logo

reklam
02 Ağustos 2015

SON OLAYLARIN ARKASINDAN YAPILAN AÇIKLAMALAR SAKİNLİKTEN ÇOK TARTIŞMAYA YÖNELİK AÇIKLAMALARDIR


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com
SON OLAYLARIN ARKASINDAN YAPILAN AÇIKLAMALAR SAKİNLİKTEN ÇOK TARTIŞMAYA YÖNELİK AÇIKLAMALARDIR

Terör olaylarının, alabildiğine yoğunlaştığı şu günlerde; Halka yönelik yapılan açıklamaların; daha net anlaşılır, ortamı yumuşatmaya yönelik olması beklenirken; Tam tersine; ortamı geren, var olan olayları; daha da artırmaya yönelik açıklamalar gelmektedir. Özellikle; malum partinin vekilleri; kastı aşan, tehditkar, meydan okuyan, sorumsuz açıklamalarına devam etmektedirler. Bundan, neyi amaçladıklarını anlamak mümkün değildir.

Ortalık yangın havasına dönmek üzere iken; yangını söndürmek yerine; bir bidon benzin dökmek, anlayışı; öne çıkmış, gibi gözükmektedir. Üstelik bu meydan okuma; hali vardır. Bugün yapacaklarını iddia ettikleri, dokunulmazlığımız kaldırılsın, hamlesi ile; çığırından çıkarılmak, amacını taşımaktadır. Neden? Çünkü, yapılan sorumsuz açıklamaların ardından; kamuoyu, vekillerin rahatsız edici buldukları bu açıklamaları yapmaması için; dokunulmazlık zırhının kaldırılmasını istemektedirler. Onlar ise; bizim dokunulmazlığımız kalksa dahi; biz bildiğimizi okuyacağız, anlayışı içerisindeler.
Halkın bir beklentisi de; önceden Meclisten geçen; güvenlik yasasına ait, uygulamaların, neden bu olaylarda hayata geçirilmediği, konusudur. Herhalde, güvenlik güçlerine, yeni imkanlar  sunmuş ve hareket alanlarının genişlemesine yönelik, maddeler konulmuştu. Yasa gereği; molotof silah olarak kabul edilmişti. Maskeli bir şekilde eylemlerde görev alan şahısların; en ağır cezalar ile, cezalandırılacağı belirtilmişti. Bu yasanın böyle geçtiğini biliyoruz. Umarım yanlış bilmiyoruz.
Genel anlamda; hayatımızın tüm alanlarına baktığımız zaman; insanlarımızın tüm ortamlarda, çeşitli konularda yapılan tartışmaları, göstermektedir ki; Biz karşımızdaki insanlarla tartışmayı beceremiyoruz.  Tartışma kurallarını bilen, tartıştıktan sonra birbirlerinin fikirlerinden yararlanan ve birbirlerine karşılıklı saygı duyan, tüm insanları bu değerlendirmeden uzak tutarım. Söylediklerimin bir gerçek olduğunu da unutmayalım. Neden derseniz, karşı tarafı dinlemiyoruz. Yahut söylediklerini anlamak yerine; anlamak istediğimiz doğrultuda karşı tarafı dinliyoruz. Peşin hükümlü davranıyoruz. Karşı taraftan belki iyi bir fikir çıkar, onu alıp yararlanayım, düşüncesi yerine; kendi fikrimizin doğruluğu ve kendi fikrimizi, karşı tarafa kabul ettirme çabası, içerisinde tartışmalara katılıyoruz. Böyle bir tartışma ortamından da; birbirimizin fikrinden istifade etmek yerine; tam tersine birbirimizi daha fazla hırpalayarak, küstürerek, tartışma ortamından ayrılıyoruz.
İşte, hayatın her alanında yaptığımız; tartışma kültürünü bilememek, anlayışı; olağanüstü zamanlarda da; tazeliğini ve diriliğini korumaktadır. Ortada sıkıntılı bir durum vardır. Seçim öncesi, var olduğu iddia edilen yumuşama sinyalleri demek ki; yanlış algıladığımız sinyallermiş. Aslında; o sinyallerin arkasında; bizce, o anda, mahiyeti bilinmeyen anlamlar taşıyormuş. Seçim sonrası; zafer kazanmış, kumandanlar edası ile; birilerine, bir şeyler oldu. Bağımsızlıktan bahsetmeler, bir yerlere arkalarını dayamaktan gurur duymalar, Kazanımların verdiği sevinç ile; kastını aşan, ifadeler ve beyanatlarda bulunmalar. Seçim öncesi estirilen yumuşama havaları; bir anda, sert esen, fırtınaya döndü.
Unuttukları bir şey vardı. Bu Ülke, sadece o bölgeden ibaret değildi. Meclis’ te siyasi parti olarak; sadece kendileri yoktu. Her fikirden insan vardı. Bir anda o insanların da fikirlerine, saygı duymak gerektiğini unuttular. Bu devletin işleyen bir sistemi vardı. Bir kamu düzeni içerisinde işler yürüyordu. Burası, bir kabile devleti değildi. Asırların geleneğine dayanan; bir yönetim tecrübesi vardı. Kısacası; Devlet bütün mekanizmaları ile; yerli, yerinde duruyordu. Onlar, o zafer sarhoşluğu esnasında; herhalde bunu fark edemediler. Kendilerinin dışında; onlar sevseler veya sevmeseler dahi; kendilerine oy vermeyen, yaptıklarını onaylamayan, siyasi politikalarına karşı çıkan; büyük bir topluluk vardı. Onlar, o topluluğu, görmek istemediler. Devletin, bütün işleyen mekanizmalarını, göz ardı ettiler. Sonuç; Ülke gündemi, bir anda, terör ve teröre karşı tavır koyan; kolluk güçlerinin, çatışma alanına  döndü. Doğal olarak; Güvenlik güçleri; üzerlerine düşen görevi yapmaya başladılar. Bu durum, ibret alınması gereken bir durum olması, şart iken; tam tersine, güvenlik güçlerine karşı saldırı olarak, ortaya çıktı. Yani, o güçlerin temsil ettiği, DEVLETE karşı; top yekun, fiili ve fikri saldırı haline dönüştü. Bu kabul edilebilir, bir durum değildi.
Olmadı beyler. Bu tavırlar yakışmadı. Ortak yaşama kültürünü, ya kabullenmediniz, yahut sizlere ortak yaşama kültürü; bir, kaç beden büyük geldi. Eline oyuncak verilmiş çocukların, neşeli, ne yaptığını bilmez, tavırları gibi; tavır ve davranışlar içerisine girdiniz. Yazıktır, Bu Ülke; hiç bir durumda bu manzarayı hak etmemektedir. Yer altı, yer üstü zenginlikleri, Tarım alanlarının ürün yelpazesi, çeşitliliği, coğrafi güzellikleri, anlatılacak, gibi değildir. Ülkenin bir de; stratejik konumunu düşünürseniz, ehh, daha da dikkatli olmamız gerekmez mi? Yurt dışından gelen insanların; Bu Ülkenin zenginlikleri karşısında; Cennet gibi, bir yer dediğini, hatırlatırız.
Unutmayın, Bu Ülke zarar görür ise; bu zarar hepimize ait olacaktır. Şu an size şirin görünen hiç, bir güç yarın yanınızda olmaz. Amaç bellidir. Bu topraklardaki; rahat ve huzuru bozmaktır. Bizler, sorunlarımızı konuşarak, tartışarak, birbirimizi dinleyerek, halledebiliriz. Ailemizin içerisinden olmayan yabancı güçler, bu ailenin birlik ve dirliğini istemezler. Bu Tarih boyu böyle olmuştur. Böyle olmaya devam edecektir.
Umarız, aklı selim galip gelir. Birileri, bu heva ve heveslerinin yanlışlığını anlar. Hatalardan, en kısa zamanda geri dönülür. KAVGA VE TARTIŞMA ortamı, bir an önce ortadan kalkar. Ortak akıl ile; doğru etrafında birleşilir. Terör ve kargaşa ortamı gündemimizden çıkar.
Milletimiz, olan bitenden rahatsızdır. Olaylar gözlerinin önünde olmaktadır. Akıtılan şehit kanları, canlarını yakmaktadır. Bu rahatsızlıklar, ümit ederim; Bu Yüce Milletin sabrını taşırmaz. Sükunet içerisinde; olan, biteni takip etmektedir. Devletin kolluk güçlerinin, olayları bir anlamda sonlandırma çabalarına; Yürekten ve Gönülden ettiği dualarla destek vermektedir. Bu sıkıntıların, bir an önce bitmesini istemektedir.  Sabırla beklemektedir. Görelim MEVLA neyler… neylerse; güzel eyler…

Share
375 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
  • CHP’Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ?

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    VATAN,MİLLET,BAYRAK SEVDALISI CHP'Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ? Milletin verdiği mesajı almamakta, anlamamakta direnen kimileri de girdikleri çıkmaz sokaktan bir türlü çıkamıyorlar. Ana muhalefet demeye bin şahit isteyen CHP'nin durumu bir taraftan trajik, bir taraftan komik. Parti mi, Bremen mızıkacıları mı belli değil. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor Yalan üretmekte mahir olanlar ülke meselelilerin sahiplenmek yerine ‘HAYIR’ çetesine katılmayı matah bilip teröre-emperyalizme göz kırpmaktan vaaz geçmiyorlar. 'Ha...
  • ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR

    22 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kral ve dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ve en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için onu çok kıskanır ve üzerine titrermiş. Kral ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onu yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe ...
UA-36507442-2