logo

reklam

SOYKIRIMCILAR SOYKIRIM DEMİŞ


facebooktwitter
Necdet Cemal OCAK
ncocak@gmail.com

Şimdiye kadar her Nisan ayında acaba ABD devlet başkanı ne der diye beklerdik. 1915 tehcir olayında aslında ne oldu diye gerçekleri yazmaya çalışırdık. Artık buna gerek görmüyoruz. Olayın doğrusunu bütün ülkeler çok iyi biliyor. Bu durumda biz ne yapmalıyız ona bakmak gerek.

Üzerlerine vazife olmadığı halde, neden böyle ahmakça kararlar alıyorlar peki?

Arşivleri açalım dedik, hiçbir ülke buna yanaşmadı. Çünkü arşivler açılınca gerçekler ortaya çıkacak, koz olarak kullandıkları bir konu kapanacak. Bize dayatmak istedikleri konu olduğunda argüman olmayacak.

Merkel’in “ Almanya’nın Türkiye ile ilişkileri kapsamlı ve güçlü” dediğine bakmayın. Bu söz Türkiye’nin yaptırımlarını bertaraf etmeye dönük bir hamle. Almanya’nın üç buçuk Ermeninin duygularını okşayacak bu kararla kârı ne olacak?

Aslında o açıdan hiçbir menfaati yok. Konunun Ermenilerle alakası da yok. Konu bize dayatılan isteklerin tarafımızdan kabul görmemesi. İsteklerimiz bunlar, yapmazsanız bizde sizi soykırımcı ilan ederiz diyorlar.

Suriye politikamız ABD ve Avrupa ile ters. AB’ye girmemiz konusunda istekli değiller. Onun için kriter dayatıp duruyorlar. “Terör kanunu değişsin” diyorlar. Bir bomba patlayınca bütün orduyu sokaklara çıkarırlar ama bizde 15 ton bomba patlatan terörist için yumuşak tepki verin derler.

Bu durumda bunlara, olay dediğiniz gibi değil, aslı böyledir veya arşive bakın demenin anlamı yok. Karşı hamle olmalı.

Cumhur Başkanı Erdoğan, “ilişkileri ciddi şekilde etkileyecek bir karar” diyor.

Büyükelçimiz Karslıoğlu “ Almanya ile dostluğumuz sürecek” diyor. Madem düşmanımıza dost diyeceğiz, neden sosyal medyada o kadar tepki verildi? Ey almanlar pardon, biz “dostmuşuz” mu diyeceğiz?

Ayaklarımızı yere basıp, hamasi lafları bırakacağız öncelikle. Bu benim kırmızıçizgim sözünü hiç kullanmayalım. Bin defadır kırmızıçizgimiz aşılıyor. Öyleyse ne yapabileceksek onu söylemeliyiz. Aksi, ciddiye alınmayan ülke konumuna düşürür bizi.

Batılıların söylediğine değil, biz menfaatimize bakacağız. Batılı sahtekâr, batılı üçkâğıtçı çünkü. Fırat’ın batısı diyoruz, ABD adını değişip Suriye Demokratik Güçleri yapıyor PYD’nin. Onlar da Amerikan yardımı ile geçiyor Fırat’ın batısına.

Yine Cumhurbaşkanı Erdoğan “bu güç 3 bin kişilik güçmüş. İçinde sadece 250 kişilik bir kuvvet varmış PYD’li. Kalanı arapmış, bize söylenen bu” diyor. Bize BOP konusunda da bir şeyler söylenmişti. Ama dedikleri gibi olmadığı çıktı ortaya. O zaman söylenen önemli değil.

Batı yumuşak davranmadan anlamaz. Aynı dilden konuşmak gerekir. Ekonomi ne olur diye düşünmemek gerek. Biz benzin kuyruğunda, tüp kuyruğunda, yağ kuyruğunda beklemiş milletiz.

Geçen yıl Almanya’ya ihracatımız yaklaşık 13 milyar dolar, ithalatımız ise yine yaklaşık 21 milyar dolar. Kim daha fazla zarar edecek?

Merkel oylamaya katılmadı demekle ne yapmak istediğimizi anlamak mümkün değil. Oylama yapılan parlamentoda çoğunluk kendisinde değil mi? Şu anda Almanya’da iktidarın başı kendisi değil mi?

Karara evet oyu kullanan adı Türk, kanı Ermeni olan vekillere de sözlü tepkinin anlamı yok.

Öncelikle onlardan işe başlanmalı. O vekillerin hepsi vatandaşlıktan çıkarılmalı, ülkeye girişleri kesinlikle yasaklanmalı.

Almanya’da yaşayan 3 ile 4 milyon arasındaki Türklerin Alman bankalarında 32 milyar Avro parası Türkiye’ye transfer edilmeli, Türk bankalarına aktarılmalıdır. Bence Almanya’nın en büyük korkusu budur.

Bu kararın devamındaki maddelerde Alman okullarında yani ilkokul, ortaokul, lisede Türklerin soykırımcı olduğu müfredata girecek, ders kitaplarında çocuklar bunları okuyup, bizi soykırımcı bilecek.

Bu yıl bitti. Müfredat değişecek diye açıklama gelmişti bakanlıktan. Amerikanın Kızılderili, Irak, Suriye, Afganistan gibi ülkelerdeki soykırımlarını, Almanya’nın ikinci Dünya savaşındaki Yahudi soykırımını. Fransa’nın Cezayir soykırımını, İngiltere’nin Afrika ve sömürgelerinde uyguladıkları soykırımı 2016-2017 öğretim yılında müfredata dâhil edip, çocuklarımıza öğretmeliyiz.

Geri kabul anlaşması iptal edilmeli. Ondan fazla Avrupa ülkesi bize soykırımcı diyor. Biz ise onlara el birliği ile Arapların, Türkmenlerin bombalanmasını sağladıkları ve yerlerinden yurtlarından edildiği için mükâfat verir gibi böyle bir anlaşma yapıyoruz. Üstelik vize serbestîsini de onlar iptal ediyor.

Almanya ile yapılan bütün askeri anlaşmalar iptal edilmeli. İncirlik üssü boşaltılmalı. PYD’ye yardımların buradan yapıldığını bile bile, düşman ülkelerin burada üslenmesini mantık kabul etmiyor.

Ayasofya konusu bizim tabumuz. Kimse bu konuya girmek istemiyor. Bir yerlerden korkumuz var gibi. Eğer Ak parti de bu korkuyu yenip Ayasofya’yı açamıyorsa, hala ülkemizi kâfirler yönetiyor demektir.

Sanki bilmediğimiz bir anlaşma var gibi. Kimse bu engeli aşamıyor. Velev ki böyle bile olsa, batı istediği zaman anlaşmaları uygulamaktan vazgeçiyorsa, biz de geçeriz. Ayasofya kesinlikle ibadete açılmalıdır misilleme olarak. Bunu yapamıyorsak hiçbir şey yapamayız demektir.

Birileri çıkıp domatesler elimizde kaldı, diğeri turist gelmedi, bir başkası entariler ve pantolonlar depolarda kaldı derse eğer, bilin ki milli gururumuzu ve devletimizin bekasını paraya bağlamışızdır. O zaman bizden hiçbir halt olmaz. Bunları konuşmayalım bile. Batı ne emrederse onu yapalım.

4.6.2016

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
630 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2