logo

reklam

TERÖR ÖRGÜTLERİNE İNSAN KAYNAĞI NASIL ÖNLENİR (2)


facebooktwitter
Necdet Cemal OCAK
ncocak@gmail.com

Yazdıklarımızın daha iyi anlaşılması için ulema ile sorunumuz olmadığını bir kere daha tekrarlayalım. “Peki, sünneti ve hadisi yok sayıyorsan nasıl namaz kılacaksın” diyenlere;

Nisa-13 “Bu hükümler Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’a peygambere itaat ederse….” Tevbe-63-64 “Bilmiyorlar mı ki, kim Allah’a ve resulüne karşı gelirse muhakkak ki ona içinde ebedi kalınacak cehennem ateşi vardır” ve Enfal-20” Ey iman edenler! Allah’a Resulüne itaat edin” ve yine, Enfal-27”Ey iman edenler! Allah’a ve Resule hainlik etmeyiniz” diyen ayetleri hatırlatalım. Onlar da bizim Hadis ve sünneti yok saydığımızı söylemeye devam etsinler.

Kuran okuduğu halde, Peygamberimizi yok sayanlar gaflet içindedir. Peygamberimize söylemediği şeyi söyletenler de fitne peşindedir. Hadiste israiliyat, tefsirde israiliyat yok deniyorsa bizim de diyecek bir şeyimiz yok.

Ulema fetva vermiş. Eğer efendimiz söylese, böyle derdi babından. Efendimizin Kuran’a aykırı söylediği bir şey var mı? Eğer yoksa ki yok, Kuran’a aykırı fetvayı nasıl vermişler diye sorgulamak “aklınızı kullanın” manasında ayetlere ters düşer mi?

Dinimiz Kuran’dan alınan bir tek ayetten ibaret değil. Eğer ulema böyle dedi diyerek bir tek ayetle müslüman olmaya kalkarsak hepimiz birer canavara dönüşürüz, tıpkı canlı bombalar gibi. Hele o ayetin önünde ve arkasında olan ayetler okunmadan tek başına okunursa. Hadis ve sünnet Kuran ayetlerinin nasıl anlaşılacağına dair Efendimizin söz ve davranışlarıdır. Küllünü birden ele alıp dinin ruhunu anlamak lazım.

Peygamber Efendimiz veda hutbesinde “İnsanlar “la ilahe illallah” deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum” buyurmaktadır. Dikkat edilirse “kıyamete kadar müslümanlar emrolundu” demiyor. Neden demiyor, çünkü kendisi vahiy ile hareket ediyor. İnsanlar öyle mi hareket edecek? Bunu da buyuruyor zaten.

“Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız: 1.Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız. 2.Allahın haram ve dokunulmaz kıldığı cani haksiz yere öldürmeyeceksiniz. 3.Hırsızlık yapmayacaksınız. 4.Zina etmeyeceksiniz.” Biz böyle miyiz?

Al-i İmran-78” “Kitap ehlinden öyle bir güruh da vardır ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini kitaba eğip bükerler. Hâlbuki o kitaptan değildir.”Bu Allah katındandır “ derler. Oysa o Allah katından değildir.”” Kuran ayetlerini eğip bükerek Amerika’nın petrol savaşına yardım eden, insanları canlı bomba yapan, çoluk çocuk katlettiren halife bozuntusuna bu yetki verilir mi hiç?

Bu insanlara, hangi yetki ile öldürüyorsun, hangi yetki ile insanları evinden, yurdundan ediyorsun diye sorulmayacak mı? Bize hemen Bakara suresini, Tevbe suresini oku diyorlar. Başka okuyan yok ya, bir tek kendileri okuyor.

Okuyanlar bilirler ki, ya Resulullah’a sorulan sorulara cevap olarak birçok ayet nüzul olmuş, ya da ayetlerin anlaşılması için sorulan sorulara Efendimiz cevap vermiştir.

Bakara-190 “Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez “ diyen ayetle sonraki Bakara-191”Onları nerde yakalarsanız öldürün. Ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın” ayeti Hudeybiye anlaşması neticesinde Müslümanların efendimize sorduğu soru üzerine nüzul olduğunu Beyzavi’nin rivayetinden de anlıyoruz.

Müslümanlar “ya Resulullah, gelecek sene de müşrikler anlaşmayı bozar, bizimle Harem dâhilinde çarpışırsa ne yapacağız” derler. Çünkü daha önce Müslümanlar müdafaa şeklinde bile olsa savaştan men edilmişler, her ne olursa sabır ve anlaşmaya memur edilmişlerdi. İşte bu ayetlerle bu yasaklama kaldırılmıştır.

Savaşmanın serbest bırakılması durumunda bile “Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez” diye ikaz edilmişlerdir. Size Irak ve Suriye’de çocuk katline kadar varan bombalama ve yurtlarından çıkarılma olayı, haklı saldırı gibi mi görünüyor?

Savaş ancak Allah yolunda, hak yolunda, hak uğrunda yapılmalıdır. Güya fitneyi defetmek maksadıyla, kendilerine öğretildiği gibi, Tagut kabul ettikleri müslüman katlinden başka maksada dayanmayan savaş, daha büyük fitneler icat eder. Etti de nitekim.

İslam dininde ilk emirlerden itibaren müdafaa hakkı meşru olmuştur. Eğer ihtiyaç olursa Allah yollunda olmak kaydıyla taarruz hakkı da meşrudur. Allah yolunda olmak kaydı harbin esasıdır. Müslüman, harbi bile güzel gösteren meşruluğun dışına çıkarak saldıramaz. Aksi halde Rabbimiz “fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez” diye buyurmazdı bize.

“Başlangıçta savaşa müsaade edilmemiş olmasının sebebi Müslümanların zayıf durumda olmalarıdır. Bu durumda savaş ancak felaket getirirdi. Resulullah’ın Medine’ye hicreti ve Müslümanların biraz güçlenmesi üzerine savaş meşru kılınmıştır. Lakin bir şartla. “Harbe iktidarı olmayan kadınlar, çocuklar, yaşlılara dokunmayın” diye buyurulmuştur. Bu emre aykırı hareket zulümdür. Zulmedenleri ise Allah sevmez.

Bu konuda Mehmed Vehbi “ bu ayette evliya-yı umur için iyi bir ders vardır. Zira Vacip Teala ehli islamın azlığını ve mühimmatın noksanlığını nazarı itibara alarak mukatele edenlerle mukatele etmeyi, mukatele etmeyenlere tecavüz etmemeyi emretmiştir. Eğer ehli islamın zaafı zamanında mukateleyi emretmiş olsaydı, islamın adayı din ile muharebeye tahammülü olmadığından inkirazına badi olurdu. Şu halde islamın işi başında bulunan zevat için bu esaslara dikkat etmek ve daima düşman ile ehli islamın kuvvetini mukayese edip mukabele-i bilmisle sa’yeylemek mühimden olduğuna ayeti celile delalet eder” der.

Yani zayıf zamanda güç dengesini gözetmeden savaşa meyledilseydi müslümanlar kırılır, islam dini son bulurdu.

Eline kâfir tarafından verilmiş silahlarla, kâfir tarafından verilmiş kamyonetlerle sırtını kâfire verip, silahlarını Müslümanlara doğrultan ve “Harbe iktidarı olmayan kadınlar, çocuklar, yaşlılara dokunmayın” emri hilafına saldıranlar hangi cihaddan bahseder anlamak mümkün değil.

Ey ahmaklar sürüsü, eğer kendi emellerine hizmet etmeyecek olsan, kendisi ile savaşman için sana o silahları kâfir verir mi? “Al bu silahları beni vur” diyecek aptal, beyinsiz kâfir yok dünyada. Dininden, diyanetinden haberi olmayan, şeyhinin emirlerini din sayan sizin gibi ahmaklara din kardeşlerinizi katlettiriyorlar.

”Onları nerde yakalarsanız öldürün. Ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın” ayeti haram ayda ve Haremi şerifte savaşmayı hoş karşılamayan Müslümanların, peki önümüzdeki yıl da bizi Mekke’ye sokmazlarsa ( Hudeybiye anlaşması) sorunsuna cevaptır.

Bu durumda siz de yer ve zamana bakmadan onlarla savaşın ve bulduğunuz yerde öldürün ve sizi nasıl Mekke’den çıkardılarsa siz de onları çıkarın diye verilen izindir. Şeyhlerin, sahte halifelerin Tagut diye tanımladığı namaz kılan, oruç tutan insanları çocuklara, kadınlara varıncaya kadar öldürün diye verilen bir izin değildir. Kim namaz kılan, oruç tutan, inandığını söyleyen bir insanın Tagut olduğuna karar verebilir? Halifenizin elinde iman ölçer alet mi var? Asıl Tagut, müslümanı müslümana kırdıran, halife dediğiniz adamın kendisidir.

Hac veya umre ziyareti yapmak istediniz de size engel mi olundu? Mekke’de, Medine’de hem de Mescid-i Nebevi yanında bombayı neden patlattınız? Kutsal şehrimiz Mekke’ye, Peygamber Efendimize saygınız da yoksa siz neyin Müslümanısınız diye sormak hakkımız değil mi?

Tevbe suresi 14ve15’nci ayetleri bize delil olarak gösteriyorlar. ” Onlarla savaşın ki Allah,  ellerinizle onların cezasını versin. Onları rezil ve rüsva etsin. Yardımıyla sizi onlara muzaffer kılsın. Müminler topluluğunun yüreklerini ferahlandırsın. Ve kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğine tevbeyi nasip eder” diyen bu ayetleri de tek başına alıyorlar.

Önceki ayetlerle birlikte ele alınınca dinin kapsadığı mana bakımından şartlar oluşmadan savaşmak gerektiği anlamını çıkarıp, insanları canlı bomba yapanlar ya da müslümanın üzerine sürenler aslında ne yaptığını biliyor. Kâfire hizmet.

Bundan önceki ayetleri buyurun okuyun, bu ayetleri delil göstermeyip, filan şeyh bunu dedi, falan ulema şunu dedi diyerek onların uyduruk fetvalarını mı göstereceğiz? Kim Allah’ın emirlerinin üzerinde fetva verebilir ki?

Tevbe-9—Allah’ın ayetlerini az bir çıkara değiştirdiler. Gerçekten bunlar fena şeyler yaptılar.

Tevbe-10— Bir mümin hakkında ne bir yemin gözetirler, ne de bir antlaşma. İşte bunlar haddi aşanların ta kendileridir.

Tevbe-11— Eğer Tevbe ederlerse, namazı kılar, zekâtı verirlerse din kardeşleriniz olurlar. Biz ayetleri bilen kavme açıklarız.

Tevbe-12— Eğer verdikleri sözden sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, küfür öncülerini hemen öldürün. Çünkü onların yeminleri yoktur. Ola ki saldırgan tutumlarına son verirler.

Tevbe-13— Yeminlerini bozan toplulukla savaşmaz mısınız? Onlar peygamberi yurdundan çıkarmaya azmettiler. Ve ilk önce size saldırmaya onlar başladılar. Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Kendisinden korkmanıza Allah daha layıktır. Eğer inanıyorsanız.

Bu ayetlerde o müşrikler yani sözünde durmayan, yeminlerini bozan müşrikler için Allah katında ve Resulü katında bir ahit bulunamaz. Ancak Mescid-i Haram yakınında kendileri ile antlaşma yaptıklarınız müstesna deniyor. Bunlar size dürüst davrandıkları sürece siz de onlara dürüst olun deniyor. Çünkü “Allah müttakileri sever”

Yok, eğer sözlerinde durmaz yeminlerini, ahitlerini bozarlar, sizi küçük düşürmeye, sövmeye, saldırmaya kalkarlarsa o zaman onların öncülerini, ileri gelenlerini öldürün dendiği açıktır.

Devamında siz onlarla nasıl savaşmazsınız ki, ilk önce saldırmaya onlar başladılar, Peygamberi yurdundan çıkarmaya azmettiler. Eğer onlardan korkuyorsanız korkmayın, asıl Allah’tan korkun diye ikaz ediliyor insanlar.

Bunu önce Mekke’de yapmak istediler. Hicret emrolundu. Peşini bırakmadılar daha sonra Medine’den de kovup çıkarmak istediler. ( Merak edenler Enfal suresi 30’ncu ayetin tefsirine baksınlar.) Belki biraz da tehdit var, nasıl olur korkar, Peygamberinize yardım etmezsiniz denmekte.

Şimdi, bu ayetler açık açık burada dururken, birileri çıkıp benim müslüman kürt kardeşimi başka müslümanlara saldırtıyorsa kabahat kimin? Birileri çıkıp ayetleri cımbızlayarak müslüman gençlerini cihad yaptığına ikna ediyorsa kabahat kimin?

Devlet bu işe el atmalı, insanlar dinini doğru olarak öğrenmelidir. Ancak bu sayede başkalarına hizmet etmekten kurtulur gençliğimiz. Doğruları söylediğimizde hocaları, şeyhleri, papazları ne diyorsa onu söylüyorlar. İşte ayet burada dediğimizde “hocam diyorsa bir bildiği vardır” cevabını alıyoruz. Yani hocaları Allah’tan iyi biliyor. Yani onlar hocalarının dinine iman ediyorlar, Allah’ın dinine değil.

Gençlik doğruları öğrenirse, “kâfir bana silah verip kendisine saldırtmaz. Cihad yapıyorum ama hep müslüman katlediyorum, bu işte bir terslik var” diye düşünür.

Uydurma fetvalarla savaş olmaz. Hele müslümanlar, küffar karşısında bu kadar zayıfken. Yukarıda ayetlerle açıkladığımız gibi bu ancak müslüman kırımı olur. Bakmazlar mı etraflarına kendilerine cihad diye yutturulan bu savaşta hiç ölen kâfir yok.

Bir grubun başında uyduruk bir halife, kim halife tayin ettiyse! Ellerinde roketler kâfirden, silahlar kâfirden, mühimmat kâfirden, kamyonetler kâfirden ama kâfirle savaşıyorlar.

Diğer grubun başında dağda yaşayan, Müslüman bile olmayan ermeni kalıntısı domuzlar. Gençlik demiyor ki, “ben W ve Q harfleri için, eşit olmadığımı söyledikleri için savaşıyorum. Ben müslümanım ama Müslümanları katlediyorum. Bebek, kadın demeden öldürüyor, ahiretimi yok ediyorum. Bu nasıl Müslümanlık. Demiyorlar, çünkü dinlerini bilmiyorlar.

Rabbimiz bize şöyle diyor. E fela ta’kilun. Yani, hala akıllanmayacak mısınız?

 

9.7.2016

 

Kaynaklar:

Elmalılı Hamdi Yazır (Tefsir)

Hülasat’ül Beyan Fi Tefsiril Kuran(Tefsir)

Kütübi Sitte

 

 

 

 

 

Share
858 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2