logo

reklam

Tarihe Bir Not Düşelim: EVET


Kamil TABAK
tabakkamil@hotmail.com

Bu yazımızda referandum sürecinde sosyal medyada paylaştığım kısa yazılardan bir “buket” derleyerek “tarihe not düşmek” istedim.
Yedi farklı konuda neden EVET dediğimi ifade etmeye çalıştım.
Kuvvetler Ayrılığı “YASAMA”
Anayasamızda “Hâkimiyet Milletindir” der.
Hâkimiyet üç erk (kuvvet) le sağlanır.
Yasama, Yürütme, Yargı
Mevcut sistemde yasaları Yasama değil, “Kanun/Yasa Tasarısı” olarak Yürütme yani “bürokrasi” hazırlar.
Yasa, ilgili bakanlığın bürokratlarınca hazırlanarak Başbakanlığa gönderilir.
Başbakanlık hazırlanan yasa çalışmasını “tasarı” haline getirir ve resmileşmesi için TBMM’ne sevk eder.
Yasa Tasarısı ilkin İhtisas Komisyonlarında ve sonra da Meclis Genel Kurulunda, noktasına virgülüne dahi dokunulmadan resmileşir/yasalaşır.
Yürütme’nin daha doğrusu bürokrasinin istemediği/onaylamadığı tek bir yasa, Millî Egemenliğin tecelligâhı olan TBMM’den geç(e)mez.
Yani şu an ki mevcut Parlamenter Sistemde “Kuvvetler Ayrılığı” değil, bilakis “Kuvvetler Birliği” söz konusudur.
Yasama Yürütmenin ve hatta bürokrasinin yönetimi altındadır.
Referandumla yasalar Yürütme tarafından değil, Milletin seçtiği Yasama tarafından hazırlanacak ve yasallaşacaktır.
Böylece Yasama asli görevini yapacak, işlevsel hale gelecek ve “kuvvetler ayrılığı” sağlanmış olacaktır.
Kuvvetler ayrılığı prensibinin tahkimi için EVET…
Kuvvetler Ayrılığı “YÜRÜTME”
Anayasamızda “Hâkimiyet Milletindir” der.
Parlamenter sistemde Yürütme’nin başını sadece MİLLET belirlemez..
Zaman zaman ve özellikle kriz dönemlerinde “vesayet” belirler.
Bunun en bariz örneği Refah Partisi’nin birinci olarak çıktığı 1995 seçimleridir.
1995 Seçimlerinde ilkin seçimden ikinci ve üçüncü olarak çıkan partilere “RP ile koalisyon kurulmaması” yönünde telkinde bulunulmuş, sonra da zamanın CB Süleyman Demirel üzerinden müdahale edilmiştir.
Öyle ki; 54. Hükümet sonrası hükümeti kurma yetkisi ardında parti desteği dahi olmayan Yalım Erez’e verilmiştir.
Yalım Erez 40 gün gezmiş ve haliyle hükümeti kuramamıştır.
Lakin bu 40 günde Türkiye büyük kayıplar siyaseten de, ekonomik olarak da, uluslar arası saygınlık noktasında da büyük kayıplar yaşamıştır.
Sonra da Anasol-D hükümeti kurulmuştur.
Yeni sistemde ise, bu demokratik garabet ortadan kalkacak ve
Yürütme’nin başını bizzat MİLLETİN kendisi belirlemektedir.
Millete ait olan Egemenlik, hiçbir kişi ve kurum tarafından gasp edilmeyecektir.
Millî Egemenliğin tahkimi için EVET…
Kuvvetler Ayrılığı “YARGI”
Anayasamızda “Hâkimiyet Milletindir” der.
Hâkimiyet üç erk (kuvvet) le sağlanır.
Yasama, Yürütme, Yargı
Yasamayı oluşturan Meclisi “MİLLET” seçer,
Yürütme “MİLLET”in seçtiği Meclis’ten oluşur.
İnkıtaa uğramış dönemler olsa da, MİLLET; Yasamada da, Yürütmede de söz sahibidir.
Peki ya Yargı!
Yasama ve Yürütmede söz sahibi olan MİLLET Yargı’nın neresinde?
Referandumla Yargı (HSK) nın ekseriyetini geçmişte olduğu gibi atanmış bürokratlarca değil, tamamını Milletin seçtiği Cumhurbaşkanı ile yine Milletin seçtiği Meclis tarafından seçilecek.
Yani yeni sistemde “Yasama” ve “Yürütme”yle birlikte “Yargı”nın da MİLLET ve MİLLET’in seçtikleriyle oluşmasıyla;
“Hâkimiyet Milletindir” ilkesi, diğer bir ifadeyle “Millî Egemenlik” tam olarak sağlanmış ve de tahkim edilmiş olacaktır.
Millî Egemenliğin tahkimi için EVET…

İstikrar…!?
Güvenin en önemli unsuru istikrardır.

ABD
1. Başkan (1789)
45. Başkan (2017)
228 yılda 45 Başkan..

Türkiye
1. Hükümet (1923)
65. Hükümet (2016)
93 yılda 65 Hükümet

228 yılda 45 Başkan nere, 93 yılda 65 Hükümet nere (!)
93 yıllık Cumhuriyet tarihinde hükümetlerin ortalama süresi ancak 16 aydıır.
Yeni sistemde artık 5 yıllık kalıcı hükümetler olacak ve istikrar sağlanacaktır.
İstikrar için EVET…
Ali Fuat Başgil’in yerli olması, millî ve manevi değerlere saygılı olmasıydı.
Yıl:2007 Yine Türkiye’nin en değerli siyaset adamlarından, yıllarca Bakanlık, Başbakanlık yapmış Abdullah Gül Cumhurbaşkanı adayı oldu.
Bu sefer de silahla değil 367 denilen bir hukuk garabetiyle Cumhurbaşkanlığı engellendi.
Sebebi; Abdullah Gül’ün yerli olması, millî ve manevi değerlere saygılı olmasıydı.
Türkiye yönetim sisteminin safrası olan “vesayet sistemi” her iki kritik dönemde de müdahalesini yapmış ve Millî Egemenliği sekteye uğratmıştı.
16 Nisan referandumuyla bu habis sisteme bir son verilmesi için EVET…
Cumhurbaşkanı denetimsiz mi olacak?
Neymiş efendim “yeni sistemde Cumhurbaşkanı denetimsizmiş(!)”
Şuan ki mevcut sistemde Cumhurbaşkanları “yetkili” dir, fakat “sorumlu” değildir.
Yeni sistemde Cumhurbaşkanları “hem yetkili, hem de sorumlu” olacaktır.
Cumhurbaşkanlığı sisteminde gerektiğinde Cumhurbaşkanının seçimleri yenileme yetkisi olduğu gibi, TBMM’nin de seçimleri yenileme yetkisi vardır.
Ancak Cumhurbaşkanı sadece iki dönem için seçilebilirken, Milletvekilleri için böyle bir sınırlama yoktur.
Şuan ki mevcut sistemde Cumhurbaşkanları sadece “vatanı ihanet” gibi ne olduğu belli olmayan bir suçtan dolayı meclisin “dörtte üçünün” oyuyla suçlanabiliyordu.
Yeni sistemde sadece vatana ihanetten değil, herhangi bir suçtan da suçlanabilir.
Sayı da “dörtte üçten beşte üçe” indiriliyor.
Örneğin 400 vekil var diyelim.
Cumhurbaşkanı hakkında bir soruşturma açılması için eskiden 300 vekil “evet suçlu” demesi gerekirken, şimdi 240 vekilin “suçlu bulması” yetiyor.
Ve hakkında soruşturma açılan Cumhurbaşkanı erken seçim kararı alamıyor.
Yani Cumhurbaşkanı tüm iş ve işlemleri ile yargı denetimine giriyor.
Kısaca eskiden sadece yetkili olan Cumhurbaşkanı şimdi hem “yetkili” hem de “sorumlu” oluyor.
Yetkili olan Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda “sorumlu”da olması için EVET…
Gensoru…!
“Cumhurbaşkanlığı sisteminde Hükümet ve Bakan hakkında Gensoru yoktur…
Dolayısı ile denetim yoktur”
iddiası?
Gensoru teorik olarak Hükümet ve Bakanları denetleme mekanizması diye bilinse de pratikte durum farklıdır.
Gensoruların hiçbir işlevselliği yoktur.
Şöyle ki;
Türkiye’de çok partili siyasal hayatın başladığı 1950 yılından günümüze kadar verilen (400 civarı) gensorularda sadece iki bakan ve iki Hükümet düşürülebilmiştir..
Hükümet olarak,
Birincisi;1977 Süleyman Demirel Başbakanlığındaki İkinci Milliyetçi Cephe hükümeti..
İkincisi; 1998 Mesut Yılmaz Başbakanlığındaki ANAP, DSP ve Demokrat Türkiye Partisi tarafından kurulan ANASOL-D hükümeti
Bakan olarak,,
Birincisi 1980 Dışişleri Bakanı Adalet Partili Hayrettin Erkmen
İkincisi 1998 ANAP lı Devlet bakanı Güneş Taner
Birde hakkında gensoru verilip, görüşülmeden istifa edenler olmuştur;
49. (DYP – SHP Koalisyon) Hükümeti Devlet Bakanı Güler İleri
54. (RP – DYP Koalisyon) Hükümeti İç İşleri Bakanı Mehmet Ağar
Gibi..
Bunlar da görüldüğü gibi KOALİSYON dönemlerinde söz konusudur..
Koalisyon dönemlerinde ve sınırda güvenoyu almış ve iç sorunlar yaşayan tek parti iktidarlarında gensorular hep “siyasi bir pazarlık” üzerinden yürümüş ve denetlenebilirlik teoride söz konusu olsa da pratikte mümkün olmamıştır.
Normal tek parti iktidarında ise gensoruların hiçbir işlevselliği yoktur.
Gensoru verilir, bir saat içinde görüşülür ve gündeme dahi alınmadan reddedilir.
Bu mu şimdi denetlenebilirlik !?
Meclisin hiçbir işlevi olmayan gensorularla meşgul edilmemesi için EVET…
Yürütmenin güvenoyunu bizzat MİLLETİN kendisinden alması için EVET…
Kısaca son iki asrın bu en ciddi reformuyla; demokrasisi, ekonomisi, diplomasisi başta olmak üzere her yönüyle daha da güçlenen bir TÜRKİYE için EVET…

Share
846 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BAYRAMLARDA TRAFİK VE YOL GÜVENLİĞİ İÇİN ÖNEMLİ UYARILAR

    24 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Her yıl kutlanan dini bayramlarda yüzlerce insanımız ölmekte ve yüzlercesi de yaralanmakta ve bayramlar aile ve ülkede bir yas ve cenaze kaldırma yerine dönüşmektedir. Öncelikle uyarılarımızı sürücülerimize, yük ve yolcu taşıyan ticari araç şoförlerine yapmak istiyoruz. Bu sebeple sürücülerin; 1- Dinlenmiş ve uykusunu almış olarak yola çıkmalıdırlar, 2- Gidilecek yere göre zamanında yola çıkmalı, acele etmemeli, geç gitmeyi göze almalıdırlar, 3- Özel araçlardaki sürücü ve diğer yolcular emniyet kemerlerini mutlaka takmalıdırlar, 4-Trafik ...
  • Allah kuluna bir nimet verirse

    23 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Allah kuluna bir nimet verirse İstanbul Evliyasından Fethi Ali Efendi “rahmetullahi aleyh”, bir sohbette; - Kardeşlerim, Allahü teâlâ bir kuluna bir nimet verdiyse, bu nimeti o kulunun üstünde görmek ister, buyurdu. Ve misal verdi: - Mesela bir Müslümana zenginlik verdiyse, o kimse imkanı nispetinde güzel yemekler yemeli, güzel elbiseler giymeli, güzel yerlerde oturmalı, fakirleri de gözetmelidir. Şöyle bitirdi: - Bununla beraber “ölüm”ü ve “ahiret”i bir an olsun unutmamalıdır. İbadeti bilerek yapın! Bi...
  • Din & Ahlâk ilişkisine dair…

    23 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Din ve ahlâk ilişkisi tarih boyunca tartışıla gelmiştir. Kimileri Din ile ahlâkı bir tutmuş ve asla farklı düşünülemeyeceğini savunmuş, kimileri de birbirleriyle hiçbir ilişkisi olmayan kavramlar/disiplinler olduğunu ifade etmişlerdir. Nitekim geçenlerde bir sohbet esnasında “Ahlâk dinden, din ahlâktan ayrı düşünülemez. Din-ahlâk ayrımı yapmak kesinlikle yanlıştır.” İfadesi kullanıldı.   Oysa ki; Din ve ahlâk kavramları, birbiriyle oldukça ilişkili, adeta birbirinin mütemmimi (tamamlayıcısı) olan iki kavram olmakla beraber, ...
  • HER ŞEYE RAĞMEN BAYRAM MUTLULUKTUR

    23 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

      HER ŞEYE RAĞMEN BAYRAM MUTLULUKTUR Ülkemizde yaşanan, tüm olumsuzluklara rağmen; manevi havayı , bolca teneffüs ettiğimiz, Ramazan ayından sonra; Bayramı yaşamak, bir mutluluktur. Allah'ın müslümanlara bir hediyesidir. İnsanoğlu, Kıştan sonra, bahar sevincini nasıl yaşıyorsa; Bayram sevincini de; öyle yaşamalıdır. Özellikle, böyle zor günlerden geçtiğimiz şu zamanda; Bayramımızı coşku ile, kutlamak; bizim dışımızdaki tüm düşman ve hainlere verilecek, en güzel cevaptır. Haydi, bayramımızı kutlamaya... Haydi ,çocuklarımızı bu manev...
UA-36507442-2