logo

reklam

Sultan İkinci Abdülhamid Han


facebooktwitter
Mustafa ÇİÇEKLİ
ciceklireklam@hotmail.com

Sultan Abdülhamid Han Hazretleri, dünyanın cadı kazanı gibi kaynadığı bir dönemde padişah olmuştu.

Saltanatı: 1876-1908

Babası: Abdülmecid Han – Annesi: Tir-i Müjgan Sultan
Doğumu: 21 Eylül 1842 Vefatı: 10 Şubat 191
8

Cadı kazanın altını tutuşturan Yahudîlerdi…
O günlerde Yahudîlerin en büyük hedefi merkezi Kudüs-ü Şerif olmak üzere bir Yahudî devleti kurmaktı.
Önce Halife’ye geldiler, Filistin toprakları içinde kendilerine arazî satmasını, karşılığında devletin bütün borçlarını ödeyeceklerini ve Osmanlı devletinin bütçesinin üç misli para ile birlikte Halifenin şahsına da yüzbin İngiliz altını rüşvet teklif ettiler.
Sultan Abdülhamid Han Hazretleri:
-“Ben bir karış dahi olsa toprak satmam. Zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim, bu devletti kanlarını dökerek kazanmıştır. Kan ile kazanılan toprak, para ile satılmaz,” dedi.
Yahudîler, Filistin’de toprak sahibi olmanın yolunun Halifeyi hal’ etmekte geçtiğine karar verdiler.
İkinci Abdülhamid Han Hazretlerini hal’ etmek için çâreler aradılar…
Mason teşlikatı, Terakkî Cemiyeti ve bazı okumuş, münevver kişileri kendi emel ve arzuları istikâmetinde kullandılar.
Terör şebekeleri kurdular.
Kurulu olan Rum ve Ermeni çetelerine para yardımında bulundular.
Yahudî lobisi harıl harıl çalışmaya başladı.
Oluk oluk para akıttılar. Gazeteleri satın aldılar.
Kalemleri istedikleri doğrultuda kullandılar.
Osmanlı aydınını ve yeni yetişen gençliği Abdülhâmid Han Hazretlerinin aleyhine kışkırttılar…
Sultana sû-i kasd düzenleyen Ermeni Teröristine, Tevfik Fikret gibi bazı şair ve yazarlar, medhiyyeler düzdüler…
Yahudîlerin sinsî çalışmalarının neticesinde Abdülhamid Han Hazretlerine karşı bir kamuoyu oluştu.
31 Mart vak’asını meydana getirdiler.
Selânik’ten kalkıp gelen Hareket ordusunu şehirden uzaklaştırmak ve zararsız bir hale getirmek için Halife’den izin isteyen vatanperver komutanlara cevap vermeden önce Ulu Hakan penceresinden isyancılara baktı.
Hızır Aleyhisselâm’ı gördü.
Hızır Aleyhisselâm, en ön saflarda oturmuştu.
Milletin hâline ağlıyordu.
Bir an Hızır Aleyhisselâm ile göz göze geldiler…
Hızır Aleyhisselâm kendisine bakarak acı acı tebessüm etti.
Ona el salıyordu.
Ulu Hakan iki damla gözyaşı döktü.
Göz kirpiklerinden yanakları üzerine dökülen yaşlar sakalını ıslattı…
Daha önce Şeyhi büyük insan ve zamanın mürşid’i kâmili Şeyh Salâhuddin ibni Melvânâ Sürâcüddin (k.s.) Hazretlerinin sözlerini hatırladı…
O zaman, bu hadiselerin önüne geçilemiyeceğini anladı.
Derinden bir ah çekti.
Ve inledi koca Sultan:
-Hayır olmaz.
-Neden?
-“Bu hareket benim şahsıma karşı girişilmiştir. Bir şahsım için milletimin kanının dökülmesine asla müsaade edemem,” demişti…
İsyanı bastırmak bahanesiyle İstanbula giren, İttihadçılar ve dağdan inmiş Balkan komitecileri birçok insanı yargısız idam ettiler.
Nerede bir sarıklı molla ve hoca gördülerse öldürdüler.
Katliâm yaptılar.
Bütün bunların sorumlusu olarak Halife’yi gösterdiler, onu tahtından indirmeye karar verdiler.
Yahudîler, arz-ı mev’ud (vadedilen topraklar) hayâline kavuşmak için, Abdulhamid Han Hazretlerini hal’ etmek için basın, aydın ve meb’üslere baskı yaptılar.
İttihatçılar, bir kısım mebuslarla Ayatafanos (Yeşilköy)’de gizli bir toplandı yaparak Halife’yi hal’ ettiler.
Halife bunu sadecce,
“Zâlike takdîru’l-azîzi’l-alîm” diyerek büyük bir soğukkanlılıkla karşıladı.”
Sultan Abdülhamid Han Hazretlerinin hal’ edilmesinden sonra “İttihatçı”lar, kısa bir süre içerisinde ülkeyi bunalıma soktular.
Filistin’e Yahudîlerin yerleşmesine izin verdiler.
Ülkeyi birinci dünya savaşına soktular.
Abdülhamid Han Hazretlerinden sonra ülkenin kötü durumunu gören aydınlar “Feylâsof Rıza Tevfik” Ulu Hakân Abdulhamid Han Hazretlerinin ruhâniyetinden özür diledi.

II. Abdülhamid, Türk’ün özünün ve temel varlığının, hakkı gasp edilmiş, mağdur kurtarıcısıdır. Abdülhamid, Tanzimat sonrasındaki Batı’ya kontrolsüz, körü körüne yönelişin karşısında inatla duran, kök ve cevherin müdafaasını son bir gayretle yapan muazzam bir şahsiyettir. Abdülhamid’i anlamak sayesinde yüzlerdeki maskeler düşecek ve onu bir anahtar gibi kullanarak bizi bu karanlık ve şahsiyetsiz ortama getirenlerin içyüzleri ortaya dökülecektir.

Abdülhamid hakkında söylenen her olumsuz iddiayı tersine çevirdiğimizde doğruyu bulacağızdır. Yani bir tür turnusol kağıdıdır Abdülhamid. Bu yorumların yalanını ayıklayıp onun üzerine bina ettiği yapıyı yeniden ayakları üzerine oturttuğumuzda hakikat ayan beyan ortaya çıkacaktır.

 

Share
270 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bunlar Beyt-ül-malındır

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bunlar Beyt-ül-malındır Bir gün hazret-i Ömer, zekat develerinden, Birinin ardı sıra koşuyordu ki, birden. Gördü hazret-i Ali halifenin halini. Hayret içerisinde sordu şu sualini: (Hayrola nedir bu hal ya emir-el müminin! Ne için koşuyorsun ardından bu devenin?) Buyurdu ki: (Ya Ali, beyt-ül-malın bu deve, Havutunu düşürmüş, kaçıyor başka yere. Tutup da, havutunu vurayım ki ben derhal, Zarara uğramasın zamanımda beyt-ül-mal.) Duydu hazret-i Ali bu sözü Halifeden. Derinden bir “Âh!” çekip, ağladı so...
  • RAMAZAN AYI İFTAR İSRAFI

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    RAMAZAN    AYI     İFTAR    İSRAFI Ramazan ayı bahane,  israf  şahane... Ramazan ayı  israf ayı değildir... Ramazan ayı nefsi terbiye etme ayıdır... Yardımın, paylaşmanın, bölüşmenin  zirve yaptığı; ay olması gerekir... Pahalı ve görkemli iftar  sofraları, yerine; sade ve paylaşmanın esas olduğu  iftar sofraları tercih edilmelidir. Fakirin ve  yoksulun doyurulduğu, ortak ortamlarının paylaşıldığı, yüzünün güldüğü, sofralar; asıl amacın yerine getirildiği sofralardır. Öz budur... Son günlerde, Dünya toplumunun çekmiş olduğu açlık sıkıntıs...
  • Kemiğe yazılan yazı

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kemiğe yazılan yazı Sa’d bin Ebi Vakkas, Kûfe vilayetine, Vali olup, ev yapmak arzu etti kendine. Arsa bulup, istedi onu satın almayı, Lakin bir mecusiye aitti yarı payı. Çağırıp buyurdu ki: (Bu hisseni bana sat!) Cevaben; (Satmam) dedi mecusi ona fakat. Para verdi ise de değerinden pek fazla, Yanaşmadı mecusi satmaya yine asla. Dediler ki: (Efendim bir mecusi kimseye, Ne lüzum var bu kadar fazla ısrar etmeye. Siz bugün valisiniz, o, mecusi bir kişi, Parasını vererek, bitirin hemen işi.) Mecusi...
  • Ağlayıp âh ederdi

    25 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ağlayıp âh ederdi Hazret-i Ebu Bekir dünyadan göçtüğünde, Cümle eshab ağlayıp, yaş döktüler o günde. Hep ağlama sesleri, kapladı ortalığı. Zira Resulullahın, O idi dert ortağı. O günlerde eshabtan, birkaç kişi geldiler. Muhterem zevcesini taziye eylediler. Ve ona dediler ki: (Hazret-i Ebu Bekri, Biz iyi tanıyoruz çoktu faziletleri. Lakin bunlardan ayrı, bizim bilmediğimiz, Varsa bazı halleri, bize söyler misiniz? Gündüz yaptığı işler, malumdur biz eshaba. Ve lakin geceleri ne yapardı acaba?) Onların bu şekilde sualine c...
UA-36507442-2