logo

reklam

Suriye’deki çocukların ‘kaderi’ ve Batı’nın iki yüzü!


facebooktwittergoogle plus
Mehmet Zengin
Mehmetzengin16@hotmail.com

Üç yüz binden fazla masum insanın Esad, Rusya ve DAEŞ adlı cinayet şebekesinin işbirliğiyle katledilmesine seyirci kalan Batı medyası; ‘Ümran’ adlı Suriyeli çocuğun, Rus uçakları tarafından bombalanması sonucu çöken enkazın altından çıkarılıp kan-revan içinde ambulansın koltuğunda oturur vaziyette yaşadığı şokun etkisiyle etrafa bakınır halde çekilen görüntüsünü konuşuyor.

Batı medyası, yıllardır İslam dünyasının farklı bölgelerine yaşanan vahşetlere, katliamlara sessiz kalırken, üç maymunu oynarken;  Aylin bebek ve Ümran’ın başına gelenlerden çok etkilendiklerini, sarsıldıklarını görüyoruz! Ümran’ın yüz ifadesindeki umutsuzluk onları kahretmiş!

Tıpkı Ümran gibi, 2 Eylül 2015’te Suriye’den ailesiyle birlikte Avrupa’ya kaçarken  Akdeniz’de boğulan Suriyeli Aylan bebeğin cansız bedeninin sahile vurmasının görüntülenmesi de tüm dünyada ‘büyük bir infiale’ neden olmuştu!

Suriye’de 40.000 masum çocuk katledildi. Bu masum çocuğun her birinin acı bir hikayesi yok muydu?

Vardı elbette…

Yıllardır Batı medyasını takip eden biri olarak soruyorum. Kırk bin çocuğu neden haber yapmadınız? Onların yaşama hakkını neden savunmadınız?  Yüzbinlerce masum insan ve 40.000 çocuk sizin vicdanınızı sızlatmaya yeterli olmadı mı?

Neden yüzbinlerce masum insanın katledilişine kahretmediniz de sadece “Aylan ve Ümran” adlı Suriyeli minik yavrularımıza ‘üzüldünüz, isyan ettiniz’, manşetlerinize taşıdınız?13938537_10154502705124489_4581468703039091509_n

Neden?

Çünkü sizler yüzbinlerce masum insana üzülmediğiniz gibi aslında Aylan ve Ümran’a da üzülmediniz. Üzülmüş gibi yaptınız!

Öldürülen hiçbir Müslüman sizin umurunuzda değil. Sizin için önemli olan şey; haber değeri olan ‘Müslümandır’!

Minik Ümran’ın yaşadığı trajediyi yansıtan fotoğrafı, Telegraph muhabiri Raf Sanchez Twitter’da paylaştı. Fotoğraf kısa süre içerisinde binlerce kez retweet edilince uluslararası basının ilgisini çekti. Çekti çünkü yukarıda bahsettiğim gibi Ümran’ın yaşadığı insanlık trajedisinin haber değeri vardı! Bütün mesele budur. Batı, Müslümanların katledilmesine insani ve vicdani açıdan değil, haber değeri olup-olmamasına göre değerlendiriyor.

Sanal medyada öne çıkan, hasbelkader gündeme oturan acı görüntüleri manşetlerine taşıyıp timsah gözyaşı dökmeleri ve uluslararası güçleri bu insanlık ayıbına son vermeleri çağrısında bulunmaları her zamanki gibi ikiyüzlü ve ahlaktan yoksun karakterlerinin yansımasıydı.

Suriye’de yaşanan katliamda ve bu katliamdan kaçmak için yollara düşen mazlum halkın denizlerde ‘telef’ olması Batılı devletlerin pek de umurunda olmadığını, önemsemediklerini biliyoruz. Dünyanın herhangi bir yerinde bir Hıristiyan veya Yahudi öldürüldüğünde ise dünyayı nasıl ayağa kaldırdıklarına da çok kez şahit olduk.

Bu çifte standardın nedeni; “Müslümanlar, kafirlerin apaçık düşmanıdır” hakikatinde yatmaktadır.

 Allah-u Teâlâ Kur’an-ı Kerim’inde bu hakikati şöyle ifade ediyor:

“Eğer onların güçleri yetse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler.” (Bakara: 217)

“Sen onların dinine uymadıkça ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar aslâ senden hoşnut olmazlar.” (Bakara: 120)

“Şüphesiz ki kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.” (Nisâ: 101)

Bu ilâhî buyruklar, kâfirlerin Müslümanlara düşmanlıkta ne kadar ileri gittiklerini, bâtıl inançlarında ve Müslümanlara karşı ne derece katı davrandıklarını, düşmanlıklarının sürekliliğini bildirmekte. Müslümanları dinlerinden çeviremedikleri sürece bu savaşlara ara vermeyeceklerini, fırsat buldukça Müslümanların canına kastedeceğini, ölenler için gözyaşı dökmeyeceğini beyan etmektedir.

Tekrar Aylin bebek ve Ümran’ın Batı medyasında gördüğü ilgi konusuna dönecek olursak; herkes hem Aylin bebeğe, hem Ümran’ın Suriye’de yaşadığı drama isyan etmeli elbet. Etmekle de kalmamalı. Bu zulmün bitmesi için elinden geleni değil, fazlasını yapmalıdır! Ancak Batı medyası ve Batı kamuoyunun yaptığı gibi sadece Aylin ve Ümran için değil, yüzbinlerce masum Suriyeli… Türkiye’de alçak FETÖ darbe girişimi esnasında öldürülenler… PKK Terör Örgütü tarafından katledilen polisimiz ve askerimiz… DAEŞ’in intihar bombacısı teröristlerin katlettiği insanlarımız… ve dünyanın neresinde zulme uğrayan mazlum varsa hepsi için üzülmeliyiz. Amasız, fakatsız sesimizi yükseltmeliyiz.

Bunu yaparken de Batı’dan insanlık adına da olsa bir adım atmasını beklememeliyiz. Ne yapacaksak İslam dünyası olarak bizler yapacağız.

Eğer Suriyeli çocukların kaderini, bugüne kadar yaptığımız gibi, kokuşmuş Batı toplumunun vicdanına bırakacak olursak; Suriyeli mazlum çocukların önünde sadece iki alternatifleri olacaktır:

“Ya Suriye’de kalacaklar veya göç edecekler.” Acı olan ise, her iki durumda da ölecek olmalarıdır.

Bu utanç Müslümanlara yeter de artar!

22/08/2016

MEHMET ZENGİN

Etiketler:
Share
1169 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

Suriye’deki çocukların ‘kaderi’ ve Batı’nın iki yüzü!” için 1 yorum

  1. osman şen : diyor ki:

    Mehmet kardeş, kalem kılıçtan keskindir. İnsanlığın felahı için çalışmalarının karşılık bulması temennisiyle…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Papatya Yayınlarından Mustafa Turan’ın "Destanlaşan Çanakkale"  kitabında anlatılanlara göre, yıllar önce eğitim sistemimizi incelemek üzere Japonya’dan bir heyet Türkiye’ye gelir. İnceleme tamamlandıktan sonra MEB yetkilileri, Japon heyetinden hiç beklemedikleri bir tepki almıştır. Konuk heyetin, dönemin Başbakanı rahmetli Turgut Özal’ın huzurunda dile getirdikleri acı gerçek şöyledir: “Türk eğitim sisteminde milli ruh yok...” Sonra şöyle devam etmişler: “Biz, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Önce çocukları uçak kadar hızlı gid...
  • Anastasiadis: “Kıbrıslı Hellenizm”

    27 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Anastasiadis, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile 23 Mart günü yaptığı görüşmeden sonra bir açıklama yaptı. Bu açıklamanın satır aralarında kullandığı kelimeler ibretlik. Bizim içimizde kendilerini “Türkçe konuşan Kıbrıslı” diye tanıtanlara hayal içinde olduklarının dersini veriyor Anastasiadis.  Görüşmeden sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Anastasiadis, Guterres ile Eide arasında farklı bir yaklaşım saptayıp saptamadığı sorusu üzerine yaptığı açıklama içinde yer alan bir paragraf aynı aşağıdaki gibi, kelimesi kelimesine: “Farklı ...
  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
UA-36507442-2