logo

reklam

SAVAŞ MI? BARIŞ MI?


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com

SAVAŞ MI? BARIŞ MI?
Bu başlığı okuyan arkadaşların; kafasının karışacağını, tahmin ediyorum. Öncelikle; insanoğlunun en büyük isteği; barış ve sükunet içerisinde, hayatını devam ettirmektir. Bunda, şüphe yoktur. Asırlardan beri; İlahi mesajların da; amacı budur. Barış, rahat, huzur ve sükunet içerisinde, bir hayatın devam ettirilmesi. Dünya kurulalı beri; yasalar hazırlanmış, yasalar geliştirilmiş, Daha iyi bir yönetimin, nasıl olacağına dair; fikirler üretilmiş, kafalar yorulmuştur. Teoriler ortaya atılmıştır. Kimi zamanlarda; istenen ve arzulanan bu ortam; hayata geçirilmiştir. Nedense; hayal edilen, üzerine kitaplar dolusu; övgüler yağdırılan, şarkılar söylenen, türküler bestelenen; barış ortamını, temin etmek zor, gibi gözükmektedir. Dünyanın çeşitli yerlerinde; alabildiğine, savaş devam etmektedir.
Barış ortamının temin edilememesinin; en büyük nedeni, yine bizzat insanın kendisidir. İnsan; her şeyin kendi, fikrine uygun, kendi hayat felsefesini benimseyen bir ortamda; barışın geleceğine inanmaktadır. Kendisi gibi düşünmeyen, farklılıklar taşıyan insanlara, yaşama hakkı tanımaz. Kısacası; kafasındaki barış ortamının; çizgilerini, kendisi belirlemektedir. Hal böyle olunca; Dünya’da milyarlarca insanın var olduğunu düşünürsek; işimizin ne kadar zor olduğunu görebiliriz. İşte tam burada; aynı fikirde, aynı düşüncede olan; aynı hayat tarzına ve felsefesine inanan insanlar; kendi kurguladıkları barış ortamını temin etmek için; kendileri gibi düşünmeyen; diğer insan guruplarına; fikirlerini ve düşüncelerini öncelikle kabul ettirme girişiminde bulunmaktadırlar. Onlara göre; barış ortamı, öyle kurulabilir. Eğer, karşı taraf o, düşünceleri ve fikirleri kabul ederse; görünüşte, sorun çıkmamaktadır. Ancak, karşı taraf; eğer fikir ve düşüncelerini kabul etmez ise; o zaman, karşı tarafa; fikir ve düşüncelerini zorla kabul ettirme, mücadelesi başlar. Bu mücadele; en küçüğünden, en organize şekline kadar; adına savaş, denilen mücadele yöntemidir.
Dünya’ da gücün ortaya çıkmasının, temel nedeni; barış isteme arzusu gibi, gözükse de; aslında insanın içerisinde olan; savaş taraftarı yanının, öne çıkmasıdır. Bunu hayata geçirmek için; kargaşa ortamının olmasını istemektedir. Böyle bir garip durum mevcuttur. En büyük barış taraftarı olduğunu iddia eden, elinde güç bulunduranlar; bu gücü barış ortamını temin etmekten yana değil de; savaş ortamını temin etmekten yana, kullanırlar. Üstelik bunu yaparken de; barış getiriyoruz, barış istiyoruz, nutuklarını atarlar. Kısacası; bir barış ortamını, ancak güç ve silah ile; gerçekleştirebiliriz, diyorlar. Böylece; güce ve silaha olan inançları, gittikçe artmaktadır.
Olaya, Uluslararası boyuttan baktığımız zaman; bunu daha açık ve net olarak görebiliyoruz. Dünya üzerinde güce sahip olan devletler; çeşitli nedenlerle, herhangi bir ülkeye saldırı düzenleyecekleri zaman; oraya barış götürmek, istediklerinden bahsederler. Bir de; işin öte yanı vardır. Savaş deyince; sadece silahla yapılan savaşı anlamamak lazımdır. Ülkeler arası ilişkilerde; savaşın her türlüsü, bir anlamda; devam etmektedir. Soğuk savaştan tutun; ekonomik, psikolojik savaşa kadar. Ne zaman ki; sıcak savaş dışındaki; savaşın değişik metotları başarılı olamaz ise; o, zaman aleni olarak çeşitli bahanelerle, sıcak savaşı tercih ederler. Bu bahanelerin başında; savaş ilen ettikleri topraklara; barış götürmeyi, amaçladıklarını söylerler. Böylece sıcak savaş ortamına girerler.
Gücü ve silahı elinde bulunduranlar; psikolojik, algı savaşı yapmaktan da geri durmazlar. Kendi ülkelerinde bile; sözde savaşa karşı olduklarını belirten sivil toplum örgütleri kurarlar. Zaman, zaman o örgütlerin protesto gösterileri yapmalarına müsaade ederler. Hatta destek verirler. Bunların hepsi göstermeliktir. Tüm Dünyada bu düşüncede olduğunu iddia eden; örgütleri, basını desteklerler. O örgütlerin ve basının görünmeyen yüzünde; Gücü olan devletlerin, güdümünde olmak vardır. Dolaylı olarak; gücü yönetenler; onları da, uzaktan kumanda ile, yönlendirirler. Kendi ülkelerinde; kendilerine karşıymış gibi, gözüken; o, sivil toplum örgütlerinin yapmış olduğu gösterilerin, içerisinde taşıdığı anlam ve amacı, o toplumda hiç bir zaman gerçekleştiremediklerini görürsünüz. Amma, onlar yine de; gösterilerine devam ederler.
Hal böyle olunca, amaç belli olunca; elinde gücü ve silahı bulunduran devletlerin; sivil toplum örgütlerinin, barış taraftarı gösteriler yapması, ne kadar gerçekcidir? Bunların samimi olduğuna inanıp; Dünyanın değişik yerlerinde bulunan; gelişmekte olan veya geri kalmış ülkelerdeki; sivil toplum örgütlerinin, barış taraftarı eylem ve gösteriler yapması, ne kadar ilginç? Hangi oyunun, neresinde, neyin parçası olduklarını anlayana kadar, devran dönecektir.
Dünyadaki, en büyük savaşların bile; barış, sözü telaffuz edildikten sonra çıkması da; ayrı bir gerçektir. Dünya üzerinde gücü elinde bulunduranlar her anlamda; sömürdükleri, esir aldıkları, kontrol ettikleri; gurup ve devletleri, kendi yararları için kullanırlar. Onlar için; önemli olan kendi menfaatlerinin devam etmesidir. Son günlerde; Ülkemizin güneyinde olan olaylarda; bizim yanımızda olduğunu iddia eden; ABD, kendi senatosunda pyd, güçlerini desteklediklerini, eğittiklerini açıkça ifade etmektedirler. Bir taraftan daiş, desteklenip; öbür taraftan; daiş ile mücadele ettiğine inandıkları güçleri desteklemek, neyin ifadesidir? Bu anlayış; sadece gücü ve silahı elinde bulunduranların, anlayışıdır. Sömürge güçleri; bugün, sıcak savaş olan her tarafta, boy göstermektedirler. Sorduğunuzda; bunu barış için; yaptıklarını söyleyeceklerdir.
Gerçek barış; Kendi DEVLETİNİN, güçlü olmasından geçer. Eğer; karşı taraflar senin caydırıcılığına, gücüne inanıyorlarsa; barış ortamı sağlanır. Yoksa; senin öyle bir gücün olmadığı takdirde; onların oyuncağı olursun. Afrika’da doksanlı yıllarda; yerli kabileler, birbirlerini öldürürken, batılı devletler; her iki tarafa da; barış adına yardım edip, birbirlerini parçalamalarını keyifle seyrettiler.
Barış, kelimesinin anlamı, senin gücünle orantılıdır. Eğer gücün var ise; o kelime bir anlam taşır. Bunun için de; çok çalışmak gerekir.., çok çalışmak… O çalışmalar sayesinde; senin söylediğin; barış, kelimesinin anlamı olur. Yoksa; barış kelimesinin yerini; savaş kelimesinin doldurması, kaçınılmazdır…
Artık, Dünya’ da hakim güçler barış, kelimesinden bahsettikleri zaman; irkiliyoruz. Yine nerede, sıcak savaş çıkaracaklar.., diye…

Share
528 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bugünün işini, yarına bırakma!

    23 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bugünün işini, yarına bırakma! Buhara’da yetişen Evliyadan Seyyid Emir Burhan hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün bir gence; - Ey kıymetli oğlum! Bugün, her istediğini kolayca yapabilecek bir haldesin. Gençliğin, sıhhatin, gücün, kuvvetin, malın ve rahatlığın bir arada bulunduğu bir zamandasın, buyurdu. Sonsuz saadete kavuşturacak sebeplere yapışmayı, yarar işleri yapmayı yarına bırakma, hemen yap. Delikanlı sordu. - Ne yapmamı tavsiye edersiniz efendim? - İnsan ömrünün en iyi zamanı olan bu gençlik gün...
  • DURDURAMADINIZ BÜYÜK TÜRKİYE YÜRÜYÜŞÜNÜ!

    22 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    BÜTÜN DÜMENLRİNİZİ BİLİYORUZ. Bu ülke 35 yıldır sadece terörle mücadele etmiyor, bu ülke 35 yıldır terörün bataklığında üreyen işte bu kirli zihniyetle de mücadele ediyor. Terörü bir geçim kapısı haline getirmiş, yoksul çocukların ölümünü kendisine bir rant haline getirmiş kan baronlarıyla da bu ülke mücadele ediyor. İnanın, bunlar için en iyi Kürt ölü Kürt’tür, bunlar için en iyi Alevi ölü Alevidir. Vatanına ihanet eden, ama mütedeyyin maskesi takan örgütlerin dizinin dibine çökerler, ama gerçek mütedeyyinden korkar, onu yok etmek için her şe...
  • Ahlak ilmi çok mühimdir

    22 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ahlak ilmi çok mühimdir Edirne’de medfun bulunan büyük Velilerden Şücaeddin-i Karamani hazretleri ”rahmetullahi aleyh“, bir gün sohbetinde; - Ahlak ilmi, kalb ve ruh temizliği bilgisi demektir, buyurdu. Tıp ilminin, beden sağlığı bilgisi olmasına benzer. Çünkü fena huylar, kalbin ve ruhun hastalıkları, zararlı işler de bu hastalıkların alametleridir. Şöyle devam etti: - Ahlak ilmi, çok şerefli, pek kıymetli, en lüzumlu bir ilimdir. - Neden efendim? dediler. - Çünkü, kalbin ve ruhun kötülükleri bu ilimle tem...
  • Kötü arkadaşlardan ayrıl!

    17 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kötü arkadaşlardan ayrıl! Şırnak civarında yetişen Velilerden Şeyh İbrahim Hakkı hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün fena arkadaşlara aldanan sevdiği bir genci görüp, şefkatli bir sesle; - Görüyorum ki, “Allah adamları” ile görüşmekten sıkılıyor, zenginlerle, dünyaya düşkün olanlarla bulunmak istiyorsun, buyurdu. Delikanlı mahcup bir eda ile önüne bakıyordu. Devam etti: - Aman oğlum! O kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, insanı sonsuz felakete götürür. Onların yağlı, tatlı yemekleri, zehir gibi gönlü öldür...
UA-36507442-2