logo

16 Haziran 2016

Sosyal fobi ya da diğer adıyla sosyal anksiyete bozukluğu

Sosyal fobi ya da diğer adıyla sosyal anksiyete bozukluğu toplumda en sık rastlanan psikiyatrik bozukluklardan biridir. Denilebilir ki her yüz kişiden 3 ya da 4’ü ömründe bir defa bu rahatsızlığı yaşamıştır. Tanı almayacak ama sosyal fobik özellikler taşıyanların oranı ise neredeyse %20 ler civarında. Yapılan çalışmalar kadınlarda erkekle oranla daha sık görüldüğü yönünde. Belirtilerin başlangıç dönemi tipik olarak 15-20 yaşları arasında olsa da, “kendimi bildim bileli böyleyim” diyenlerin sayısı hiç de az değildir.

pisikolğ

 

Sosyal fobinin en belirgin özelliği, başkaları tarafından gözlenme ihtimalinin bulunduğu ortamlarda bireyin kaygı yaşamasıdır. Sosyal fobisi olan kişiler sosyal ortamlarda gülünç ya da utanç duruma düşmekten endişe duyarlar. Sosyal fobisi olan kişiler için en çok kaygı uyandıran durumlar ve ortamlar şunlar olabilmektedir; biriyle tanışma, telefonla konuşma, misafir Kabul etme, bir iş yaparken başkası tarafından izlenme, kendisine şaka yapılması, başkaları ile yemek yeme, toplum içinde konuşma, başkasının önünde yazı yazma, kısacası ilişki gerektiren ya da başkaları tarafından izlenebileceklerini düşündükleri herhangi bir durum. Kişiler bu gibi ortam ya da durumlarda kaldıklarında duydukları korku/kaygıya eşlik eden bir takım bedensel belirtiler hissederler. Bunlardan en çok yaşananlar arasında çarpıntı, titreme, terleme karında huzursuzluk hissi ve ağız kuruluğu sayılabilir. Kişiler bu kaygı belirtilerinin dışarıdan fark edileceğinden ve fark edilirse rezil olabileceklerinden endişe duyarak bu tür kaygı uyandırıcı ortamlardan ya kaçınırlar ya da işlevsel olmayan birtakım telafi yollarına giderler (uygunsuz ilaç alımı, alkol, madde kullanımı). Çoğu zaman ise mecbur kaldıklarında bir takım güvenlik davranışı sergilerler. Örneğin bir davete gittikleri zaman insanlarla göz göze gelmemeye çalışabilirler. Genellikle kendilerine kıyıda köşede bir yer bulup ellerindeki telefonla uğraşırlar. İşlevsel olmayan bu tür telafi stratejileri sosyal fobinin sürmesindeki en önemli mekanizmalar haline gelir. Sosyal fobik kişiler bu alanların hemen hepsinde zorluk yaşayabileceği gibi bir ya da birkaçında da yaşayabilir. Belirtilerin yaygın olması kişinin iş, aile, sosyal ve özel hayatını oldukça etkileyebilmektedir. Yapılan araştırmalar sosyal fobik kişilerin olmayanlara göre okul başarılarının daha düşük olduğu, potansiyellerinin altında işlerde çalıştıkları, evlenme oranlarının düşük; evlenmiş olanlarda da boşanma oranlarının yüksek olduğu yönündedir.

 

Hayatı oldukça etkilemesine rağmen kişilerin tedaviye başvurması oldukça zaman alabiliyor. Bu konuda yapılan araştırmalar sosyal fobiklerin ilk belirtiler ortaya çıktıktan 10 yıl kadar sonar tedavi için başvurduklarını gösteriyor. Halbuki durumu fark edip tedaviye yönlendiklerinde bu bozukluğun üstesinden gelebilmekte ve yaşam kalitelerini yükseltebilmekteler; yapılan bilimsel çalışmalar sosyal fobinin ilaç tedavisi ile birlikte psikoterapiye oldukça olumlu cevap verdiği yönünde.

 

Bir sonraki yazımda nasip olursa panik bozukluk ve panik ataklardan bahsetmeye çalışacağım.

 

Feyzullah Gürdaş
Klinik Psikolog/Psikoterapist
feyzullahgurdas@gmail.com
www.medaimyanik.com

Share
1837 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

UA-36507442-2