logo

reklam

SİYASET SABUNUYLA KÖR OLAN GÖZLER


Dilek EJDER
gothereblackeagles4536@hotmail.com

timthumbTEŞEKKÜRLER SABUNCU GARDAŞ

Sevgili okurlarım lütfen ama lütfen çok dikkatli okuyunuz; zira anlatacaklarım kendi içinde başka meseleleri de anlatacaktır… Ki, zaten bütün yazılarımın krokisi bu yöndedir ancak bu biraz mizahi… Ama her zamanki gibi, yine keskin, yine gerçek! Kabul etseniz de, etmeseniz de!

Evet, saçlarımın uzunluğu bir metreyi geçik; bundandır ki bakımı oldukça zor! “Ne Alaka” demeyin, bekleyin bi canım.  Eh ülke stresi, o stres, bu stres derken bütün bunlar saçların kökünü avuçlayıp yoluyor ve ciltte sivilce olarak patlıyor!  Ne yazık ki! Ben deseniz ülkenin anası babası; yok canım ülkemizin anası babası benim kadar tasa etmiyordur herhalde. Öyle ki; başımı koyduğum yastığım tokmak oluyor başıma, oturduğum sofram düğüm oluyor boğazıma; ki zaten yemek yapamıyorum ki yiyebileyim de… Hal böyle olunca strese bağlı hepte üçer tane peş peşe dizili sivilcelerim yine baş göstermez mi? Neden hep üç tane ve neden hep peş peşe dizili onu da anlamış değilim. Eskiler derki; “Kızım bunlar aylıktır, nazardan çıkar! Git bir hocaya üflet püflet!” Eskiler böyle derde; iyide canım ciğerim eskilerim, eski alimler var mı ki? “Em ebramü emren fe inna mübrimün” desin!”  Dolara endeksli mübareklerin nefesleri;  ağızlarını kocaman açıp, çeneleri yerinden çıkacakmış gibi “ YA Allll laah” diyerek bir iki esneyip, fel blöf yapıp, üfleyip püfleyip postalarlar seni verdiğin paraların enayiliğine. Eh hal böyle olunca, bizde kurtlar içinde kuzu kalmadık her hal de, cinliğimiz kurtarıyor neyse ki. Kendimiz okuyup üflüyoruz.

Haaaa şimdi gel gelelim uzun saçlarıma… Saçlarım ülke meselelerine bağlı tarlada besleniyor; kurudu, yetmedi döküldü, yetmedi nerdeyse bitti tükendi. Son günlerde ekrana bakınca kan, saçlarıma bakınca imdat çığlıkları! Ülke bu haldeyken doktora gitmeye vicdanım el vermedi tabi. Eh hal böyle olunca aldım ben beni, varıp gittim aktaraaaa… “Aktar kardeş, saçlarımın hali durumu bu!” Demez mi; “Stresten,” demez mi; “ Biraz stresten uzak durun…” Ülen gardaş ben mi strese yaklaşıyorum ki, uzak durayım. Aha işte dışarıda ne var ne yok evlerimizin içindeki ekranlarda…  Dışarıya çıksak; caddelerde sokaklarda… Hani evlerimizi ören duvar taşlarının arasına saklanıversek de nafile…  Dediğim gibi evlerimizde ekranlarımızın düğmesine basacak kadar yakınımızda. Uzaklaşmak ne mümkün! Demez mi; “ Siz yinede mümkün mertebe uzak durun…” Tövbe tövbe! Neyse bu ardıç katranından yapılmış bir sabun verdi; yoğun strese dayalı sivilce ve saç dökülmelerine karşı iyimiş; yani bir taşla iki kuş ha… İnşaAllah!

Sabunu aldım, aldım ben beni vardım evceğizimeee… Aman Allah’ım nasıl kötü kokuyor nasıl; tabi ülkemizde olup biten bu kötü kokuların yanında misk-i amber. Neyse! Sabunun kutusuna bakıyorum, can ciğerlerim; birde ne göreyim? Vallahide Billahi de; aynen şu satırlar…

“Haricen kullanım içindir, yiyecek değildir, lütfen çocuklarınızdan uzak tutunuz!”  Tamda ben; “Çayla mı iyi gider, ayranla mı diye düşünürken…” Tövbe tövbe; ülen biz bu kadar geri zekalı bir toplumuyuz ki bu saçma uyarı yapılıyor?” diye öfkelerimin firarı takıldı ayaklarıma!!! Ancaaaak başımı penceremden dışarı uzatıp olup bitene bakınca bi duraksadım; sabunu baklava, acısını şerbet gibi yedirip içirenler yok mu, buna inanıp yiyip içenler yok mu? Sabunun köpüğüyle gözlerin içini yıkayıp, kör, pelteleriyle kulakları tıkayıp, sağır edenler yok mu? Bu millet algı operasyonlarına inanır; sabunu nasıl bildiklerine değil,  sabunu ellerine verenin dediklerine inanır… Sabuncu; “ Bu yemektir” dese bu acı sabun yenir, çıkarı yok yenir arkadaş yenir; sonrada çığlık atılır, “ Bize kim bu sabunu yedirdi? diye… Demek ki neymiş? Demek ki, sabuncu gardaş toplumun analizini çok iyi yaptığı için bu uyarıyı yap mııış. Çok geç bir uyarı olsa da; toplumun artık siyasetin acı sabunuyla gözleri kör, pelteleriyle kulakları sağır.  Sonuç; toplum artık klavye dilli ama kör ve sağır! Sevgilerimle Dilek EJDER

Share
309 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
  • CHP’Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ?

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    VATAN,MİLLET,BAYRAK SEVDALISI CHP'Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ? Milletin verdiği mesajı almamakta, anlamamakta direnen kimileri de girdikleri çıkmaz sokaktan bir türlü çıkamıyorlar. Ana muhalefet demeye bin şahit isteyen CHP'nin durumu bir taraftan trajik, bir taraftan komik. Parti mi, Bremen mızıkacıları mı belli değil. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor Yalan üretmekte mahir olanlar ülke meselelilerin sahiplenmek yerine ‘HAYIR’ çetesine katılmayı matah bilip teröre-emperyalizme göz kırpmaktan vaaz geçmiyorlar. 'Ha...
  • ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR

    22 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kral ve dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ve en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için onu çok kıskanır ve üzerine titrermiş. Kral ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onu yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe ...
  • Yapılan Köprüler “Deli Dumrul” Köprüsü mü? (!)

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Hani bir hikâye vardır; zamanın birinde Deli Dumrul isminde biri, bir akarsuyun üzerine köprü yaptırır ve bu köprüden geçenden 5 akçe, geçmeyenden de döve döve zorla 10 akçe alırmış. Şimdi de birileri; “yapılan köprüler gereksiz, zarar ediyor, geçmediğimiz köprünün parasını ödüyoruz, bunlar Deli Dumrul köprüsü” gibi ifadeler kullanmakta… Daha önce Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri için yapılan bu trajı-komik eleştiriler, şimdi de geçtiğimiz günlerde temeli atılan “Çanakkale 1915 Köprüsü” için dile getirilmekte... Yap İşlet Devret...
UA-36507442-2