logo

SİYASİ ŞARLATANLIK


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

Şeytana zaten keyif gerek. Hırs ile ülke, vatan, millet ne olursa olsun ağa babalarına ve kendisine göz kırpan herkese kendini beğendirme ve yardakçılık yapma gayreti, hangi ahval ve şart da olursa olsun iktidarı ele geçirme ve mevki sahibi olma çabası sonuçta gerçekleri unutmayı getirecektir. Oy kaygısı, rant kavgası ne kadar dağdağalı, ne kadar sıkıcı, ne kadar kötü ahlakın kaynağı olsa da bazı yoz siyasilerin en zayıf damarıdır. Ve şeytan bu damardan öyle güzel girer, öyle sinsice nüfuz eder ki kalbe, kişinin bu hissini okşayıp kendine bağlayıverir. Çok da yorulmaz tek bir işaretle harekete geçecek kadar ince ve zayıftır bu noktada ve zihniyetini derhal belirler..

 

 

AK Parti iktidarına karşı askerle, polisle, yargıyla, medya gücüyle verdiği siyasi mücadeleyi kaybeden vesayet cephesi siyasi şarlatanlığa başladı.

 
Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Hakan Fidan, 25’inci Dönem milletvekili genel seçimleri aday adaylığı başvurusunu geri çekti. Hakan Fidan’ın yeniden MİT Müsteşarlığı’na atanması başta gizli muhalefet Gülen çetesi ve siyasi muhalefetin zoruna gitti, geri dönemez diye feryadı bastılar.

 
Bir dönem MİT’i babasının çiftliği gibi kullanan CHP zihniyeti Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarlığına yeniden atanmasını hazmedemeyip Bakanlar Kurulu kararının “hukuksuz” olduğu gerekçesiyle iptali için dava açtı.

 
Neymiş bir siyasi partiye üye olan Fidan yeniden MİT Müsteşarlığına getirilemezmiş ve getirilmemeliymiş. Orası kimsenin babanın çiftliği değilmiş, adı gibi milli olmak zorundaymış, arka bahçe değilmiş.

 
Bunlar ucuz kahraman, işi gücü bırakmış bir memurun görevine yeniden dönmesine bayrak açmışlar. Ülkede çözülecek başka mesele kalmamış, yapılacak başka bir iş yok Hakan Fidan’ın göreve iadesini mahkemeye taşıyorlar.

 
Doksan yıl boyunca bu ülkenin her kurumu sizin babanızın çiftliği değil mi idi? İktidar olmadığınız halde yıllar yılı bu ülkeyi arka bahçeniz gibi kullanıp at oynatmadınız mı?

 
Şükrü Ali Ögel dört yıl boyunca hem CHP milletvekilliği yapıp hem de MİT Müsteşarlığı görevini yürütmedi mi?

 
Hintli Müslümanların Türk Kurtuluş Savaşı’nı desteklemek maksadıyla, Atatürk adına gönderdiği paralarla 26 Ağustos 1924 tarihinde kurulan İş Bankasını babanızın malı gibi sahiplenip doksan yıldır yemiyor musunuz?

 
Bu bankanın, dolayısıyla da bütün yan kuruluşlarının yönetim kurulunda bulunmak buralarda kadrolaşmak ve verilecek kredilerde söz sahibi olmak size ne gibi ayrıcalıklar kazandırıyor hiç düşündünüz mü? Ülkenin beyaz Türkleri bu “yağlı kapı” babanızın çiftliği mi? Bu işte bir karışıklık yok mu?

 
Yargı bir dönem CHP zihniyetinin, sonrasında ise okyanus ötesi “tapınak Şövalyeleri”nin arka bahçesi değil mi idi? Hoca Efendi’nin askerleri, yeni müttefikleri CHP, MHP, HDP, YARSAV, bir kısım yandaş medya ve terör örgütü birleşerek darbe anayasasına sahip çıkmıyor mu?

 
CHP iktidar olma hayalini yitirdiği gibi, yenilgi yenilgi yıpranmanın da öfkesiyle toplumda hakaret ve nefret söylemiyle gerilimi artırıyor.

 
Muhalefet iktidarın hızına yetişemiyor, proje üretemiyor, toplumun beklentilerini dile getiremiyor ve her defasında halkın tokadını yeyiyorsa, o zaman gerilimden, şiddetten ve hakaretten medet umacaktır. Fikir üretemeyen, küfür üretir.

 
Muhalefet etmek için Molotof kokteyli eline alıp gösteri yapacağını söyleyen bir siyasetçi, çaresizdir, acziyet içindedir. Şiddetten medet umuyor, ağız dalaşından nemalanıyor, sinkaflı siyaset dili kullanıyorsa sıkıntıları vardır, biçaredir.

 
Kılıçdaroğlu’nu konuşurken dinleyin ve konuşurken sarf ettiği cümlelerden nasıl bir bilinçaltı taşıdığına sizler karar verin.

 
Bu ülke için, komşularınız için, Ortadoğu için B planlarınız, alternatif politikalarınız yoksa o zaman sadece eylemleri ve icraat yapanları kötülersiniz. Bir milli şuurunuz, bir tarih bilinciniz, bir aidiyet duygunuz ve ortak kültür anlayışınız yoksa o zaman kötülemekten başka üreteceğiniz bir politika olmaz.

 
Bu toplumda CHP zihniyeti hiçbir zaman İslami değerlerle, milli kimlikle barışık olmamıştır. İnönü’den itibaren Atatürk’ün gölgesinde laikliğin kalkan yapılarak toplumun nasıl kamplara ayrıştırıldığı aşikârdır.

 
Muhalefetin ekonomi politikası var mı, eğitim politikası nedir, dış politikası nasıl olacak, kimse bilmiyor. Sürekli tehdit eden, parmak sallayan, hakaret eden, çareyi Anayasa Mahkemesinde arayan muhalefet liderleri görüyoruz karşımızda.

 
HDP’nin sokak eylemlerini ve ölümlere son vereceği korkusuyla yasalaşmasını engellemek istediği İç Güvenlik Paketi’nin çıkmaması için sabahlayan vekillerden Hasip Kaplan, “milletvekili çok çalışmaz” çıkışı yaparak, “meclis elbette yasama görevini yapacak ama kölelik düzeninde bir çalışma tarzını insan onuruna aykırı buluyoruz” dedi. Kaplan, “Bizler burada hep ayaktayız. Bu saatte, sadece pavyonlar ve barlar açıktır” diyerek bilgisini ve ilgisini gözler önüne serdi. Hayra ortak olmak yerine karşısında olan bu zihniyet kendisini de pavyon fedaisi zannediyor.

 
CHP aday adaylarının ağırlandığı Halk TV’de skandal vaatler sıralanıyor. CHP İstanbul 1. Bölgeden Aday Adayı bir zibidi İmam hatiplerin sayısının azaltılacakmış, ezanın sesini kısacakmış, Diyanet’i revize edecekmiş. Daha aday adayı iken kin kusan bu cahil cühela yarın iktidar olursa neler yapar düşünün. Camileri ahıra çeviren, meyhane yapan bu zihniyet değil mi?

 
Bu vaatlerden sonra da halk bu gerzeği vekil seçip, partisini iktidar yapacak öyle mi? Bu zihniyet bu yüzden elli senedir iktidar yüzü görmüyor. Bu siyasal söylem, bu muhalefet tarzı ve seviye ile seçimlerin hepsinden her defasında halkın sillesini yiyip kıçının üzerine oturuyorlar. Ve de bir türlü gönül eri olamıyorlar.

 
İşte bu yüzden de AK Parti yöneticileri bu kadar çapsız, bu kadar beceriksiz, bu kadar zavallı bir muhalefetle hemhal oldukları için yatıp kalkıp şükrediyorlar, devamı için dua ediyorlar. Vatan, millet, bayrak aşkı için Istırap çekmek, alev topu olmuş sevgi uğruna yapılan bir savaştır. Katlanacaksın, direneceksin, ta ayağa kalkıncaya dek. Erdem budur ama ihanet erdem değildir. o siyasi varlığın bitişi tükenişidir.

 
Gönül Eri bu yolu yılmadan yürüyendir. Bütün çilelere göğüs gerendir. Dünya üzerinde yeni bir güneş olmak, insanlığı ışığıyla aydınlatmaktır. Dünya malına kanmayan, mezellete dalmayan, devletine ve milletine hizmet edendir. Başkalarını bataklığına sapmayan, kendi yolundan gidendir. Bağımsızlığın kara sevdalısı, türkümün tutkunudur. Bilgedir, bilgilidir, çağın yaratıcısıdır. O bir Gönül Eridir, çalışmak kaderidir. Dünyaya yeniden medeniyet kurmak ve insanlığı yeniden öğretmek görevidir. Bu Gönül Eri bu tarihi gerçeği yeniden kuracaktır

 
İşte bu yüzden de AK Parti yöneticileri bu kadar çapsız, bu kadar beceriksiz, bu kadar zavallı bir muhalefetle hemhal oldukları için yatıp kalkıp şükrediyorlar, devamı için dua ediyorlar. Vatan, millet, bayrak aşkı için Istırap çekmek, alev topu olmuş sevgi uğruna yapılan bir savaştır. Katlanacaksın, direneceksin, ta ayağa kalkıncaya dek. Erdem budur ama ihanet erdem değildir. o siyasi varlığın bitişi tükenişidir. Saygılarımla 20 Mayıs 2015
Hasan Alparslan Araştırmacı Gazeteci- Yazar.

Share
1205 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehidin Son Mektubu

    27 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu Valideciğim, Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki, armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu, bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmes...
  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
UA-36507442-2