logo

reklam
07 Aralık 2015

TERÖR OLAYLARINA VERİLEN CEZALAR YETERLİ Mİ?


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com
TERÖR OLAYLARINA VERİLEN CEZALAR YETERLİ Mİ?
          Yaşanan, Son olayların arkasından önemli ayrıntılar ortaya çıktı. Seçim ortamının gerilmesinden yararlanmak isteyen, marjinal guruplar, pozisyon alarak; ortamı daha da germenin yollarını aramaktadırlar.  Terör örgütü ve mensupları; Seçim sonrası, sonuçlar onları memnun etmemiş olacak ki; her alanda terörü tırmandırmak istemektedirler. Her zaman olduğu gibi, ortalığın karışmasından, medet ummaktadırlar. Ülkemizin güney sınırındaki kargaşalıktan yararlanmak istemektedirler.

          Kötü bir alışkanlığımız var. Her zaman olduğu gibi, başımıza bir hal, geldikten sonra; neler yapabileceğimizi, yahut nasıl tedbir almamız gerektiğini, düşünür ona göre çalışmalar yapmaya başlarız. Belirli bir zaman geçtikten sonra; Bu olaylar da unutulur gider. Resmi makamlar, sorumluluğu olan insanlar, aslında olayların bu aşamaya gelmeden alınması gereken tedbirleri, almayı aksatırlar.  Bazen, yasa eksikliğinden, bazen yetki noksanlığından bahsedilir.  Kimi zaman da; alınması gereken tedbirlerde ortak nokta bularak çözüm üretmeye çalışmazlar, gevşek davranabilirler.  Olayların belirli bir süre, azalması veya ortadan kalkması da, bu önlemlerin alınmamasına sebep teşkil etmektedir. Ümidimiz, son terör ve  sokak olaylarına yönelik acil tedbirler alınmasıdır.
Bu alanda, bu tür olaylara destek veren, tüm vatandaşlar; bir anlamda karşılığını bulmak zorundadırlar. Eğer, terör örgütü ile yan yana olmaktan vazgeçmeyen, onlara her alanda destek veren; kamu görevlileri, gereken cezayı almalıdırlar. Tüm modern Dünya devletlerinde, uygulama böyledir.  Terör destekçisi, Sivil vatandaşlara yönelik; caydırıcı  ve önlem alıcı yaptırımların acilen çıkarılması ve hayata geçirilmesi gerekir. Geciken her tedbir; yeni can kaybı, yeni otorite sarsılmasıdır. Bu gerçeği göz önünde tutmak zorundayız. Yıpranan Devlet otoritesini, tekrar yerine getirmek zordur. Tarih, bunun örnekleri ile doludur.
Çıkarılan her yasanın; Devlet adına, mutlak denetleyici olmak zorundadır. Bizim en çok yaptığımız yanlış budur. Denetleyicilik sistemini, her alanda bir türlü hayata  geçiremedik.   Biz biliyoruz ki; yine konulan kanunları, uygulayacak olan insanlar, keyfi uygulamalarla olumsuzlukların yollarını açmaktadırlar.  Örneğin; görevi ihmal, rüşvet, keyfi uygulama, farklı ve yanlı davranma, adaletten ve hukuktan ayrılma, gibi yapılan yanlışlıklar, yetki ve sınırlarının dışına çıkma, gibi onlarca  kusurlu casino hareket; bu yasaları uygulamakla görevli olan; memurlar tarafından yapılmaktadır.  Terör yasalarının uygulamasın da; bu farklılıkların olmaması gerekir. Yasalar ve yetkiler, anlaşılabilir, net, şeffaf, şekilde   açıklanmış, hükümler olmalıdır. Kısacası, her okuyan kendi anladığı şekilde, yorum yapmamalıdır. Yasa düzenleyicilerin, özellikle terör örgütü ile mücadele konusundaki, maddeleri açık, net, anlaşılır şekilde tanımlamaları gerekir. Yetki meselesi de; bu kapsamda ele alınmalıdır. Görevi kasıtlı ihmal eden memur;  eğer kasıt ve ihanet var ise; gereken cezayı en ağır şekilde  çekmelidir.
Yapılan uygulamalara baktığımız zaman; Bazen, Bu anlamda, kendilerine sorumluluk verilen devlet memurları yasalara rağmen, keyfi uygulamalar yapmaktadırlar. Yani, yasaları hiçe saymaktadır. Bu durum, yasaları uygulayacak insanların yeteri kadar, denetlenmediğinin en güzel delilidir. Yasaların gereğini yapmak yerine; birilerinin uşaklığını yapan, görevini yanlış amaçlar için kullanan, memurlara da gereken cezanın verilmesi gerekmektedir. Bu olaylar gösterdi ki; memurların denetimini yapan yasalar da ya yetersiz, yahut yeterli denetim yapılamamaktadır. Aynı şey; yürüyüş yapma, protesto yapma, demokratik hak arama, için yapılan eylemler, açısından da geçerlidir.  Bu eylemler, sıkı denetlenmelidir. Bu eylemleri kullanarak, yakan, yıkan, ortalığı karıştıran, adeta terör estiren insanların da en kısa zamanda yakalanması ve yeterli cezaların verilmesi şarttır. Yani miting yapıp, yasalar içerisinde hak arayan insanla, hak arama eylemlerini terör eylemine dönüştüren  insanlar, kesinlikle ayırt edilmelidir. Temiz düşüncelere sahip insanla, kötü niyetli insanlar karıştırılmamalıdır.
Batı devletlerinde, gelişmiş ülkelerde; kolluk güçlerine verilen yetki bellidir. Nasıl uygulamalar olduğunu; TV ekranlarından görüyoruz. Sözde; insan hakları konusunda sürekli örnek almak istediğimiz ülkeler, bu yetkileri kolluk güçlerine vermişlerdir. Çünkü, önemli olan; toplum huzuru, barışı ve sükunetidir. Bu kavramları hedef alanlar; sonuçlarına katlanmak zorundadırlar.
Olayları sade ve karmaşık olmaktan, çıkararak değerlendirmek gerekir. Yasa koyucunun bu ince ayrıntılara dikkat ederek, gerekli tedbirleri alması gerekmektedir. Bunu beklemek, vatandaş olarak hakkımızdır. Son günlerde, bazı ülkelerle yaşadığımız soğuk savaş; kimilerinin yanlış değerlendirmeler yapmalarına sebep olmaktadır. İçlerinde besledikleri, Devlete düşman olan kinlerini; kimi söylem ve kimi eylemlerle ortaya koymaktadırlar. Bu bile; bazı konularda, bizim yanlış yerde durduğumuzun delilidir.  Bu durumlarda olan insanların da, değerlendirilmesinden yanayım. Söz konusu VATAN olunca; nasıl kendilerine göre; değerlendirme yaparlar.  Böyle durumlarda; ortak akıl, ortak fikir, ortak hareket, ortak tavır, sergilemek birinci öncelikli vatandaşlık görevi olması gerekir. Farklı davranışlar, farklı yorumlar, farklı tavırlar, sadece DEVLET bütünlüğüne zarardır.
Terörün yayılmasını, desteklenmesini engelleyecek yasaların acil çıkarılması gerekir. Yoksa ortalığı yakan, yıkan, etrafa zarar veren insanlar, ellerini, kollarını sallayarak topluma tekrardan geri dönmektedir. Çeşitli şekillerde suç işlediği için; yakalanan insanların, bu tür eylemlerde, sürekli yer alan insanlar olduğu gözlemlenmiştir. Demek ki; bu yasada, yahut yasayı yorumlama da bir eksiklik ortaya çıkmaktadır.  Bir eylemde bulunan şahsın; daha önceden de; farklı eylemlerin içerisinde olduğu, bizzat Devlet yetkilileri tarafından açıklanmaktadır. Bu durumdan cesaret alan; eyleme alışık kişi, her eylemde başı çekmektedir. Sorumsuz şekilde yakmaya, yıkmaya, etrafa zarar vermeye devam etmektedir.
Toplumun selameti için; acil çözüm üretilmelidir. Yoksa daha çok olayları, yaşandıktan sonra değerlendirmeler yapmaya, ahhh, vahhh çekmeye devam ederiz. Devlet yetkilileri bu durumları görerek; olayları çığırından çıktığı zaman; seyretmek yerine, şikayetlenmek yerine, Önceden;  önleyici, engelleyici yasaları çıkarmalıdırlar. Halkımızın bu konudaki beklentileri devam etmektedir. Yasayı çıkartmak yetmez, bunların uygulamalarının da; mutlaka gayet sıkı bir şekilde denetlenmesi gerekir. Yoksa; gevşeklikler, sorumsuzluklar alır, başını gider…

Share
348 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2