logo

SES DÜNDARKEN NEDEN "SUS"DÜNDAR


Dilek EJDER
gothereblackeagles4536@hotmail.com

SES DÜNDARKEN NEDEN “SUS” DÜNDAR

Hep söylerim; “Bir insanın karakteri mesleğiyle örtüşmeli…” Örtüşmeli ki görevini layığıyla yerine getirebilsin. Yoksa, mesleğinin karakteri ayrı, kendisinin yolu ayrıysa, o kendi karakterinin izcisi olur, mesleğinin değil… Böylece mesleği değil, karakteri görevinin çobanı olur. Çoban kurtla benzerse, vay o sürünün haline. Bilmem anlatabildim mi? Ben anlatabildim anlatmasına da, bilmem işine gelmeyenler anlayabildi mi?

Bizim ülkede, özgür basın adı altında bazı servisçiler kendi karakterlerine ayna tuttu. Hepsi bu! Bu aynanın yol haritalarını baş öğretmenleri resmetti hep… Hedef adresleri ve varmak istedikleri adres tarafımızca bilindikti…  Öyle ki gazeteciliğini kullanıp, peşmerge kampı açan ülke karşıtı gerilla olmanın adı gazetecilik… Bunu rahat rahat yapabilmenin adı da özgür basın oldu. Hani siz o hep özendiğiniz, hatta kuklası olduğunuz Avrupa’yı örnek gösteriyorsunuz ya, bakın bakalım hangi ülke sizin gibi ülke sırlarını deşifre edip servis ediyor, hangi gazetecileri gazeteciliğini kullanıp ülke içi çıkan bozgunculara yandaş oluyor, halkı provake ediyor?  Hiçbir ülke öyle değil mi! Artık gücüyle korkutan hedef ülke Türkiye ve dolayısıyla bizi içimizdeki bu hain tayfalarla çökertmeye çalışıyorlar. İçimizce bunca hain varken düşmanlarımızın işi çok kolay… Kolay kolayda neyse ki Yaradanın adaleti varda, bize attıkları toplar dönüp dolaşıp kendi duvarlarına çarpıyor işte!  Vesselam ağacın kurdu kendi içinde olurmuş, bizimde kendi içimizde bizi kemiren kurtlarımız oldu hep, olacaklarda… Şunu anlamadılar; bir ağaç, içindeki kurtlarıyla ne sarsılır, ne kökünden kopar, nede yerle yeksan olur… Daha çok savunma mekanizmasını güçlendirir ama…

 

Can Dündar kaleminin edebi yanını çok sevenlerden biriyim… Ancaaak o kalem mürekkep değil de kan kokuyorsa, kalemini satmış, yandaş olmuş bir yazardır ki, o da Can Dündar’dır.  Bir kalemden sadece ve sadece hainlik naraları duyuluyorsa, bu naraları atanın artık yerinde ve hakkettiği avluda atması gerekir diye düşünüyorum. Çünkü artık bu devletin ve bu milletin, mesleğini nara sokağı haline getirenlere tahammülü yok, algı operasyonlarına da… Dün “Can Dündar” demiş, ipini kopartmış hadi yol senindir denmişse, bugün “Sus Dündar” deyip ipini bağlamayı da bilir işte…

Can Dündar nemi yaptı? Gerçekten bunumu soruyorsunuz? Bunu soranların evvela kendilerine bir tokat atıp, uyanmaları ve olup bitene ne kadar fransız kaldıklarını görmeleri gerek!

Biz yinede cevaplayalım da; kalemleri çok seven bir toplummuşuz ya, bakarsınız kendinize atmanız gereken tokattan, evvel bu cevap sözler uyandırır sizi; o zaman bizde gerçekten kalemlere sahip çıktığınızı anlarız… Oysa biz, kalemlere değil, kalemlerini ülke aleyhine silah olarak kullananlardan yana olduğunuzu biliyoruz… Böylece belki bizimde bu önyargımız sonlanmış olur ha, ne dersiniz?

Evet, Can Dündar bir kalem, bir gazeteci ama devletin sırrını deşifre etmek hiçbir kalemin mürekkebinde ve vatan evladı oluşunun mayasında olmamalı… Bir kalem, bırakın devletin sırlarını deşifre edip servis etmeyi, kişilerin özelini bile deşifre etme hakkına sahip değilken… Ama doğruuuu ülkemizde birçok gazetecinin habercilik anlayışı tamda bu…

Ha Can Dündar sizin özelinizi kaleme alsa tepkiniz olurdu, bundan hiç şüphem yok ama söz konusu devletin mahremiyetiyse, size ne öyle değil mi? Hatta vurun devlet abalısına? Siz bu vatanın evlatları değilsiniz ya… Bakıyorum da Can Dündar’ı savunanlar, yine ülke karşıtı olanlar… Eh olacak o kadar; el el yıkar, el döner yüzü yıkar… Bu işler sırayla… Can Dündar Kürt olmadığı halde PKK’lı olduysa, ki zaten PKK demek Kürt demek değil, Can Dündar gibi görevli herkes demek… O nedenle bugün ülke karşıtı olan tüm hainlerinde Can Dündar olmaları şaşırtıcı değil elbet…

 

Bizim ülkedemiz de özgürlük, demokrasi, basın özgürlüğü sorunu morunu yok; bu çığlıkların hepsi fasa fiso, hepsi algı operasyonları… Neymiş efendim basın susmuş! Doğru bakış basın hiçbir zaman susmaz, ancak yanlış çığlık olanda “Sus”sun bi zahmet… Eh bi zahmet.

Can Dündar, Savcı Mehmet Kiraz’ı, devlet sistemini ortadan kaldırarak yerine işçi sınıfının önderliğinde Marksist ve Leninist bir yapı kurmayı hedefleyen THKP-C-li teröristlerin arkasında durarak Twit-ler atmadı mı? Destek nitelikli yayınlar yapmadı mı? Özgür basınız ya buna rağmen dava açılmadı… Ki açılmalıydı bence! Tabi işine gelmeyenler sizce değil, bence! Demek ki deymiş? Demek ki bu ülkede fazlasıyla, hatta herkesin kaldıramayıp yüzüne gözüne bulaştıracağı kadar basın özgürlüğü varmış. Balığın başı baştan koparsa, kokmazmış… Kopmayan başların kokusunu çekmektir işte, bu “Sus”turuşlar…

Evet Erdoğan’ı sevmeyebilirsin bu senin özgür iraden, saygı duymak gerek ama demokrasinin “D”sinden anlamayan sen ve senin gibileri asla ve asla karşıt görüşlere best online casino saygının ne olduğunu bilmez, sadece her türlü saldırıda bulunmayı görev bilmiş, bunu resmetmişsinizdir. Sevme kardeşim ama sen ne yaptın, sırf çıkarların için yalakalık ettiğin partilerin uğruna ülke sırlarını deşifre ederek servis ettin… Bu devlet Türkmen kardeşlerimize yardım etmiyor diye içerden halkı provoke eden, çığlık atan siz, Türkmen kardeşlerimize giden silahları Işid teröristlerine gidiyor diye naralar atarak servis eden yine siz, yetmediiii düşmanı olduğunuz bu ülkeyi Lahey’de yargılanması için elinizden gelen karıştırıcığı, dilinizden gelen çığlığı yapan yine siz… Sahi bütün bunları yapan siz değil misiniz?

Can Dündar, başta Diyarbakır, sonra Suruç, sonra Ankara’da patlatılan bombaları devlete yıkmadı mı? Delile ne hacet gazeteciydi ya’ özgür basındı ya… Devleti özgürce suçlamak yapılan her türlü katliamı devletin üstüne atmak onun hakkıydı ya; çünkü o gazeteciydi…

Özgür basınız ya, buna rağmen dava açılmadı. Ankara patlamasında Erdoğan’a darbe çağrısı yaparak; “Nemrut’u devirelim” diyen bu Can Dündar değil miydi yoksa. Erdoğan’dan tek “Sus” işlemi olmadı. Çünkü Özgür basınız ya; “Bırakın Konuşsun Basını Oldu” ama. Bırakın konuşsun basın özgürlüğü; “Delidir Ne Yapsa Yeridir Basını” oldu ama. Ama…

 

 

Ama sen kakıp Mit Tırlarıyla ilgili görüntüleri gazetende yayınlarsan, devletin gizli kalması gereken sırrını deşifre etmeye cüret edersen, eh artık bu basında sen gibiler “Sus”sun bi zahmet “Sus”sun.

Hastanelerin duvarında asılı o “Suuus” resmi harekete geçsin ve “Suuus”

 

Özgürlük adı altında, kendi odalarında tüm oyuncaklarını döken, vurup kıran şımarık çocuklar gibi oldunuz ama bu devlet bu Ülkenin sizin çocuk odanız olmadığını böyle hatırlatır işte…

 

Sorun ne biliyor musunuz; bu ülkede en başta bir sorun var… O baş sorun sizsiniz… Ve o “Siz” olan sorun ne biliyor musunuz?

Ülke karşıtı olan tüm ülkelerin leyinde, ülkemizin aleyhinde oldunuz hep…

Milletimizin karşıtı olan tüm milletlerin yanında, kardeşliğimize hain oldunuz hep… Küçük bir örnek;

Kürt değildiniz PKK’nın yanında oldunuz… Hatta PKK oldunuz…

Alman oldunuz, İngiliz oldunuz, Amerika oldunuz, İngiltere oldunuz, Rus oldunuz, İsrail oldunuz, İsrail oğulları oldunuz ama Türk olamadınız… Ümmet olamadınız… TEK SORUN SİZ TÜRK OLAMADINIZ” İşte bu yüzden benim şu satırlarımı anlamayacak kadar fıransız oldunuz…

 

Vatanı savunanlara yalaka dersiniz; susturma stratejisi bu. Yala ka vatanı satanlar kampının adıdır oysa. Onlar Vatanı sattıkça yazıları da, kitapları da yok satıyor… Vatanı koruyanların koruyanı yok, ama satanların Adı Can Dündar’sa bugün herkes Can Dündar… Sahi yala ka kim? Bizim tek derdimiz Vatan ve devletimizin bekası. Hepsi bu. Sevgilerimle Dilek EJDER

 

 

 

Share
5136 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+5 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehidin Son Mektubu

    27 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu Valideciğim, Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki, armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu, bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmes...
  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
UA-36507442-2