplaşmamız Kürt milliyetçiliği üzerine. Kürtlerin içinde Müslüman olmayan Zerdüşt, bizim Kürt zannettiğimiz Ermeni kalıntıları ve yabancı güçler vardır. Bunları dışarıda tutarak, Müslüman Kürtlerin nasıl terör örgütüne malzeme olmasını önleriz onun üzerinde kafa yormamız gerekir.

Üçüncü kutuplaşma sınıfında din duyguları kullanılan gençleri bu örgüte malzeme yapmamak için ne yaparız bunu düşünmemiz gerekir.

Bu her iki grup için de mutlaka doğru bir din eğitimi gerekir. Tabi önce o gençlere doğru bir eğitim verecek din adamlarına bakmak lazım. Esas sorun, toplumu kutuplaştıran din adamlarının aynı kitabı okuyup, farklı farklı yönlendirmesi olsa gerek.

Müslümanın, Kuran’ın emrettiği şartlar dışında hiçbir şekilde öldürmeye yetkili olmadığını öğretmek gerek. Tabi Kuran’ın emrettiği şartlar da doğru öğretilmeli. Her kafasına esen mezhebine göre bir kural koymamalı. Mezhep din değildir, din Kuran’dır, din Peygamber Efendimizin sünnetidir, hadisidir. Biz Kuran okuyun deyince hemen birileri çıkıp “sen Peygamberimizi yok mu sayıyorsun diyor.”  Kuran okuyan insanın yok sayması mümkün mü?

Kuran okuyan bir insan  Al-i İmran-31 “De ki; Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin suçlarınız bağışlasın.”  Yahut  Al-i İmran-32 “De ki, Allah’a ve peygambere itaat edin. Eğer aksine giderlerse, Şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.” Diyen ayetleri okumadan mı geçecek? Daha çok sayıda Efendimize itaati emreden ayet var.

“Namaz kılmayanın cezası ölümdür “ diyen bir ilahiyatçıyı kimimiz destekledik kimimiz karşı çıktık. Şafii mezhebinde böyle bir ceza varmış, Hanefi mezhebinde yokmuş. Kimse demedi Kuran ne diyor bu konuda. Eğer Hadis ve sünnette söylenenler arasında çelişki varsa müracaat yeri bellidir. Kuran’a uyuyor mu diye bakmak gerekmez mi?

Böyle söyleyince de yine “sen sünneti reddediyorsun” diyorlar. Kimsenin reddettiği falan yok, sadece sünnet mi değil mi diye bakalım diyoruz. Kuran’a uymayan sünnet, sünnet değildir. Hadis istiyorsanız buyurun hadis.

“Allah Resulü her garip kaldığında Ali’nin yanına gider öylece yüzüne bakarak derdi ki “ Ali’ye bakmak ibadettir”  Kaynakları da bunlar. (1) Tabarani Mu’cemi’nde 18/109 2) Hakim Müstedrek 3/141 (3) Ebu Nuaym Hılyetu’l-Evliya 2/182 (4) El-Mevdua’t 2/126 (5) El-Fevaid’il-Mecmu’a Fi’l-Aha’dis’il Mevdua sayfa 359 (6) Mizanu’l-İtidal 3/236 (7) Es-Silsiletu’d-Daife 4702 8) Tarihu’l-Dımışk 42/350 (9) Tabarani El-Kebir’de 10/176

Yine bu konuya örnek başka hadisler.

” Kadınlarla istişare edin, onlara danışın ve onların söylediklerinin zıttını yapın” (El- Makasıdul Hasene: 248 , Tezkiretul mevzuat :128, Tenzihuş Şeria : 2-204, Silsiletul Ehadis: 432)

Namazı bozan şeyler kara köpek, eşek, domuz ve kadındır. Sahihi Müslim, Salat 265; Tirmizi Salat 253/338 Ebu Davud, Salat, 110/720

Bir kadın kocasından boşanırsa o kadına cennet kokusu haram olur (Kadınlara Dini Bilgiler, s. 61)

Bunların hepsi uyduruk hadislerdir. Efendimiz “boşanmak da benim sünnetimdir, ama en sevmediğim sünnetimdir” der. Kuran boşanmayı yasaklar mı? Elbette hayır, yasaklamadığı bir şey için kadına cennet kokusunu neden haram kılsın ki?

Kuran’a uymayan bir hadis veya sünnet söylendiğinde itiraz ettiğimiz durumda hemen bak kaynakları bunlar deniyor. Yazdığım hadislerinde kaynakları var. Biz kaynak yok demiyoruz. Uydurma hadistir diyoruz.

Bazı işgüzarlara göre Allah hüküm koymamış haşa aklına gelmemiş, Peygamber efendimize onu tamamlattırıyorlar.  İnsan hayatının söz konusu olduğu bir hükümde farklı uygulama olur mu mezheplere göre?

Had cezası kesin olarak Allah’ın hakkıdır. Kuran ve sünnetle belirtilmemiş cezalar ta’zir cezasıdır. Kuran’da belirtilmemiş had cezası da olmaz. Namaz kılmadı diye bu cezanın uygulandığı bir vaka bile olmadığı gibi, 600 yıllık Osmanlı tarihinde bile bir tek katl vakası yoktur.

Diyelim bir insana Şafii mezhebine göre bu cezayı uygulayacaksınız. Son anda adam dedi ki “dur kardeşim, ben mezhep değişiyorum. Hanefi mezhebine geçiyorum.” Ne yapacaksınız?

Bizim işgüzarlar “ olmaz değişemezsin, karar verdik kafa gidecek” derler mutlaka. Diğer tarafta Hanefi bir müslüman namaz kılmıyor ve kafa yerinde duruyor. Sizce Allah’ın böyle bir dini olabilir mi? Bir namaz konusunda bile anlaşamıyorsa âlimler, bu gençliğe doğru dini kim öğretecek?

Böyle diyerek burada keselim, yarın cihad ayetlerine bakalım. Okumayan gençlik yanlış yorumlarla nasıl kandırılıyor, nasıl ölüm makinası haline getiriliyor, bebeklerin bile din adına katlediği bir dini kim üretiyor anlamaya çalışalım ve çözüm arayalım.

7.7.2016

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
807 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2