logo

Sıfırlanan Obama İmajı ve Amerikan Dış Politikasının çöküşü!


facebooktwittergoogle plus
Mehmet Zengin
Mehmetzengin16@hotmail.com

Barack Obama, ülkesinin stratejik çıkarlarını geliştirmek için Çin’e ziyareti gerçekleştirmişti. Ancak bölgesel güçler, O’nun çabalarını sonuçsuz bırakmış görünüyor.

Asya ziyaretinde Cumhurbaşkanımız Erdoğan üst seviyede karşılama ve sevgi gösterileriyle karşılanırken, ABD Başkanı Barack Obama; Batılıların deyimiyle adeta ‘ aşağılandı’, küçük düşürüldü! ‘Dünyanın en güçlü adamı’, başkanlık uçağının arka kapısından indirilerek rezil edildi.

Ziyaret esnasında ayrıca Obama’nın danışmanları ile Çinli yetkililer arasında sıkça gerginlikler yaşandı. Tüm bu gerginlikleri; Süper Güç Amerika ile dünya siyasetinin yükselen yıldızı Çin arasında son yıllarda yaşanan birikmiş gerginliklerin dışa vurumu olarak değerlendirmek mümkündür.

Obama’nın Asya politikası başarısız oldu. Bu konuda dünya kamuoyunda bir mutabakat var. Bu başarısızlık Asya ile sınırlı da değil kanımca. ABD aslında küresel anlamda büyük bir itibar kaybı yaşamaktadır. Ortadoğu’dan  Asya’ya kadar geniş bir bölgede başarısız olmuştur.

Barack Obama 2009 yılında iktidara geldi. Bu dönemde iki önemli sorunla karşı karşıyaydı. Birincisi nükleer silah elde edeceği düşünülen İran ve yükselen güç Çin Halk Cumhuriyeti!

Her dönemde olduğu gibi bu dönemde de dünya çapında var olan olumsuz ABD imajını düzeltme görevi omuzlarındaydı. Başkan Obama ABD’nin karşılaştığı bu olumsuz durumları ortadan kaldırmak ve dış politikada Bush yönetiminin saldırgan, işgalci yaklaşımının dünyada oluşturduğu olumsuz imajı düzeltmek, bu algıyla mücadele etme amacıyla iddialı konuşmalar ve açıklamalar yaptı. Mazlum halklarda küçük de olsa bir umut doğmuştu!

Ancak başkanlığının sekizinci yılı ve görevinin son aylarına geldiğimiz bu süreçte hedeflerin neredeyse hiçbirine ulaşamadığı, bazı yeni ortaya çıkan meseleler konusunda da oldukça kararsız ve başarısız bir politika ya da daha uygun ifadeyle politikasızlık icra ettiği görüldü.

Suriye’deki iç savaşta 600 000 insanın katledilmesine seyirci kaldı. Kimyasal silahlar ‘kırmızı çizgimizdir’ ifadesine rağmen Esad’ın Suriye halkının üzerine birçok kez attığı kimyasal bombayla 1500 masum insanın katledilişine ses çıkarmadı, hesabını sormadı.

Mısır’da halkın desteğiyle seçilen Cumhurbaşkanına yönelik gerçekleştirilen kanlı darbeye destek vermek suretiyle Avrupa toplumu değerlerinden biri olan ‘demokrasiyi’ ayaklar altına alması hayal kırıklığı yarattı!

Tüm bunlara ek olarak Edward Snowden’in ortaya saçtığı ABD istihbaratıyla ilgili belge ve bilgiler Obama ve iktidarını zor durumda bıraktı. Filistin- İsrail barış görüşmelerindeki başarısızlığı da hanesine yazıldı.

ABD başkanlık seçimlerinde, Cumhuriyetçilerin adayı olarak yarışacak olan Donald Trump, ABD Başkanı Barack Obama’yı ‘IŞİD’i kurmakla’ suçlaması ise herkes tarafından bilinen ancak ispat edilemeyen gerçeği gün yüzünü çıkarttı. Bu itiraf ABD’yi başta Türkiye olmak üzere birçok devletin nezdinde zaten pek de kalmayan güvenirlik sorununun artmasına neden oldu.

15 Temmuz’da gerçekleştirilmeye çalışılan FETÖ darbe kalkışmasının arkasında ABD ve NATO’nun parmağının olduğu deşifre olunca ABD iyice zor durumda kalmıştır. Türk Hükümetinin en üst yöneticileri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan defaatle “Bu darbenin arkasında Amerika vardır” ifadeleri ikili ilişkilerin büyük yara almasına neden olmuştur. ABD belki de ilk defa bu kadar bariz açığa düşmüştür. Başarısız oldukları darbe girişiminin ardından gönül almak ve kopma noktasına gelen ilişkileri düzeltmek için Biden’i Türkiye’ye gönderdi.

Biden’in Türkiye’de bulunduğu sırada ve yapılan ikili görüşmeler esnasındaki tavırları, yüz ifadeleri ve konuşmalarında ‘içine düştükleri zor durumu’ açık bir şekilde ortaya koymaktaydı. ABD hayatının hatasını yapmıştı. Öldürmeye çalıştıkları Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı karşısında ezik bir vaziyette naçar kalmışlardır.

Elbette Türk Hükümeti de ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ı protokolde en alt seviyede, yani vali yardımcısı seviyesinde karşılaması bir ilkti. Biden’in ülkeye gelişi sırasında Suriye’ye yönelik başlattığımız ‘Fırat Kalkanı’ Operasyonu da ABD’ye yönelik bir mesaj  niteliğindeydi.

ABD’ye “biz darbe girişiminin arkasında olduğunuzu biliyoruz. Gözümüz üstünüzde. Bu yaptığınızın mutlaka bir faturası olacaktır” mesajı verilmiştir.

ABD’de bu mesajı aldığını düşünüyorum. ABD yönetimi zor durumda! Üst üste dış politikada yaşadığı bu başarısızlıklar itibarını hiç olmadığı kadar alt düzeylere çekmiştir. Çin’de karşılaştığı manzara da bunun bir sonucudur.

İtibarını sıfırlayan Başkan Obama yönetimindeki Süper Güç ABD’yi zor bir süreç beklemektedir. Rüzgar ABD’nin aleyhine esmektedir! Bu rüzgara rağmen prestijini düzeltebilecek, dış politikadaki başarısızlıklarını olumluya çevirebilecek mi? Bunu bize zaman gösterecektir. Bekleyip göreceğiz.

Kanaatimce ABD, Süper Güç olmanın ağırlığını daha fazla taşıyamayacaktır.

ABD, sonun başlangıcındadır!

Selam ve dua ile

MEHMET ZENGİN

08/09/2016

Share
1886 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

Sıfırlanan Obama İmajı ve Amerikan Dış Politikasının çöküşü!” için 4 Yorum

  1. Esra : diyor ki:

    Bir ABD çöküşü biter yeni kervanlar sürer soyları tükenene kadar.
    Yazılarınızı beğenerek okuyoruz .

  2. Kenan Kul : diyor ki:

    dünya 5 den buyüktür ifadesi ile aslında diğer ülkelere cesaret veren sayın Erdoğan o 5 ülkenin korkulu rüyası olmakta, aslında dünya çapında bir ayaklanmanın lideri olmaktadır. Bunun sonuçlarıda görünmektedir yazdığınız köşe yazısında. kaleminize sağlık

  3. Yavuz : diyor ki:

    ABD’nin çöküşü ile birlikte inşaAllah Türkiyemizin yükselişi sürecine girmiş bulunuyoruz. Analizinize aynen katılıyor.Süreci kettle izliyorum

  4. mustafa : diyor ki:

    süper güç vasfını kan,gözyaşı ve zulümle elde edenler er veya geç hesabını vereceklerdir!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehidin Son Mektubu

    27 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu Valideciğim, Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki, armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu, bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmes...
  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
UA-36507442-2