logo

reklam

Su konusunda neler biliyoruz (3)


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Bu andlaşmanın can alıcı noktalarından bir tanesi de, ilk okunuşta pek önemli gözükmese Madde-3’ün, İkinci paragrafı, “Suyun satış bedeli; yatırım, finansman, işletme ve yenileme maliyetlerini karşılayan makul bir kar oranı ile fiyat değişikliklerini dikkate alan, taraflar arasında imzalanacak Ev Sahibi Hükümet Andlaşmasında saptanacak uygun bir fiyat formülü ile belirlenir.” demektedir.

Bu paragrafı Kıbrıs Türkçesine çevirirseniz anlamı biraz farklı olmaktadır. “KIB-TEK’de (Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu) yıllardır yaşandığı gibi, bu tesisi ele geçiren çalışanlar, sendikal haklar adı altında, standartların çok üstünde maaşlar talep edemezler, toplu sözleşmeler kanalı ile de vatandaşın sırtına “Tazminat, K-Değeri, Fazla Mesai” gibi yükler yükleyip, bir yılda 39 maaş alamazlar” demektedir. 

Çerçeve Andlaşmasına ilaveten bir de “Entegre Su Yönetimi Yasası” hazırlanması ve Meclislerden geçirilmesi gerekmektedir. KKTC’nin su ihtiyacının karşılanması ile ilgili olarak suyun Anadolu’dan getirilmesinin önemine eşdeğer olarak suyun akıllıca ve en verimli bir şekilde yönetilmesinin de o denli önem taşıdığı, bu ek koşul ile ortaya çıkmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin yedi asırlık bir devlet deneyimi ve nüfusu bir milyonu aşmış onlarca şehrin su yönetimi bilgi birikimine sahip olmasına ve de tüm bunlara ilaveten dünya üzerindeki “su zengini” ülkeler sınıfı içinde yer almasına rağmen, T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı uhdesinde T.C. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün 2011 yılında kurulmuş olması su yönetiminin ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

T.C. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün Misyonu “Ülkemizdeki kıyı ve geçiş suları dahil su havzalarının havza koruma eylem ve yönetim planlarını hazırlayarak bütünleşik bir yaklaşımla su yönetiminin altyapısını oluşturmak, ülkemizin ulusal ve uluslararası su yönetim politikasının geliştirilmesi için gerekli koordinasyonu yapmak, havza bazında su kalite standartlarını oluşturmak, su kalitesinin denetimi için etkin bir izleme sistemi kurulmasını sağlamak, su ile alakalı verileri tek elde toplamak ve değerlendirmek, havza bazında taşkın ve kuraklık yönetim planları ile taşkın risk ve zarar haritalarını hazırlamak, iklim değişikliği senaryolarının Ülkemiz su kaynaklarına etkisini belirlemektir. Temel görevlerimiz “Su kaynaklarının korunmasına ve sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasına dair politikalar oluşturmak, mevzuat hazırlamak, havza bazında üst planlamaları yaparak bütünleşik havza yönetimini sağlamak, Ülkemizin ulusal ve uluslararası su yönetimini koordine etmektir” olup,

Vizyonu ise “Ülkemiz su kaynaklarını hem miktar hem de kalite açısından korumak, geliştirmek, kontrol etmek ve sürdürülebilir şekilde kullanmak için katılımcı ve bütünleşik bir yaklaşımla havza bazında suyu yönetmektir.”dir.

Yani kısa ve öz olarak, T.C. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün asli görevinin “suyun en ekonomik nasıl kullanabileceğinin, kaçakların nasıl önlenebileceğinin ve atık suyun nasıl ve nerede tekrar kullanılabileceğinin araştırılması, uygulanması ve yeni teknolojilerin geliştirilmesi ” olduğu ortaya çıkmaktadır. Tam da sanki bizim için, neredeyse üçbin yıldır kuraklıktan kıvranan Kıbrıs adası için kurulmuş ve konusunda uzman olan deneyimli kişilerin görev yaptığı bir kurum.

Bizim aslında, ufak hesapları ve popülist yaklaşımları bir kenara bırakarak bu konuda deneyimli kişi ve kurumlarla işbirliği yapmamız ve Anadolu’dan gelmiş olan bu altın değerindeki suyu, insani, sanayi, tarım ve doğa açısından en doğru bir şekilde kullanabileceğimiz bir alt yapıyı akıllıca yaklaşımlarla kurmamız gerekmektedir. Artık popülist yaklaşımları bir kenara bırakıp, ufak çıkarların, akrabayı, eşi dostu işe almanın peşinde koşmamalıyız.

Yıllardır bu düşüncenin bize getirdiği olumsuzluklardan çok çektik ve artık kurtulmamızın zamanı da gelmiştir……

Ata ATUN

30 Kasım 2015

Share
312 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2