logo

reklam

Tecavüze 10 yıl hapis


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Ozanköy’de 27 Nisan 2012 tarihinde 76 yaşındaki İngiliz kadına tecavüz ettiği ve parasını aldığı iddiasıyla Girne Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 10 yıl hapis cezasına mahkûm edilmişti. Cezayı yüksek bulan sanık istinafa gitmiş olmalı ki, Yüksek Mahkemenin cezayı onadığı bilgisi düştü basınımıza. Yargıtay Ceza Heyet Başkanı Hüseyin Besioğlu, üye Emine Dizdarlı ve üye Gülden Çiftçioğlu’nun da sanığın almış olduğu 10 yıllık hapis cezasına karşı dosyaladığı istinaf talebini haksız bulup reddederek verilen 10 yıllık hapislik cezasını oy birliği ile onamasını kalben kutlarım.

Bana göre bu ceza az bile.

10 yıllık hapisliğe ilave olarak kimyasal kastrasyon uygulaması da eklenmeliydi, yani açıkçası halk dili ile hadım edilmesine karar vermeliydi mahkeme tarafından. Güdülerini kontrol edemeyen hasta kişilerin, bu güdülerden kurtarılması belki de en doğru ve en caydırıcı ceza olabilir.  Maalesef halen yasalarımız içinde tecavüzcülerin hadım edilmeleri olmadığı için böylesi bir ceza verilemiyor ama elbet bir gün bu ceza türü de hukukumuzun içine girecek.

Psikoloji ile ilgili ilmi literatürün tecavüz konusu ile yazdıkları herkes tarafından bulunup okunmalı tecavüze uğrayanın nasıl bir travma içine düştüğünü anlayabilmek için. Zira tecavüzün sonuçları ve tecavüze uğrayan kişinin ruhunda açılan yara gerçekten korkunç boyutlarda.

Hiçbir hukuki ceza bu suçun tam karşılığı olamıyor.

Bir kilo domatesin maddi değeri belli, bir ton demirin de maddi değeri belli. Üretilip tüketim aşamasına gelene kadar harcanan parasal miktarı ve emeğin zamansal değerini üst üste koyduğunuz vakit ortaya çıkan miktar ürünün parasal değerini oluşturmakta. Ama tecavüzün bu yöntemle ölçülebilir maddi değerini bulmak olanaksız. Ruhun gördüğü zararı ölçmek mümkün değil.

Kitaplar, tecavüz eden kişinin 3-5 dakikalık bir zevk aldığını ama tecavüze uğrayan kişinin yıllarca kabuslar gördüğünü, travmalar yaşadığını, bedeninden iğrendiğini, temizlik hastalığına tutulduğunu, bazı toplumlarda hayatını kaybettiğini, bazılarında da toplumdan dışlandığını yazmakta, hiçbir suçu olmadığı halde.

Bu nedenle önce Girne Ağır Ceza Mahkemesi hakimlerini böylesine caydırıcı ve örnek bir karar aldıkları için kutlarım, sonra da oy birliği ile istinafı reddeden Yargıtay Ceza Heyeti üyelerini. Adeta konuşmaya tartışmaya, acaba demeye bile gerek görmeden cezayı onamaları hukukumuz açısından büyük bir adım.

Hakimlerimiz hakkında yazılar yazılmaz, kuraldır ama ben Yargıtay Ceza Heyeti’n in bir üyesini neredeyse doğumunda beri tanıyorum. Rahmetlik babası hem saygın bir avukat, hem soykırıma uğradığımız yıllarda hakim, hem de meclisimizde hukukumuza katkısı çok olmuş son derece saygın bir kişiydi. Mensubu olduğu ailesi tüm fertleri ile birlikte çok saygın ve sevilen insanlar. İlkokulu, ortaokulu, liseyi ve üniversiteyi neredeyse hep sınıf birincisi olarak bitirdi. Kısa süren serbest avukatlık mesleğini de çok dürüst ve başarılı bir şekilde sürdürdü.

Sonra da hakimliği seçti. Alnının teri, beyninin ve iyi karakterinin gücü ile de mesleğinde yükseldi. Keşke bu tür örnek insanlarımızın sayısı çok daha fazla olsa. Yargıtayın ve Ağır Ceza Mahkemesinin diğer üyelerini bu denli yakın tanımıyorum ama eminim hepsi de aynı kategoridedir.

Her suç cezaya tabi ve kötüdür ancak tecavüzcüler hapishanede “suçluların yüz karası” olarak kabul edilir ve bu nedenle de hapishanelerin en aşağılık kişileri konumuna indirgenirler daha ilk günden. Hiçbir saygınlıkları yoktur. En pis işler onlara yaptırılır. İşledikleri bu insanlık dışı suçtan dolayı hem hapislik cezasını çekerler hem de aşağılanma cezasını. Aşağılanma cezası ömür boyu süren bir cezadır. Dışarı çıktığında işlediği suç, yaşamı boyunca kendisini bir gölge gibi takip eder. Asla kurtulamaz bu yüz karasından.

Anlık bir zevkten ziyade, güdülerini kontrol edememekten ötürü, hem tecavüze uğrayanın hayatı kararıyor, hem de tecavüz edenin… Oysa insanı hayvandan ayıran en önemli özellik güdülerini kontrol edebilmesi.

 

 

23 Ekim 2015

Share
293 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “ VƏTƏNÇİN ÖLƏNƏ ÖLÜ DEYİLMƏZ! ”

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

          Yenicə ATA olmuşdu. Valideyn olmağın sevincini yaşayırdı. SƏNGƏRDƏKİ dostları ilə bölüşdü, çin olmuş arzusunun səadətini. Həyata ilk qədəmlərini atan oğlunu görmək, onu qucağına almaq, cənnət ətirli qoxusunu duymaq üçün günləri sayırdı. Qəlbi ümidlər, arzular, xəyallar ümmanına çevrilmişdi... Amma düşmən gülləsi aman vermədi, oğlunun şirin qığıltısını eşitməyə. Onun beşiyi başında səngərdən, hərbdən, qanlı döyüşlərdən, qolları üstündə gözlərini yuman şəhid igidlərdən bəhs edən hekayətlərini birər-birər nəql etməyə. Ömrü qə...
  • Azadlıq Şəhidləri

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Allah yolunda öldürülənlərə(şəhid olanlara)”ölü deməyin”.Əksinə,onlar (Allah dərgahında) diridirlər,lakin siz bunu dərk etmirsiniz. “Bəqərə” sürəsi 154                        Azərbaycan tarixinin qızıl səhvələrinə bir ölməzlik dastanı yazdılar. Məğrur baxışları soyuq daşlara həkk olundu. Sabahı düşünmədən Azadlıq toxumunu torpağa səpdilər. Nə tank,nə güllə,nədəki ölüm yollarında döndərə bilmədi.Ürəklərdə əbədi məskən saldılar.Elə bir məskənki,məzarları belə olmasa bir millətin bir ulusun qəlbində yaşayacaqlar. İllər,əsirlər bel...
  • Yarını 1960 ile kıyaslamak

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Yarını 1960 ile kıyaslamak KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın Salı akşamı TRT HABER’de ve yerel televizyonlarda canlı olarak yayınlanan “Anadolu Soruyor” programında müzakereler ile ilgili yaptığı açıklamalar bana göre “Çok düşündürücü” ve kabul edilemezdir. Sayın Akıncı söz konmuşu canlı yayında hiç durmadan müzakereler sonrasını hep 1960 koşulları ve 1960 Cumhuriyeti’nde Kıbrıslı Türklerin Anayasal hakları ile karşılaştırdı ve bir çözüme varılırsa nasıl bu koşullardan daha ileriye gideceğimizden bahsetti. Sayın Akıncı’ya gör...
  • “6736’da Dediğimiz oldu, Darısı KOSGEB’e…”

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Merhabalar sevgili okurlarım. Bir önceki yazıma yine güzel geri dönüşler aldım teşekkür ediyorum. Hatırlayacağınız üzere, Bir önceki köşe yazımda 6736 Sayılı Kanunla Yapılandırmasını yapmış ancak çeşitli nedenlerle ödemeyi yapamayanlar için bir şans daha verilmesini önermiştim.   Bu konuda Bizzat köşe yazımın tamamını Bimer’e, GiB’e ve ilgili birimlere iletmiş ve birinci ağızdan da yetkililere konuyla ilgili görüşlerimi iletmiştim.   Geçen yazımda da bahsettiğim gibi gerçektende piyasalar kötü, birde bu durağanlığı art niy...
UA-36507442-2