logo

reklam

Talat’a da mı inanmadınız?


facebooktwitter
Yurdagül BEYOĞLU ATUN
yurdagulbeyoglu@hotmail.com

Millette bir heyecan ki sormayın… Yepyeni bir döneme giriliyormuş da, statüko yıkılıyormuş da, yepyeni bir siyaset anlayışı yerleşiyormuş da; da da da…

Mustafa Akıncı’nın ikinci tura kalması, “çözümcüler” ifadesine et kemik giydirdi ve Akıncı çözümün sözlük anlamı oldu sanki. Şimdiye kadar nerelerde olduklarını anlayamadığım bir güruh, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nu çözümsüzlüğün, Akıncı’yı çözümün lideri olarak lanse edip, “korku, bölünmüşlük, düşmanlık, ırkçılık üzerine kuran zihniyete karşı barış, demokrasi, insan hakları ve Birleşik Federal Kıbrıs siyasetini savunan toplumun aydınlık yüzü” ifadeleriyle desteklerini ortaya koydu.

Oysa Akıncı dün çıkan bir politikacı değil. Bu ülke siyasetinin içinde olan, 1987-2001 yılları arasında Toplumcu Kurtuluş Partisi başkanlığı (TKP) yapmış biri. Uzun yıllar Amerika’da yaşadığı için lambadan çıkan cin muamelesi yapılması doğal, doğal olmasına ancak Kıbrıs sorununu çözeceğini düşünmek akıllara zarar.

Niye mi? Kıbrıs sorununun çözümü Kıbrıs Türkünün Cumhurbaşkanlarına değil, Rum kesimine ve büyük güçlere bağlı da ondan… Akıncı’nın bu sorunu şıp diye çözeceğini düşünmenin, bırakın rahmetli kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’a, İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a, bugünkü Cumhurbaşkanımız Derviş Eroğlu’na haksızlık olmasını, Rum kesiminin kırmızı çizgilerinden bihaber olmak anlamına geldiğini de bilmiyor bu kişiler. Hadi kendi partisi propaganda amaçlı çözümü kullansın, ki gayet doğal. Peki sanki de hazırda bekletirlermiş gibi bir anda sosyal medyaya logolu destek broşürleri süren CTP’ye ne demeli…

Uğradıkları hezimetten olsa gerek, partilerinin eski başkanı olan ikinci Cumhurbaşkanının Eylül 2008’den Ocak 2010’a kadar iki lider arasında 60 görüşme gerçekleştirdiğini, 1 Temmuz 2008 tarihinde, kurulacak yönetimin “tek egemenlik ve tek yurttaşlık” prensibine dayalı olması konusunda mutabakata vardıklarını, mutabakatların ortak açıklamayla deklare edilmesinin kararlaştırıldığını, Hristofyas’ın ortak açıklamadan kaçtığını unutmuş görünüyorlar.

Veya daha da kötüsü Mehmet Ali Talat’ın Kıbrıs sorununun çözümü yönünde gerekli adımları atmadığını düşünmeleri.  Cumhurbaşkanlığı Seçimini ilk turda yüzde 55.6’lık bir oy oranı ile kazanan Talat’ın… Tüm bu minvaller ışığında CTP’nin, Akıncı’yı destelemesi bana göre partinin geleceği ve önümüzdeki seçimlerde alacağı oy için hayati, kritik bir eşik.

***

Talat Hristofyas görüşmelerinin ilkinde ben de ara bölgedeydim. Açıklamaları bugün gibi kulağımdadır. Yoldaşlar yılsonuna sorunu çözecek, kahveler içilecekti. Hatta Özcan Özcanhan ağabeyimiz “Kahveler nasıl olacak” diye sorduğunda “Kıbrıs kahvesi” cevabı geldi liderlerden. O denli eminlerdi yılsonuna kadar bu sorunun çözüleceğinden… Ne de olsa çözümü candan isteyen iki yoldaş vardı masada!

Heyhat; Aradan geçen zaman, “Rumlar uzlaşmaz” tezinin haklılığını bir kez daha teslim etti ve Talat’ı Denktaş çizgisine getirdi. Hatırlayalım; Hristofyas, Talat’ı “Ankara’nın elini öperek lider oldu ve Kıbrıslılıktan uzaklaştı… Talat önce Kıbrıslıydı, sonra Kıbrıslı Türk, şimdi de Türk  oldu” sözleriyle eleştirmiş, Talat da, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden Hristofyas’ın sorumlu olduğunu söyleyerek, “şimdi de yavuz hırsız rolünü oynuyor. Halbuki

çözümsüzlüğün sorumlusu odur. Annan Planı’na ‘evet’ deseydi Kıbrıs sorunu bitecekti.Bunun günahını kiliseye gitse de silemez… Hristofyas öncelikle kendisi Kıbrıslı olmayı bilsin ve Kıbrıs Rum tarafının çıkarlarının egemen olacağı bir çözüm peşinde koşmasın” demişti.

Durum böyleyken siz Akıncı için yeni yüz deyin, diğerlerinden bıktık deyin, bunu denemek istiyoruz deyin, diğerlerine ders vermek istiyoruz deyin, ne derseniz deyin ama “çözüm için Akıncı” demeyin Allahaşkına…

****

Mustafa Akıncı’nın Kıbrıs sorununu çözeceği vaadinde bulunması gayet doğal.

Her adayın-samimi,yapay- çeşitli vaatlerle yüreklerde yer bulma derdinde olduğunu bildiğimiz için en ütopik vaatler bile acayip gelmiyor gelmesine de, tuhaflık, yıllardır süren müzakerelerden sonuç alınamamasının suçunu bugüne kadar gelmiş geçmiş liderlere yüklemekte; Denktaş’ı, Talat’ı ve Eroğlu’nu çözümsüzlük yanlısı olarak göstermekte. İşte esas konu bu; Masaya oturmamak için ne kadar bahane varsa hepsini ortaya koyan Anastasiadis’le nasıl bir çözüm olabileceği çok açıkken, Don Kişot aramak, seçimi karikatürize etmekten başka bir şey değil.

Özetle; Çözüm isteyen lider” rolünün altının neden bu kadar güçlü bir biçimde çizildiğini tartışacak değiliz ancak bu sorunu çözecek olanların Kıbrıslı Türk liderler değil, büyük güçler ve Rum tarafı olduğunu ısrarla tartışabiliriz, hem de argümanlarıyla…

Share
372 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Türkiye Cumhuriyeti Ülkesi ve “Başkanlık Sistemi”

    17 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Başkanlık sistemi yeryüzünde modern olup demokratik siyasetin zeminini en iyi şekilde kabul edendir. Siyasi düzlemde “Başkanlık Sistemi’ne” bakıldığı zaman Türkiye Cumhuriyeti milletinin egemenliğine yaslanan demokratik bir yönetim şeklidir. Bundan dolayı başkanlık sistemi, parlamenter sistem ve yarı olan başkanlıkla beraber modern demokratik bir yönetim sistemini ortaya koymaktadır.   Başkanlık sistemi diğer sistemlerin hepsinden apayrı ve doğru olan bir yönetim sistemidir. Başkanlık sistemi, yarı başkanlık ve parlamenter sistemlerden ço...
  • Cenevre depremi

    17 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Bir hafta öncesinden Yunanistan Dışişleri bakanı Nikos Kocias tarafından sabote edileceğini yazdığım ve televizyonlarda da dile getirdiğim Cenevre Konferansı sonrasında, Rum lider Nikos Anastasiadis’in twitter mesajlarına göz attım, Rum tarafında neler olup bittiğini ve nelerin konuşulduğunu öğrenmek için. Bu yazımı yazana kadar Rum lider Nikos Anastasiadis’in attığı son yedi tweet aynen aşağıdaki gibi. 1 Aralık günü, Kıbrıs için yapılacak müzakerelerde karar almak yönünde sorumluluk aldım. Sonuçlar bu kararı desteklemektedir. Garantilerin...
  • İbretlik

    16 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    İBRETLİKTİR KESİNLİKLE OKUMALISINIZ Adamın biri bir gün bahçesinde otururken Hayvan dışkısından top yapan bir böceği görmüş, böcek pisliği ayakları ile yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş: - Ey Allahım! Her şeyi çok güzel çok hoş yaratmışsın da, şu böceği sırf pislikle uğraşsın diye mi yarattın? Aradan bir kaç ay geçmiş adam umarsız bir hastalığa yakalanmış. Derdine kimseler çare bulamamış. En sonunda bilge bir doktor ''Bak demiş bazen bahçelerde gezen bir böcek olur ayakları ile pislik yuvarlar işte o yuvarladığı pi...
  • Seyyid Burhâneddîn

    15 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Seyyid Burhâneddîn’in kalblere huzur veren vâzları vardı. Bu vâzlarından biri şöyledir: “Allahü teâlâ; “Dünyâ hayâtı ancak metâ-ı gurûr’dur” buyurmaktadır. Bâzı ârifler de: “Dünyâyı üç talakla boşa! Kendine ondan başka birini ara! Çünkü dünyâ kötü bir zevcedir. O kendine gelene kıymet vermez. Ondan Rabbine dön! O sana ezâ etmeden önce ondan korun ve onun hevâsından uzaklaş. İşte bu sûrette Cennet’e girersin.” buyurmaktadır. Hepimiz dünyânın birgün yok olacağını, kendine sarılanları yalnız bırakacağını biliyoruz. Böyle olduğu o kadar ...
UA-36507442-2