logo

reklam

Sessizce Bana Yaklaşan Ölümün Ruhuma İşleyişi


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Ey Muhammed! Senden önce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık, sen ölürsün de onlar baki kalır mı? Senin ölmen ile rahata kavuşacaklarını mı sanıyorlar?

İnsan ne kadar ölümden korunmaya çalışırsa da çalışsın hiçbir kaçış yolu yoktur.

Sabahın erken saatlerinde kapımın zili çalmasıyla, kapıyı açmakla beraber karşımda bulduğum kişinin bizim marketçinin sütçüsü olduğunu gördüm. Sabah en güzel saatlerinde gelen sütçünün kendi kabından benim kabıma dökülmekte olan beyazlıktan sabahın güzelliğine kavuşuyordum. O an benim gözümde parıldayan ışıldayan bir sabah kahvaltısı canlanmaya başlamıştı.

O vakitte kendi içimden “bugünkü kahvaltımızı balkonda yapalım” diye geçiriyordum.

İçinden öyle geçirmekle birlikte odama doğru yürümeye başlamıştım ki;

O an tekrardan kapım çalındı.

Gelen kişi kargodan bir elemandı. Kargodan gelen kişinin kucağında kocaman bir paket vardı. Bana bir kağıt uzattı. Bana uzatılan kağıda imza atmamı istedi. Bende imzamı attım. O an tarifi mümkün olmayan büyük bir sevinç kaplıyordu içimi. Çok sevdiğim bir yazar tarafından verilen bir sözden ötürü gönderilen kitaplara kavuşmanın büyük sevincini yaşıyordum o an. Öyle ki bu kitaplara da fazlasıyla ihtiyacım vardı. Tabi artık mutluyum, artık benim canım sıkılmaz deyip fazlasıyla keyifleniyordum. O an da en çok merak ettiğim ve en çok okumak istediğim kitabı elime alıp masama oturdum. Tam kitabı okumaya başlamıştım ki;

O an tekrardan kapım çalınmaya başladı.

Kapıya doğru koşar adımlarla gittim. Senelerdir görmediğim, haber alamadığım bir dostum geldiğini görüyorum. Mutlu oluyorum, seviniyorum. İkimizin de gün boyu saatler süren sohbeti içerisinde, yaşamanın ne kadar güzel bir şey olduğunu kendi içimden tekrar tekrar söylüyordum. Hele ki öyle dostlarım varken.

Bunları düşünürken o an kapı tarafından bir sesin geldiğini duymuş gibi oldum. Kapı tarafından gelen seslere biraz daha kulak kabarttığımda gerçekten de kapının çalındığını duydum. Hemen kapıya doğru koştum. Kapıya yaklaşarak kapının deliğinden dışarıya baktım kimseyi göremedim. Tekrardan geri gelip masama oturup oturmadım o an tekrardan kapının çaldığını duyar gibi oldum. Bakarım dedim kendi kendime ama eminim kimse yoktur düşüncesiyle yine kapıya doğru yöneldim. Kapıya yönelmiştim ki o an tekrardan kapı çalınmaya başladı. Bende tam kapıyı açarken bizim akrabalardan birinin çocuğunun elinde bir sopayla zile uzandığını gördüm. Meğer evlerinde şekerleri bitmiş annesi onu bize yollamış. Mutfaktan şeker almaya gidip gelirken kendi kendime dedim ki kapı deliğinden elbette ki o ufaklığı göremem. Neden mi? Çünkü yarım metrelik boyu var. Tabi bunu düşünürken de o an da yüzümde ufak bir neşelenme ile beraber bir tebessüm de oluşuyor. Çocuğu eve yollar yollamaz tekrardan odama doğru yürüyordum ki;

Kapım tekrardan çalmaya başlar.

Kapıyı açtığım da o an çok şaşırıp bayılacak bir duruma geldim. Aylardan beri göremediğim ailem annem babam kardeşlerim bana haber vermeden benim yanıma benim evime gelmişlerdi. O an anneme babama ağlayarak sarılmaya başladım. Annem de o an “Oğlum benim” deyip büyük bir hasretle beni kucaklarken, ne ben ne annem ne babam ne de kardeşlerimden hiçbiri kendi gözyaşlarını zapt edemediler. Mutluluğum ailemin yanımda kaldıkları kadar uzar.

Kapımın her çalışında sanki büyük bir mutluluğa doğru koşmaktayım. Kapımın her çalışında huzur tütmeye başlar gözlerimden. Bütün sessizliklerin içerisinde kulaklarım bir kapı sesi, bir zil sesi arayıp durmakta.

O an öyle bir geldi ki kapım son bir kez sonsuza doğru çalmaya başlıyordu.

Sanırım bugün benim en büyük misafirlerimden biri gelmiştir diye koşar adımlarla kapıya doğru yöneldim. Hırçınca delice kapı çalınıyordu. Adeta kapıyı kırmıştı. Sizi alıp uzaklara gider, şaşırıp kalırsınız. “Neden haber vermedi ki “ diyerek kendi içimden geçirirken;

“Yeryüzüne geldiğinden beri, dünyaya geldiğinden beri, doğduğundan beri senin zilini basıp beklemekteyim” der durur. O an bir şeyler söylemek istedim. Fakat o andan sonra dilim bir daha asla dönmedi.

O an ölüm sessiz sedasız bir şekilde kapıma gelivermişti.

Sessizce bana yaklaşan ölümün bedenime ruhuma temasını hissederek gözlerimi yaşama kapatıyordum.

Her nerede olursak olalım ölüm hepimize yetişir, son derece sağlam kaleler içinde bulunsak da yinede ölümden kurtulamayız.

Ölüm o dur ki;

Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü Peygamber Efendimiz?

 

“Mehmet KIZILKAYA”

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
438 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÇOCUĞU ORTADAN KESİN

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    " ÇOCUĞU ORTADAN KESİN Hz. Davud zamanında genç bir kadın , çocuğunu alıp gezmeye çıkarmıştı . Dinlenmek amacıyla yeşillik bir yer bulup oraya oturdular. Bu sırada yanlarına başka bir kadın gelmişti . O kadının da yanında bir çocuğu vardı . Çocuklar hemen hemen aynı yaştalardı . Kadınlar tanıştılar . Sonradan gelen kadın diğer kadına nazaran yaşça büyüktü ve onun ablası konumundaydı . Aralarında konuşurlarken çocuklar da önlerinde oynuyorlardı . Bu sırada büyük kadının çocuğu çalılıkların arkasına girip gözden kaybolmuştu . Annesi bunun far...
  • Günaydın!!!

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Misak ı Milli nin sınır taşı olan ve halkın % 70' i türkmen ve araplardan oluşan Kerkük şehrinde artık Kürdistan bayragı esiyor ve Maşallah istihbaratımız yeni anladı galiba... Kerkük Irak petrolünün % 40 ını üretiyor, Dünya'da petrol üretiminin önemli bir kaynağını Kerkük üretiyor. Misak ı Mili nin çizilmemesi için elinden geleni yapan İngiliz'in şımarık prensi Barzani bölgeyi yeni bir kavgaya doğru sürüklüyor. Bölgede zaten söz sahibi olan Kürdistan Irak Federe eyaletinin bu hareketi, bölgenin gerçek hakimi Arapları ve Türkleri hem birleşt...
  • TERÖR SİVİLLERİ VURMAKTADIR

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    TERÖR     SİVİLLERİ   VURMAKTADIR Dünya üzerinde, terör olayları alabildiğine, devam etmektedir. Dünyayı yöneten güçler; sözde, kınamalar, yapsalar da; terörün devam etmesinden, mutlu gibi gözükmektedirler. Şu an Güney sınırımızdaki, tüm olaylar bunun en güzel delilidir. O coğrafyaya, kilometrelerce uzakta olan tüm güçler; sahne alabilmek için; bir birleri ile yarışmaktadırlar. Sonuçta; tüm Dünyaya silah satan ve o, satıştan yüklü bir miktarda para kazanan devletler; Dünyayı yönetmeye talip olan, devletlerdir. Üstelik, o bölgenin yer altı ze...
  • ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Papatya Yayınlarından Mustafa Turan’ın "Destanlaşan Çanakkale"  kitabında anlatılanlara göre, yıllar önce eğitim sistemimizi incelemek üzere Japonya’dan bir heyet Türkiye’ye gelir. İnceleme tamamlandıktan sonra MEB yetkilileri, Japon heyetinden hiç beklemedikleri bir tepki almıştır. Konuk heyetin, dönemin Başbakanı rahmetli Turgut Özal’ın huzurunda dile getirdikleri acı gerçek şöyledir: “Türk eğitim sisteminde milli ruh yok...” Sonra şöyle devam etmişler: “Biz, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Önce çocukları uçak kadar hızlı gid...
UA-36507442-2