logo

TARTIŞILABİLİRLİK ERDEMİ


facebook
Abdullah Haktankaçmaz
ah6334@gmail.com

Tilki ile eşek ormanda bir gün karşılaşırlar. Tilki “ Afiyet olsun eşek kardeş! Senin beslenmen ne iyi, her taraf yeşil ot, bol, bol istediğin kadar yiyebiliyorsun, oysa benim öyle mi? ” Diye dert yanar. Eşek “ Ne yeşili be! Yediğim ot mavi “ der ve karşı çıkar. ” Yeşildi maviydi, yeşildi, … “ diye karşılıklı tartışırlarken eşek sinirle:

         “ Ulan senelerdir yediğim otun rengini senden mi öğreneceğim ” diye bağırarak tilkiye bir çifte atar. Tilki acı içinde kıvranmaya başlar, kendine has sesler çıkarak bağırır. Biraz kendine gelince eşeğe saldırır, boynundan ısırır. Eşek canının acısından anırmaya başlar. Böylece dalaşmaları devam ederken seslerini duyan orman sakinleri etraflarına toplanırlar.

         Derken durum kral Aslan’a haber verilir. Aslan ikisini de huzuruna getirtir. İkisini de dinledikten sonra otun mavi olduğunu söyleyen,  kavgayı ilk başlatan eşeğe ceza vermez, tilkiyi haksız bulur, cezalandırır.

         Tilki haksızlığa uğradığını düşünür, buna çok içerler. Tüm cesaretini toplayarak “ Kralım, ot ne renktir? ” diye sorar. Kral hiç düşünmeden “ yeşildir ” der. “ Peki neden yanlışı savunan, tartışmayı kavgaya çeviren eşeği affettiniz de beni cezalandırdınız? ” der. Kral Aslan çok sinirlidir,  bağırarak:

         “ Sen eşekle tartıştın, eşekle! Eşekle! ” diye bağırır.

         Kişi veya grupların bir kişi veya grup ile karşılıklı herhangi bir konu hakkındaki, karşıt düşüncelerini açıklamak için yaptıkları karşılıklı konuşmalara tartışma denir.

         Herkesle tartışma yapılamaz. Tartışma sabit fikirli, ön yargılı, art niyetli olanlarla, cahillerle, konu hakkında yeterli bilgisi olmayanlarla, inatçı, saygı ve edep fakiri kişilerle yapılmamalıdır. Yani kral aslanın dediği gibi eşekle tartışılmamalıdır. Aslında tartışmak çok da doğru bir eylem değildir. Çünkü; dostla yapılırsa; dostun dostluğunu azaltır, düşmanla olursa onun da düşmanlığını arttırır.

          Ancak şöhret için çabalayanlar, doğruyu açıklamak niyeti ile de olsa başkalarını mağlup ve mahcup etmek için yapılan tartışmalar, fayda yerine zarar getirir. Herhangi bir kimsede tartışmada galip gelme sevgisi, savunduğu düşünceyi karşısındakinin ağzından duymaktan daha çok hoşuna giderse; o kişi yanlışların içine girmiş demektir. Bu gibi durumlarda tartışmayı kazanma hırsı diğer yanlışların da anası olacaktır.

         Tartışmada kendince bir üstünlük tavrı takınarak; sen bilmezsin ben bilirim pozlarında olmak da seviye düşüklüğüdür, hatadır. Her söyleneni kendince doğrulamak için ikide bir hayır öyle değil demek de… İddia, aşırı ısrar ve inat da tartışmanın türleridir. Yalnız yanlışları düzeltmeyi, doğruyu söylemeyi ve itirazı tartışmayla karıştırmamak gerekir.

         Hiçbir zaman unutmamamız gerekense; birini tenkit etmenin eleştirmenin, onunla tartışmanın o kişiyi sevmediğimiz anlamına gelmediği gibi, bunları yapmamamızın da, onu sevdiğimiz anlamına gelmediğidir.

         Israrın, ön yargılı ve sabit fikirli olmanın, böbürlenmenin, iyi bir şey olmadığını, insanın noksansız olamayacağını koca Mevlana çağlar ötesinden bakın nasıl seslendiriyor:

         Yüzde ısrar etme, doksan da olur.

         İnsan dediğinde, noksan da olur.

         Sakın böbürlenme, elde neler var.

         Bir ben varım deme, yoksan da olur.

         Görüldüğü gibi tartışma çokça başvurulması gereken bir şey değildir. Şayet tartışmaya mecbur kalınırsa herkesle tartışılamayacağını bilerek, tartışacağımız kimseyi iyi seçmeliyiz. Tartışma bir seviye, bir olgunluk meselesidir, herkesle yapılacak bir şey değildir. Seviyeli, kırıp dökmeden tartışmak ve tartışılabilir olmak bir olgunluktur, bir haslettir ve her şeyden önce bir erdemdir…

         Selamım, muhabbetim; kendini tartışılabilir olma erdemine eriştirmişlere,  tartışma sonrası da dost kalabilen bireylere gitsin…

         ESEN  KALINIZ

 

      Abdullah HAKTANKAÇMAZ

           ah6334@gmail.com

Share
2257 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

TARTIŞILABİLİRLİK ERDEMİ” için 8 Yorum

  1. Tuğçe CANÖZ : diyor ki:

    Abdullah amcacığım elinize yüreğinize sağlık gerçekten tartışmak günümüzde fikir alışverişi değilde daha çok bir saldırma eylemi olarak kullanıyor umarım yazdığınız değerli satırlar insanlığa güzel bir toplum oluşturmaya vesile olur ellerinizden öpüyorum. ?

  2. Öner Kuruş : diyor ki:

    Abdullah amcacığım,
    yine gündemde olan bir konuyu çok güzel irdelemişsiniz. Kaleminize sağlık.
    Tebrik ederim. Ellerinizden öperim.

  3. selim yalçın : diyor ki:

    Sayın Abdullah bey yazınızı zevkle okudum. Emeğinize sağlık. Saygılarımla

  4. bedir aktaş : diyor ki:

    Engin tecrübe ve donanımınız kalem ve kağıtla birleşince ortaya kulaklara küpe olacak tarzda eserler çıkıyor
    Elinize, yüreğinize ve kaleminize sağlık hocam.

  5. Gülşah : diyor ki:

    La Rochefoucauld :En cömertçe bağışlanan şey öğüttür.

    La Rochefoucauld :Övgü yağdıranlar övülmeyi bekleyenler
    Laotzu: Çok bilenler konuşmaz çok konuşanlar bilmez.

    Lord Chesterfield: Övülmek isterseniz alçak gönüllülüğü yem olarak kullanın.

    Clebul : Dostuna da düşmanına da yardım et çünkü o zaman dostunla daha yakın dost düşmanınla da dost olursun.

    Abdullah hocamın da eline sağlık. Yazısında çok güzel bir örnek ile herkes ile tartışılamayacağını, karşındaki kişinin bilgisine ve anlayış kapasitesine göre adım atmamız gerektiğini açık olarak belirtmiş.

  6. Memet ÇEÇEN : diyor ki:

    Hocam Öğrencilik Yıllarımızda Öğretmenlik yıllarınızda Vizyonunuz ve İnovatif fikirlerinizle Benim İdollümdünüz. Ömrüne Bereket Özlem ve Sevgilerimle.

  7. Memet ÇEÇEN : diyor ki:

    Yüreğine sağlık çok güzel kısadan hisse alınması gereken bir yazı

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehidin Son Mektubu

    27 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu Valideciğim, Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki, armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu, bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmes...
  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
UA-36507442-2