logo

reklam

Şeyhlik Babadan Oğula Geçer mi?


facebooktwitter
Mustafa ÇİÇEKLİ
ciceklireklam@hotmail.com

Postnişinlik, şeyhlik, mürşidlik gibi mânevî makamlara istişare yahut seçimle gelinir mi? Bir kimse, ehil olmadan, sırf oğlu yahut akrabası olduğu için o zâtın vazifesini devralabilir mi? Mânevî yolda vazifelendirme usulü nedir?

Evliyâ’nın büyüklerinden Mansûr el-Betâhî Hazretleri’nin vefatı yaklaşınca hanımı:
-Efendi! Oğluna vasiyet et onu yerine vekîl bırak, dedi. Mürşidi-i kâmil olan Şeyh Mansûr el-Betâhî Hazretleri:
-Hayır, kız kardeşimin oğlu Ahmed Rufâî’yi yerime vekil bırakacağım, dedi.
Hanımı çok ısrâr etti. Ağladı.

-Oğlumuz varken sen başkalarını, yerine “şeyh” tayin ediyorsun. Bizden sonra çocuklarımızın kıymeti kalmaz, gibisinden çok söylendi.
O büyük zat, hanımını susturmak için, oğlu ile talebesi Ahmed Rufâî’yi yanına çağırdı.
-Gidin bana biraz çiçek toplayın getirin, dedi. Gittiler. Oğlu, demet demet çiçekler getirdi. Her biri değişik renkteydi. İnsanın içini açıyordu. Hoş kokular saçıyordu.
Ahmed Rufâî ise eli boş döndü. Boynunu büktü. Mahçûp bir edâ ile hocasının yanına geldi. Hocası:
-Neden çiçek toplamadın, diye sordu.
Üzüntülü bir şekilde cevap verdi:
-Efendim! Elimi uzattığım her çiçek, Allahü Teâlâ’yı tesbîh ediyordu. Koparmaya kıyamadım.
Hanımı; bu hâli görünce şeyhliğin babadan oğula miras yolu ile geçen bir makam, mevki, saltanat ve mal olmadığını anladı. Sesini çıkarmadı. Isrârından vazgeçti.

Gözyaşları

Seyyid Ahmed Rufaî Hazretleri buyurdu:

“Tarîkat, şeyhlik ve evliyâ olma derecesi, dede ve babadan kimseye miras kalmaz. Çalışmakla olur. İbâdetle olur. Gözyaşları dökmekle olur. Müslümânları sevmekle olur.”

Sahte Şeyhlerin Sohbeti Zehirdir

İmâm Rabbânî Hazretleri sahte şeyhler için şöyle buyurdu:
“Ermeyen bir şeyhin çevresinde bulunmak, onunla sohbet etmek ve ona bağlanmak, zehirli bir kılıç ile yaralanmaktan daha beterdir. Zehirli kılıç, insanın maddî hayatını alır; sahte şeyhler, insanın mânevî hayatını öldürür.”
İddia Sahiplerinden Uzak Durmak Gerek

Şeyh İmâm Allâme Müfessir Muhakkik Seyyid İsmail Hakkı Bursevî (k.s.) Hazretleri buyurdu:

“Babadan, âbâ ve ecdâddan miras yoluyla şeyhlik iddia edenlere asla tâbi olmamak gerekir. Çünkü babadan miras yoluyla şeyhlik iddia edenlerin, hakîkat âlemine götüren tarîkatta, bir hidâyet ve nasipleri yoktur.”
Bunlara, yâni miras yoluyla şeyhlik makâmına oturanlara uymak uygun değildir. Bunlara uymak ve onlara murid ve talebe olmak câiz değildir. (Muhammed Ma’sûm Fâruki gibi babasından sonra, onun yerine geçen bir kimse varsa da bu, o zâtın kendi durumu ile ilgilidir. Böyle bir zât ile kıyas yapmak yersizdir. İslâm târihinde rüşd ve hidâyeti onunki kadar yaygın olan bir âlim ve mürşid görülmemiştir. Dokuz yüz bin kişi ona talebe olup elinde tövbe etmiş, talebelerinden yüz kırk bini evliyâlık mertebelerine kavuşmuş, yedi bini de mürşid-i kâmil, tam ve olgun bir âlim olarak yetişip irşâd ile emrolunmuştur.)

İmam Rabbânî hazretleri sahte şeyhler için şöyle buyurdu:
-“Ermeyen bir şeyhin çevresinde bulunmak ve onunla sohbet etmek ve ona bağlanmak, zehirli bir kılıç ile yaralanmaktan daha beterdir. Zehirli kılıç insanın maddî hayatını alır, sahte şeyhler, insanın manevî hayatını öldürür.”[4]

[1] Evliyâlar Ansiklopedisi c. 8, s. 98
[2] Mecâlisi Ahmed Rufâî, s. 47.
[3] Mukaşefetu’l- Kulub el-Mukarribu ila allamul-Ğuyub S.48 İmam Ebu Hamid el- GAZÂLİ Dar’ul –Ma’rife 1996 Beyrut
[4] İmam Rabbânî hazretleri, Mektubat; c. 1, s.73, Mektup: 61
[5] Ruhu’l-Beyan tefsiri: c. 1, s. 274,
(Hak Dinin Batıl Yorumlarına Cevaplar, MİSVAK NEŞRİYAT, İstanbul, 2014)

Share
302 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TÜRK MİLLETİNİN MİSYONU: MİLLİ DİRENİŞ VE MÜCADELE RUHU…

    30 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Büyük bir medeniyetin tarihin mirasçıları olan bizlerin yabancı reçetelerle sağlık bulması mümkün değildir. Çözüm, huzur, mutluluk ve yüceliş, insanüstü bir inancın şekillendirdiği tüm insanların ve kurumların teşkilatlı donanımlı bir yerli sistemi, modeli kurup yaşatmalarına bağlıdır. Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel başkanımız Erdoğan’ın idealizmi ve ilkesi milli, sosyal, ekonomik problemlere çözüm yollarını göstermeleri ve İslam birliğini sağlama gayretleridir. Ülkesini, dünyayı tanımayan, kendine milli İslami kültürü rehber edinmeyen düşü...
  • Hayatın ve Evrenin Kökeni Konferansı-II

    30 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı’nın hazırladığı Evrenin ve Yaşamın Kökeni adlı bir konferansa katılmış, değerli konuşmacıların bilimin ışığında verdikleri yaratılışın açık delillerini sizlerle paylaşmıştım. 21 Mayıs’ta ise Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı, Milli Değerler Vakfı ve Milli Değerleri Koruma Vakfı’nın birlikte düzenlediği Hayatın ve Evrenin Kökeni konulu Uluslararası Konferans dizisinin ikincisine katılmak nasip oldu. Sayın Adnan Oktar’ın fahri başkanlığını yürüttüğü vakıfların tertiplediği bu ikinci konf...
  • Bir anlık ibadet

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir anlık ibadet Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, bir gün mescid-i şerifte eshabiyle sohbet ediyordu. Az sonra Cebrail aleyhisselam geldi. Bir haber getirmişti Efendimize. Selam verip arzetti: - Ya Resulallah! Ebu Bekir, bu sabah bir ibadet yaptı ki, yetmiş yıllık ibadete bedeldir. Efendimiz bir şey buyurmadılar. Bilal-i Habeşiyi çağırıp; - Ebu Bekir’i çağır, gelsin buyurdular. Hazret-i Bilal; - Baş üstüne ya Resulallah dedi. Ve koşup çaldı kapıyı. Hazret-i Ebu Bekir çıktı kapı...
  • Bunlar Beyt-ül-malındır

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bunlar Beyt-ül-malındır Bir gün hazret-i Ömer, zekat develerinden, Birinin ardı sıra koşuyordu ki, birden. Gördü hazret-i Ali halifenin halini. Hayret içerisinde sordu şu sualini: (Hayrola nedir bu hal ya emir-el müminin! Ne için koşuyorsun ardından bu devenin?) Buyurdu ki: (Ya Ali, beyt-ül-malın bu deve, Havutunu düşürmüş, kaçıyor başka yere. Tutup da, havutunu vurayım ki ben derhal, Zarara uğramasın zamanımda beyt-ül-mal.) Duydu hazret-i Ali bu sözü Halifeden. Derinden bir “Âh!” çekip, ağladı so...
UA-36507442-2