logo

08 Ağustos 2015

ŞEHİTLER ÖLÜR VATAN BÖLÜNÜRMÜŞ


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com

ŞEHİTLER ÖLÜR VATAN BÖLÜNÜRMÜŞ
Yanlış duymadınız, yukarıdaki bu söz, Ülkemde kendisine sanatçı denilen, adını bile anmak istemediğim, sorumsuz kişiye ait. Yine bir başkası; şehit olan kardeşlerimize; Niyazi yakıştırmasını yapacak kadar, adi biri. Ben bu adamlara çok görmüyorum. Çok gördüğüm; bu adamları, adam sanıp peşinden giden saf insanımız. Bunları, bize kendilerine ait; tüm medya kuruluşlarında; sanatçı diye yutturmaya çalışan; amaçlarının ne olduğunu bilmediğim, medya yöneticilerine, çok görüyorum.
Israrla örnek aldığımız, Batılı devletlerde; kimlere sanatçı sıfatının verildiğini, iyi araştırsınlar. Tüm amaçları; ortaya koyduğu eserlerde para kazanmaktır. Kazandıkları paralar ile; lüks bir hayat içerisinde; yaşamaktır. Topluma sundukları ürünlerin; topluma ne verip, vermediği, umurlarında değildir. Toplumun tüm değer yargılarını; yıpratmak, hedef almak, yok saymak; birinci görevleridir. Bazen, yukarıda verdiğim örnekte olduğu gibi; Toplumun nerede ise; tamamına yakınını, karşılarına alacak, açıklamalarda bulunurlar. Akıllı olduklarından değil, ne yaptıklarını bilmediklerinden bu duruma düşmektedirler. Gelen tepkiler üzerine; çark etmeyi, ben öyle dememiştim, demeyi.., yalandan da olsa özür dilemeyi, adet haline getirmişlerdir. Kısacası; hiç, bir şeyde samimi değillerdir. Yaşadıkları bireysel hayatları, çalkantılarla doludur. Toplumun gündeminde kalmak için; Aile içi ilişkilerini deşifre etmekten, yalan, dolan olaylardan, fayda ummaktan zevk alırlar.
Onlar hakkında söylenecek çok şey var. Ancak, ben bu kadarla yetineceğim. Çünkü, dolaylı da olsa; onların reklamını yapmak istemiyorum. Halkımın, saf ve temiz insanlarının; özellikle genç neslimizin; onları rol model, olarak almalarını, kabullenemiyorum. Yaşantılarında; ahlaki değerlere önem vermeyen, tüm değer yargılarımızı dışlamış ve karşısına almış olan bu insanları; gönül istiyor ki; toplumun tüm katmanları da; dışlasın. Onları yok saysın. Onlara bir takım sıfatlar vererek; genç nesle örnek göstermesin.
Olağan üstü olayların olduğu şu günlerde; bu kadar sorumsuz bir açıklamayı, kim yapar? Siyasilerin bile; kelimeleri seçerken, dikkatli davranmaya çalıştığı bu şartlarda; Ancak, aklı yerinde olmayan, ne dediğini bilmeyen, zırvalamayı, bir maharet zanneden insanlar, yapabilir. Bu tür açıklamalar, var olan sıkıntıyı daha da çoğaltır. Adamlar, bunun bile, farkında değiller.
Beklentimiz, özellikle genç neslimizin; bu tür olayları iyi takip edip; kendilerinin değer yargılarını hedef alan, açıklamalar yapan, bu adamlara; gereken tepkiyi vermeleridir. İsimlerinin önünde; hangi vasıf, sıfat ne olursa olsun; onların özlerinde; Bu Vatana ve Yüce MİLLETE karşı; bir kin, en azından online casino bir alaylı bakış taşıdıklarından, haberdar olmalarıdır.
Bu olaylar gerçekleştiği zaman; derinden bir acı yüreğimi kaplamaktadır. GENÇLİĞİM EYVAH, diye slogan haline getirdiğim, sıkıntımızın ne kadar büyük olduğu ortaya çıkmaktadır. Senelerden beri; dilimizin döndüğü kadar, kalemimizin yettiği kadar, nefesimizin gücü kadar, her yerde, her alanda hep gündeme getirdik. Gençliğimiz eriyor, biz ise; sadece seyrediyoruz. Son gelişmeler üzerine; Devletin zirvesinden de; gençliğimizi; farkında olmadan ihmal ettik, onlarla yeteri kadar ilgilenemedik, açıklamalarının gelmesi, benim tespit ettiğim, bu gerçeğin anlaşılması adına; sevindirici bir durumdur.
Geçen hafta içerisinde; SAYIN Hayrettin KARAMAN hoca efendi; bir makalesinde; aynı konuyu gündeme taşıdı. Bu alanda kafa yoran tüm insanlar, benimle aynı fikirdedir. Benim, yaptığımız tüm toplantılarda, arkadaş sohbetlerinde, makalelerimiz de, altını ısrarla çizdiğim; GENÇLİĞİM EYVAH, çığlığı umarım, tüm yetkililer tarafından yeteri kadar, duyulur. Gerekli önlemler ve tedbirler alınır.
Yoksa; gençliğimizin, örnek olarak kimleri aldığı, ortadadır. Bu örnek alınan şahıslar; gençliğimizi doğru yola iletmediği gibi, yanlış örnek olmaktadırlar. Üstelik, bu adamların; saçma, sapan hayatları; adına magazin denilecek, kontrolsüz yayınlarda; alabildiğine reklam, edilmektedir. Bu konuda Devletin, denetleme mekanizmasını oluşturan yetkili kurumu; göreve davet ediyoruz. Bu tür yayınlarda ahlak kavramının sınırı nedir? Reklam diye; Bayan vücudunun gösterilmesi ne kadar doğrudur? Sınırsız, Aile içerisine yönelik; aldatma, nikahsız ilişki kurmak, Aile geleceğine zarar veren bir durum değil midir? Bu tür ilişkilerin dolaylı olarak, reklamı yapılmaktadır. Ondan sonra; evden kaçmalar, şöhret olma uğruna mahvolan hayatlar, ahlaksız ilişkileri reklam etmeler, bunlara bağlı olarak; durmadan tırmanan Aile içi, şiddet; öldürme, yaralama, ayrılık, boşta kalan çocuklar, yıkılan aileler…
Evet, bunların hepsi en kısa zamanda tedbir alınması gereken konulardır. Sonra kılavuz olarak, yukarıda sıraladığımız adamlar alınırsa; sonuç, kaçınılmazdır…

Share
308 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2