logo

SEÇİM ÖNCESİ SONRASI KRİZ SENARYOLARI


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com

SEÇİM ÖNCESİ SONRASI KRİZ SENARYOLARI
Bir Ülke için, en önemli şey; her alanda istikrarlı olmaktır. Bu devamlılığa, sağlıklı ortama delildir. Vatandaş açısından; güven ve geleceğe umutla bakış demektir. Geleceğe endişe olmadan bakmak; Ülke hayallerinin, gerçekleşeceğine delildir. İnsan, bu ümidi her zaman taşımak, ister.
Seçim açısından, yaşanan son olaylardan sonra; Ekonomik açıdan da kriz senaryoları üretilmiştir. Hükumet kurulamaması; bir anlamda birilerinin, iştahını kabartmıştır. Şuna kesinlikle inandım. Bu Ülke; her açıdan sorunlarla boğuşursa, her alanda sıkıntıya girerse; birileri düğünlere gitmiş gibi zil takıp oynayacaklar. Bu zil takıp oynayacak guruplar ise; olaylara ve durumlara göre değişmektedir. Her zaman aynı kitle olarak ortaya çıkmıyorlar. Ancak, ortak noktaları zil takıp oynamaktır. Olayın böyle olması için dua ediyorlar. Büyük bir heyecanla olayın böyle gerçekleşmesi için; sanki adaklar adıyorlar.
Son yıllarda, Türkiye ekonomik açıdan bir çok badire atlattı. Bu badirelerden bazen, çok da; zarar görmeden kurtuldu. Bazen ekonomik olarak çok başarılar da elde etti. Hatta, Dünyadaki bir çok ekonomi kuruluşu tarafından takdir de edildi. Başarılarının örnek alınması yolunda tavsiyelerde de bulunuldu. Ama bütün bunlar, Türkiye de bazı kesimleri hiç memnun edemedi. Çıktıkları her ekonomi programlarında; senelerdir; Hükumeti ve politikalarını yerden, yere vurdular. En doğruyu, en iyiyi onlar biliyorlar. Hatta öyle bir değerlendirme yapışları var ki; hayret edersiniz. Hükumetten ve ekonomi patronlarından; sanki, bir çocuktan bahsediyor gibi bahsetmektedirler. Karşısındakiler, rakamlarla bazı gerçekleri söyledikleri zaman; hayret ve alaycı bir tavırla haaa…, öyle mi? Diyecek kadar aşağılamalar… olduğuna şahit olduk.
Dünyada onlar kadar, kimse bu işi bilmez. Tabiri caizse burunlarından kıl aldırmazlar. İşte, bu eleştirileri acımasızca yapan; siyasilerin; çözüm önerilerini de, ortaya koymamaları, dikkat çeken bir durumdur. Eleştiride bulunan, Üniversitelerin hocalarının; Dünya sıralamalarındaki yerine bakarsınız; hayrete düşersiniz…! Çalıştıkları Üniversiteler de aynı kaderi paylaşmaktadır. O casino online kadar iddialı laf eden beylerin çalıştıkları Üniversiteler, Dünyada sıralaması yapılan; listelerde olmaz bile….
Avuçlarını ovuşturarak, Ülkenin her alanda batması için; sanki dua ederler ve beklerler. Seçim sonrası; kaos beklentileri, en yüksek seviyeye çıktı. Döviz yükseldiği zaman; gözlerinin içi gülerek; yorumlar yaptılar. Sanki, bu olumsuzluklar, sadece Ülkemizdeki ekonomik olaylardan kaynaklanıyormuş, gibi açıklamalarda bulundular. Başka zaman, ekonomik olayların Dünyadaki gelişmelerle direkt ilgisi var, siz “”Dünyadan, bu konuda ayrı olamazsınız “” diyen insanlar, o sözlerini unutarak, dövizin yükselişini, borsanın düşmesini; tamamen Ülkemizdeki seçim sonrası olaylara, bağladılar. Ülkelerini bu kadar çok seven bu adamlar; Bu sıkıntıların giderilmesi için; alternatif fikirler üretip, çözüm onlara göre, nasıl olmalıdır? onları anlatmaları gerekirken; Sadece, tek iş yaptılar. Sevindiler, eleştirdiler, keyif yaptılar…
Bütün bu olanlara rağmen; O ekonomi hocaları biliyorlar ki; Dünya üzerindeki sermaye ve para çevreleri, çeşitli devletler üzerinden, ya da borsalar üzerinden spekülatif hareketler yapıyorlar. Beraber hareket ediyorlar. Yani hep birlikte bir borsadan çekiliyorlar, Yahut aynı borsaya giriyorlar. Onların o borsadan çekilmeleri dolayısıyla, tedirginlik yaşatıyor. Gerçek değerleri düşmese bile; geçici bir düşüş ve keskin inmeler meydana geliyor. Eğer Dünya üzerindeki güçlü sermaye sahipleri, çekildikleri borsada ümit görüyorlarsa; borsada fiyatların iyice düşmesini bekleyerek, o borsaya tekrar dönerek daha ucuz bir şekilde hisse senetlerini satın alıyorlar ve daha fazla kazanıyorlar. Böyle hareketleri paralarına güvenerek; Dünyanın her yerinde yapıyorlar. Bu tür hareketleri bazen birilerini kullanarak da yapıyorlar. Sonrasında kendileri ortaya çıkarak, asıl yapmak istedikleri işi gerçekleştiriyorlar. Eğer, devletler güçlü ise; ondan az etkileniyor. Eğer yeteri kadar güçlü değilse; çok etkileniyorlar veya iflas ediyorlar. Bundan yıllar önce, Japonya ve güney Asya ülkeleri böyle bir hareket karşısında çok zor duruma düştüler. Hatta Japonyalı bir bakan intihar etti. Hocalar, bütün bu olup, bitenleri bildikleri halde; acımasızca; tenkite, yıpratmaya, eleştiriye, devam ettiler. Amaçları ne idi acaba?
Bu anlattıklarımdan hareketle; ekonominiz çok güçlü değilse, ana kaynaklarınız zayıfsa, yer altı ve yer üstü kaynaklarınız yetersizse; kendi Toprağınızı işleyerek kendinizi beslemeyi beceremiyorsanız; o zaman bu krizlerden daha çok etkilenirsiniz. Bu Hükumet, kuramama aşamasında; gelişen zaman içerisinde; bizi derinden sarsan, bir kaos ve kriz ortamı oluşmadığına göre; ekonomi de; dayanaklı çıktı, demektir.
Bu tür senaryolardan en az zararla çıkmak için; kendi kendinize yetecek gelire, yiyeceğe, yer altı zenginliğe ve her şeyden önemlisi; bu gelişmiş çağda enerji açısından kimseye muhtaç olmamak lazımdır. Modern hayatın vazgeçilmezi olan enerjiye ödediğimiz para bütçemizin neredeyse yarısıdır. O halde; çok çalışmak, az sarf etmek, tasarruf etmek, tüketirken dikkat etmek, gelecekteki krizlerden daha az etkilenmemize sebep olacaktır. Hesap çok basit çok çalışmak, ihtiyaca binaen tüketmek, israftan kaçınmak ve bu bilinci gelecek nesillere de aktarmaktır. Bütün bunlar ortada iken, Bu Ülkede enerji adına yapılacak, atılımların önünü ısrarla kesmek isteyenleri, anlamıyorum. Yoksa başkalarına mı hizmet ediyorlar, diyeceğim, geliyor.
Kısacası; bu ara dönemde, çok büyük ekonomik kaos ve kriz beklentisinde olanlar, yanıldılar. Beklentileri tutmadı. Umarım, seçim sonrası; bu tür senaryoların oynanacağı, bir durum ortaya çıkmaz. İstikrarın ve güvenin devamı için; güçlü bir iktidar tablosu ile; karşılaşırız. Yoksa; yoksasını, düşünmek bile istemiyorum. Bu ülkede defalarca, ekonomik kriz yaşamış birisi olarak; nelere mal olduğunu, çok iyi biliyorum. En çok; iç ve dış düşmanlarımızın, kriz ortamlarında; nasıl sevineceklerini, keyifleneceklerini de, tahmin edebiliyorum. Hadi Ülkemin saf ve temiz insanı; bu badireyi de; yara almadan atlatalım. Bu yük, sizin omuzunuzdadır. Ha gayret.., biraz daha gayret…

Share
310 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2