logo

ŞEHİRLERLE EVLİLİK- YA BOŞANMAK


Dilek EJDER
gothereblackeagles4536@hotmail.com

 10606354_1607764609437303_3380071360700004919_n

ŞEHİRLERLE EVLİLİK YA BOŞANMAK

İnsanı yoran geçen zaman değil de, yaşadığı şehirlermiş gibi, bırakıp gidesi ve terk edesi gelir insanın;

Zira tükenişlerin resmi şehirlerin suretinde kazılı ve yürüdüğü kaldırım taşlarında…
Ondandır ki baktıkça hatırlarsın, hatırladıkça yorulursun, yoruldukça tükenirsin, acırsın ve öyle bir gün gelir dayanır ki sabrının kapısına, çekip gitmek istersin.
Gittin, bitti mi?
Yo yo, yeni bir hayat, yeni bir çevre, yeni bir şehir, yeni bir sayfa ve o sayfaya yazılacak olan kendi yeni romanını yaşamaya başlarsın artık.  
Sayfa bir, yeni baştan ve sil baştan!
Esasında aynı şeyler bunlar;
Bir filmin başa alınıp, başka yerlerde izlenmesi gibi… Hepsi bu.
İnsanlarla şehirlerin ilişkileri evlilik ilişkileri gibidir;
Her şeyi içinizde yaşarsınız, kimse duymaz; dört duvar arasında olup biten evliliklerin duyulmadığı gibi.
Bazen mevsim İlkbahar olunca şöyle bir hareketlilik kazanır, bazen Yaz olur yorar, Sonbahar olur dökülmeye başlar yapraklarınız, Kış olur zemheri ayazı vurur çenenizi;
Dişleriniz birbirini vurur, biter her şey ve bitirirsiniz sizde her şeyi.
Şehirlerle boşanmanın tek kanunu var;
Buda olduğunuz yerden hemen uzaklaşmak, göç kamyonunuzun yönünü başka bir şehre yöneltmek.
Bu kadar basit!
Boşanırsınız aslında ama kimse bilmez ki bir Ademoğluyla bir şehrin boşandığını.
Kimse bilmez ki bir Ademoğlunun gözyaşlarıyla o şehrin yıkandığını…
Kimse bilmez ki onlardan ne çileler doğmuşluğunu, ne yorulmuşluklarla büyütülmüşlüğünü…
Kimse bilmez ki onların kulağında ne çığlıklar duyulmuşluğunu ve dış aleme ne derin “Sus” olunuşluğunu.
İşte böyle…
Şehirlerle boşanmanın ne hakimi var, ne savcısı, ne davalısı, ne davacısı;
Bura da herkes müşteki.
Sen şehri yormuşsundur, oda seni.
Sen ondan çekip gitmek istemişsindir, oda seni itmek istemiştir. 
Hepsi bu!
Sen gidersinde o arkandan su döker sanma.
 Sen arkana bakmadan gitmek istersin de, oda arkandan bakmayacak kadar tabelasını kapatır yüzüne…
Kapısını kapatır gibi;
Çarpar yüzüne kendini. Ha best online casino işte öyle!
Oysa evliklerde boşanmalara ne kadarda üzülür Ademoğlu;
Hep aynı nakaratlar başlar;
Biri derki “Yazık oldu bunca yıldan sonra!”
Beriki der ki; “Hiçte sesleri yoktu, iyi gibilerdi-ama!”
Öteki der ki; “Çoluk çocuk- olmadı şimdi!”
Kadın der ki; “Sus”lar benim içimde çığlıktı!”
Adam der ki; “Çığlıklarım dışımda “Sus” tu!”
Kadın der ki; “Çe-ke-mi-yo-ruuum!”
Adam der ki “Gemiyi yürütecek küreklerim koptu; gö-tü-re-mi-yo-ruuum”
Çocuklar bir yandan, çevre bir yandan, aileler bir yandan, hakimi, evrakı, kararı, çartı curtu bir yandan hepsi bir olur;
Kopan yayı birleştirmeye çalışırlar…
Ama nafile, biten bitmiştir, kopan yay kopmuştur yerinden bir kere.
Kimseler anlamaz halden, herkes havadan civadan konuşur…
Bir tek avukatlar anlar halden, oda alacağı paranın halinden…
Ha birde en başta üzülenlerin yanında seni kınayarak kendini yüceltme gayretine düşen tipler olur hep;
Vardır böyleleri…
Başlarlar o hep alışılagelmiş filmi oynamaya;
Hepside melek olur, evlilikleri ise toz pembe… Roller hep aynıdır.
Nasılda anlatırlar, anlattıklarından;
“Meğer örnek evliliği de bilirmişler de…” dersiniz içinizden
Erkekler erkeği, kadınlar kadını kınar;
 “Aha bizde evliyiz, biz çekmedik mi vs sıralar dururlar…
Kafalar kazan olur, diller kepçe, neyse ne!
Hele bir boşanma olsunda, mendiller havada nasıl da uçuşur- hayalleri kurulur…
Boşanma olur ama hayalini kurduğunuz gibi oynayamazsınız, o an en ufak sevinemezsiniz de.
Çünkü hiç kimse boşanmak için evlenmemiştir… Neyse!
Önce, yok olan yıllarınıza şöyle bir bakıp ağlarsınız.
O ise çıkartır cebinden eski resminizi verir size. Yüzsüzce!
Siz ona o resmi verdiğinizde o resimde canlıydı sizde;  
Şimdi ise o resminizde eskimiştir, sizde;
Koca bir yaşantının mevsimi sonbahardır zira.
Resminiz sararıp solmuş cüzdanının yılları arasında, siz ise onun hayatında…
Yani ikinizi de soldurmuştur… Büyük başarı…
Yo yo bu duyduğunuz alkış sesleri değil, protesto.
O solgun resimden bir farkınız yoktur sizin aslında;  
De, bunu o an anlarsınız.
Belki canlısınız, belki taze ama ruhunuz yorgun, ruhunuz bitkin, ruhunuz öylesine eski ki;
 Ne sizin ruh haliniz o resminizin yeni hali gibi olabilir artık, nede o resminiz sizin gibi.
Ama;
Şehirlerle boşandınız mı kimsenin gıkı çıkmaz, kamyon kapıya dayanırda;
“Elveda” kornasına bile kimse çıkmaz; “Hoşça kal” kornasına da…
Şimdi bende yaşadığım şehirden boşanmak istiyorum, oda benden…
Biz nicedir konuşuyoruz kendi aramızda;
Kararımızda verdik bu arada…
Bazen konuştuk, bazen didiştik.
“Ben senden çekip gideceğim” diyorum. Oda;
“Çokta tın, gidersen git!
Ha giderken şehrin giriş kapısına bak bi, o kapı hep açık, hepte açık kalacak.
Şunu bil ki, senin bir başka şehre gittiğin gibi, bir başka şehirlerden de bana gelecekler var.
Hepte olacak;
Bu devran böyle devir daim olur, bu çarkta böyle döner ca-nım…”
“Yeter artık” der gidersin ammaaa gider yeteriii, gelir beteriii!
Ey hayatın resmini yazıya kaleme döken ruhum;
Biliyorum sende yorgunsun bende;
El ele verip çekip gitmenin zamanı geldi mi ne?
Ne zaman yaşadığım şehirlerden sıkılsam, bilirim ki o şehir yormuştur beni, bende onu;
O vakit başka diyarlara gitmenin zamanı geldi mi ne?
İstikamet İstanbul.
Az daha sabret can, az daha;
Sonra ceketimizi sırtımıza vurup gideceğiz bizi yoran ve bizim yorduğumuz bu şehirden.
İster arkamızdan su dökülsün, ister aynaya.
İster bir ekmeğin yarısı saklanıversin ardımızdan, belki bir gün döneriz diye.
Ama gideceğiz;
Çünkü bir başka şehir, yeteriyle beteriyle, yazılmak üzere bizi bekliyor, ey kalemoşum benim.
Ben başka kalemdaşlar gibi çantamı sırtıma vurup diyar diyar gezmedim…
Ben göç kamyonumu sırtıma vurup diyar diyar gezenlerdenim…
 Ondandır ki yüküm hep ağır oldu benim ve senin.
O nedenle seni harbiden çok seviyorum kalemoşum benim…
 Sevgilerimle.
Dilek EJDER

Share
380 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2