logo

reklam

Siyaset Temelinde Gerçek İlim ve Ahlakın Bağdaştırılması


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Siyasetin temelini oluşturan gerçek ilim ve de ahlaktır.

 

Siyasetin en önemli ve de en gerçek olan limanı ahlaktır.

 

Bilinmelidir ki ahlak mutlu olma sebebimiz olup, siyasetin de mutlu kılmanın bir çabası halini aldığının görülmesi gerekir. Ahlak, siyaseti her zaman, her şekilde ve de her yönden etkilemeli aynı zamanda da yönlendirmelidir. Ahlakın bütün insanoğlunun hayatında yeniden bir merkez olacağı bir siyaset ve de bir dünya düzeni inşa edilmelidir.

 

Siyaset her zaman ahlak ve de ilim ile el ele vermesi gerekir.

 

İnsanların yaşam haklarını ve de siyasetin ahlakını sadece ve sadece siyasetçi tayin etmemelidir; ahlakın hayatın bütün alanlarıyla birlikteliği fikir ve de ilim zemininde tartışmalara her zaman açık olmalı aynı zamanda da her zaman tartışmaya açılır bir duruma getirilmelidir. Unutulmamalıdır ki siyasette izdüşümü şunlarla ortaya çıkmaktadır: İlahi emirlerin var olması, kendi şahsi idealler bir de toplumsal çıkarlar.

 

Siyaset ve de temelinde bulunan ilim ile ahlakın tanımlamasını şu şekilde açıklayabiliriz.

 

Siyaset, ilim ve de ahlak bu terimler kendi içerisinde ki farklılıkları ortaya çıkarmakta olan ayrı ayrı disiplinler bunlar. Siyasetin, köken olarak seyisten geldiği yani idare etmek anlamını taşıdığıdır. Tabi siyasetin içerisinde yansımaya da politika denilmektedir, lakin politika hiçbir zaman siyasete karşılık değildir. Politika aslında kelime anlamı olarak da çok yüzlülük manasını taşımaktadır. Lakin bunun yanında siyaset bambaşkadır. Bu yüzdendir ki aralarında ciddi farklılıklar vardır.

 

Ahlak, insanoğlunun sahip olduğu her şeyin hasleti veya huylarıdır. Ahlakın bir disiplin olduğunu ve de herkesin yüreğinde, beyninde ve de bedeninde ahlakı az çok görülmektedir. Ahlaksız insan asla olmaz. Her insanoğlunda ahlak vardır. Lakin düşük ahlaklı insan, yüksek derecede ahlaklı insan, iyi ahlaklı ya da kötü ahlaklı insan diye ayırabiliriz. Aslında ahlak bir disiplindir. İnsanoğlunun ahlaklı olması ve de faziletli olması Cenabı Allah’a karşı olan borcu, hesap gününe olan hazırlığıdır.

 

İlim, bilgili olmaktır. Bilgilerin depolandığı, toparlandığı ve de hepsini bir arada bulunduran gerçek bir disiplin şeklidir. İlim, insanoğlunun birer insan olarak sahip olması gereken malumatların tamamını meydana getiren, bilgilerin tümüdür. Tabi burada ilmin, yine de ahlak gibi bir müspeti ve de menfisi var olduğunu bilmek gerekir. Bunların olumluları da olumsuzları da her daim vardır. İlimde, ilmin gerçeğinde, müspet ilimlere sahip olmak, inanca dayalı bir ilme sahip olunması her daim bir Müslüman’ın olmazsa olmaz olan görevlerindendir. İlmi açıklamakta olan pozitivizmler; ahretin olmadığını ve de akılın sadece var olduğunu söylerler. Sadece dünyeviliktir denilmektedir. Lakin İslam dinimize göre de dünyanın bir imtihan yeri olduğunu, bir fani alem olduğunu belirtir. Bunların arkasında berzah alemi, bir taraftan da beka alemi ve de ebedi hayat gelmektedir. Bilir misiniz pozitivizmler “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” sözünü sık sık kullandıklarını. Aslında bu da tamamen yanlıştır. Zira burada en hakiki mürşit akıllara dayanan bilgilerin yekunu olmaz. Mürşit aslında yol gösteren, Cenabı Allah’ın kelamı, beyanı ve de dinimizin esaslarındandır. İlmin, maneviyatı inkar etmeyen bir durumda, metafiziği reddetmeyen, belirli bir noktada durması lazımdır ki inançlı insanın görevi odur.

 

Bundan dolayıdır ki; müspet lakin maneviyata dayalı olan bir metafiziği kabul eden ilmi, üstün ahlaklı olan insanoğlunu ve de bunların bu vasıflara sahip olan kişilerin yürüttüğü, idare siyaset böyle olduğu zamanda faydalı olacaktır. Böyle olunduğu zaman da insani bir durumdur denilir. Sonuç olarak bir İslami’dir ve de idealdir. Bunun da böyle olması gerektiğini düşünüyorum.

 

Sonuç olarak;

 

Bir siyaset adamının gerçekten de bilgi sahibi olmasıyla beraber, fazlasıyla ahlaklı olması gerekir. Bunun yanında her daim faziletli olması ve tabi ki de Cenabı Allah’a inanması, her daim bir hesap gününün olduğu inancına sahip olması gerekir. Seküler düşüncelerde olanlar, ahreti hiçbir zaman kabul etmeyenlerdir. Dolayısıyla her daim, her noktada gerçeğe aykırı düşenlerin ve de yanlış yolda olanların, Cenabı Allah’ın elbette ki hem Rahmetinden, hem de Mağfiretin’den eksik kalacaklardır. Hiçbir zaman ne rahmetine ne de mağfiretine ulaşamayacaklardır. İnanç her daim önemli olan bir hadisedir. İlimli ve de ahlaklı olanın ilmi her daim her yerde yüksektir. Müspet ahlaka sahip olan insanların gerçek siyaseti yapmaları da gerçekten de özlenen bir hadisedir. Böyle olduğu zaman sürecinde böyle insanların bulunduğu bütün toplumlar tertemiz parıldayan bir toplum olarak karşımıza çıkar. Lakin bunun tam tersi de olursa bilinmelidir ki yeryüzü insanlar için birer bataklık noktası olur.

 

Güzelliklerin sürekli olarak doğduğu, ilmin ve de adaletin gerçekliğiyle siyaset yapan siyasetçilerin ortaya çıktığı bir toplum dileğiyle,

 

Vesselam…

 

“ Mehmet KIZILKAYA “

 

 

 

Share
471 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
  • CHP’Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ?

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    VATAN,MİLLET,BAYRAK SEVDALISI CHP'Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ? Milletin verdiği mesajı almamakta, anlamamakta direnen kimileri de girdikleri çıkmaz sokaktan bir türlü çıkamıyorlar. Ana muhalefet demeye bin şahit isteyen CHP'nin durumu bir taraftan trajik, bir taraftan komik. Parti mi, Bremen mızıkacıları mı belli değil. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor Yalan üretmekte mahir olanlar ülke meselelilerin sahiplenmek yerine ‘HAYIR’ çetesine katılmayı matah bilip teröre-emperyalizme göz kırpmaktan vaaz geçmiyorlar. 'Ha...
  • ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR

    22 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kral ve dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ve en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için onu çok kıskanır ve üzerine titrermiş. Kral ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onu yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe ...
UA-36507442-2