logo

TERÖR ÖRGÜTLERİ NEZDİNDE AMERİKA İLE SAVAŞIMIZ


facebooktwitter
Necdet Cemal OCAK
ncocak@gmail.com

Amerika neden bize, özellikle Erdoğan’a öfkeli?

Bir dostum bana rahmetli Erbakan’ın bir videosunu gönderdi. “Burada Erbakan Hoca Ak parti ve Erdoğan’a neden çatıyor” demişti. Ben de, Ak parti proje partisidir, Erbakan Hoca ona kızıyor demiştim.

Hatırlarsanız Erdoğan daha parti yeni kurulduğunda ABD’ye gitti. Başbakan gibi karşılandı. Yani iktidara gelmek için icazet aldı, geldi. 30-40 yıldır ılımlı islam projesi hazırlığı yapılıyordu. Bu proğram parti üzerinden yürürlüğe konacaktı.

Bu cümleden Erdoğan’ın Amerika’nın adamı olduğu anlamını çıkarmayın. Sadece Türkiye’de iktidar olmak için ABD’den icazet alınması gerektiğini bildiği için gitti.

Bilmiyor ama tahmin ediyoruz, orada bazı görüşmeler yapıldı ve bu doğrultuda politikalar uygulanacaktı. Sistem büyük oranda adına hoca denen papaza teslim edilmişti. Örgütün yol gösterenleri sayesinde kadrolaşma tamamlanacaktı ve tamamlandı da.

Örgüt buraya kadar, artık ülkeyi tamamen biz yöneteceğiz deyince arıza çıktı. Erdoğan daha önceden de Suriye, Irak konularında kendisine anlatıldığı gibi gitmediğini görüyordu işlerin.

Muhtemelen Erdoğan kendisine “ sen yol yap, köprü yap, boş arsalara siteler yap, başka işe karışma denildiğini unuttu. Çünkü ılımlı islam ile birlikte ülke küçülme yolunda gidiyordu. İcazet aldık ama ülkeyi satacağız da demedik diye düşündü. Bu yaşadıklarımızın sebebi bu.

Sadece Ak parti değil, diğer partilerimiz de proje partisidir. “Ama CHP 1923 de kuruldu” diyebilirsiniz. Baykal kaset komplosu ile seçilen genel başkana bakın. İcazet alarak kurulmadı belki ama ABD planı ile genel başkan seçiliyor.

Aslında yalnız partiler değil ülke olarak Nato güdümünde proje ülkesi haline gelmiştik zaten. Sadece dün darbe girişimi yapan Türk askeri üniformalı Amerikalılar değil, diğer darbeleri yapan asker de Amerikan askeri değil miydi?

1909 yılında gerçekleşen 31 Mart vakası dediğimiz olayda Trakya’dan gelen ordunun için de Osmanlı askeri yoktu. Azınlıklardan oluşan bir ordu değil miydi? 15 Temmuz gecesi darbe girişimi yapan askerler de yabancı ordunun askerleri idi.

1909 da Abdülhamit Han’ın “Hal” olayı gerçekleşti, 15 Temmuz’da Erdoğan’ın “Hal” olayı gerçekleşemedi. Cumhuriyet döneminde de birçok “Hal” vakası yaşayan millet artık uyanmıştı.

Amerika içimizde öyle bir canlı yarattı ki, filmlerde bilim adamları bilmeden canavar yaratıyor hani, o canavarlar bile bunların eline su dökemez. İşte biz 15 Temmuz gecesi bu canavarlara yol vermedik. Amerika bize öfkelenmesin ne yapsın? 40 yıllık hazırlık boşa gitmişti çünkü.

Diğer yandan ABD “benim bu işe dahlim yok” diyor. “Terör örgütlerini de desteklemiyorum. Bombaları patlatan, uçaklarla bombalayan ben miyim? Siz birbirinizi öldürüyorsunuz. Ahmak olmayın, birbirinizi öldürmeyin” diyor. Haksız da değil hani.

Allah’ın kitabını bilmiyoruz. Bize “Müslümanlar kardeştir” dediğinden haberimiz yok. Bütün Müslümanları bağlayıp, birlik olsun diye gönderdiği dini, biz birbirimizi katletmek için kullanıyoruz.

Bir hoca çıkıyor söylenmemiş bir sözü Peygamber Efendimize söyletiyor. Bir başkası çıkıyor, Allah’ın kitabı dururken kafasına göre kitap yazıp, bana yazdırıldı diyor. Son model tarzımız da, Allah ile her gün konuşup, salya sümük ağlayan papaz ve ona tapan beyinsiz güruhumuz.

Çok ayette akla vurgu yapan kitabımızı okuyup, “akla uymayan ayet ve hadis vardır” diye uydurulan yorumlara kanan ve….

Enfal-46-“ Allah’a ve Resulüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra hüsrana uğrarsınız ve kuvvetiniz elden gider. Sabırlı olun, şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir ” diyen ayetten habersiz ahmaklar olduğu sürece Daeş, Pkk, papazın örgütü eleman sıkıntısı yaşamayacaktır.

20.8.2016

 

 

 

 

 

 

Share
545 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehidin Son Mektubu

    27 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu Valideciğim, Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki, armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu, bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmes...
  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
UA-36507442-2