logo

reklam

“ŞANLIURFA da TURİZM”


Mehmet Sıtkı ALOĞLU
memetaloglu123@hotmail.com

Son yıllarda büyük bir düşüş gösteren Şanlıurfa turizm sektörüne yeniden canlılık katabilmek için, dikkat ettiğimiz kadarıyla, kurumlar ve ilgili STK lar, harıl harıl çalıştaylar ve toplantılar düzenliyorlar.
Bu da muhakkak ki sektöre ivme katacak ve gerileyen çıtayı eski seviyesine getirme gayretleridir.
Uğraşan didinen ve katkı sağlayan herkese teşekkür ediyoruz.
Bir defa konuyu şöyle bir baştan ele almaya kalkarak, beş kademe üzerinde düzenlemeler gerekir,. Şimdi;
1- Alt yapı
2- Tanıtım
3-Desteleme
4-Yetişmiş eleman
5-Markalaşabilmek
6- Ortak bir Sektör konseyi.
Olarak 6 dalda konuyu inceleyebiliriz.
Alt yapı dediğimiz zaman, İlgili turizm platosunun coğrafi sınırlarını tesbit ederek, yol su kanalizasyon çevre düzenlemesi ve sosyal tesisler olarak projelendirilen gelen turistin rahat edebileceği, ulaşabileceği, kendini güvende hissedebileceği ve tarihi sanat değeri ile ilgili yazılı sözlü kaynakların yeterince saglanabilmesidir.
Örneğin tek elden basılacak, Tarihi eserin kimliği ve diğer verileri, kayıtlı uzman rehberlerin aynı bilgi ekseninde yabancılara sunum yapabilmeleri gibi.
Tanıtım deyince akla ilk gelen reklam oluyor tabiki, buda sıradan belgesel çekimlerden ziyade, sektörün katkı sağlayacak ürün ve yapıtları üzerinden proje geliştirip, medya yolu ile kabul görebilecek hususlar dahilinde, tanıtım atağına geçebilmek.
Mesela geçen gün izledim TV de, İsveç, baharın gelişi ile, ineklerin ahırdan çıkışlarını bir etkinlik olarak dünya medyasına servis ediyor ve size sıradan gelebilecek bir olayı, reklam olabilecek objelerle besleyip, dünya turizm yol haritasına çizimler yapabiliyor.
Halbuki, bizim elimizde o kadar güçlü objeler, konular ve ürünler var ki, daha dünya medyasına tanıtımını dahi yapamamişiz.
Destekleme konusu önemsenmeli, çünkü turizmin ana unsurları olan sivil ve kamusal dinlenme ve konaklama tesisleri büyük zararlar içinde, tarımsal destekler her ürüne verilirken doluluk oranı % 20 yi geçmeyen tesislere neden bir destek fonu uygulanıp soluklanmasina fırsat verilmez anlamış değilim.
Kalifiye ve yetişmiş eleman ve personel istihdamına özel sektör önem vermek zorunda, bölgede çalışan personelin, bilhassa Kürtçe Türkçe ve Arapça yi çok iyi bilmeli ve İngilizce hitabet ve sunum dilinide öğrenmek ve çalıştığı kurum tarafından İşkur destekli projelerle verilmesi gerekir. Adam yıldızlı otelde çalışıyor, daha saçını taramasını ve servis yapmasını bilmiyor, bırakın dili… Ne gezer.
Kılık kıyafet desen hak getire, güvenlik garaj ve lobi faaliyetleri sıradan ve kısır.
Markalaşma lafla olabilecek bir şey olsa, bizden çok laf üreten varmı?
Bizden çok yazan çizen varmi?
Bizden çok herşeyi bilen ve üstün zeka varmı?
Beyler sapkamizi önümüze koyup şöyle bir silkinelim, marka olabilmek için yukarıda saymaya çalıştığım ve daha sayacağım unsurların mutlaka yerine getirilmesi gerekir.
Ortak çalıştay ve oluşturulacak “turizm konseyi” işte bu minval üzerine ilkeleri belirlerse o zaman biz bu işi profesyonel ce yapabiliriz, diyebiliriz.
Bir defa bizim “inanç turuzmini”mutlaka öne çıkarmamız gerekir. İbrahim AS peygamber diyarında, Ramazan’a özel neden “Cuma turizmi” yapamıyoruz. Havayolu şirketleriyle anlaşıp, Türkiye’de bulunan hemseri dernekleri hemen hemen 40 civarında, kişi başı 50 lira uçak bileti yap, bak nasıl binlerce insan cuma günleri nasıl Şanlıurfa’ya dolusuyor.
Fırat havzalarında el değmemiş doğa ortamları var, işte size onlardan birisi “Takeron Vadisi”, neden olmasın beyler, uzak falan demeyin, bölgede turizm platosu oluşturmak gerek, 20-30 yıllık projeler geliştirip düzenleme yapmak gerek, Adamlar Karadeniz Kaçkar dağları vadilerine ahşaptan evler yapmislar, binlerce insan sırf oksijen soluklamak için gitmiyorum.
Turizm alanları mutlaka şehir içinde olacak diye bir kaide yok, sen düzenini kurup pazar açarsan müşteri gelir
“Arap atı kısrak güzeli” yarışmaları,”Şebbut balığı festivali”
“Kelaynak festivali”
“Halfeti meyve yemekleri hergun sunumları”
“Gobelitepe değil sema” “Halilurrrahman’da sabah”,
“Suporlari, yamaç paraşütü”, “Firat’ta yüzme”…..
Daha say sayabildigin kadar….
Benden bu kadar. Saygılarımla.
@UYGAD Güneydoğu ve Şanlıurfa temsilcisi M Sıtkı Aloğlu

Share
210 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yağ,sevgi yağışım, yağ!

    27 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Dəli    külək    əsir .  Yağmur    öz    həzin    nəğməsini    damla - damla ürəyimin    hər    döyüntüsünə   köçürür .  Narın    damlaların    altında düşüncələrim ,  sanki    cilalanır , ruhum   rahatlıq    tapır .  Rüzgarları , yağmurları , bir   də   dənizi   çox   sevirəm . Yağmurlu    yollarda    adlaya - adlaya   yenə   də    ürəyim   SƏNİNLƏ həmsöhbət    olub .  Yenə   qəlbimdəki    təmiz    sevginin    al   şəfəqlərinə boyanıb,  həsrətli    yollarda    azıb    qalan   gözlərim .  Yollar ,  bəlkə  də SƏNİ    gözləməkdən     yorul...
  • KATAR, ORTADOĞU’NUN SARI ÖKÜZÜ OLMADI

    26 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Eski zamanların birinde bir otlakta öküz sürüsü yaşarmış. Yaşarmış yaşamalarına ama civardaki aslanlar bir türlü rahat bırakmazlarmış onları. Hemen her gün saldırırlarmış bu sürüye. Öküz dediğin öyle yabana atılır bir hayvan değil ki, bir araya toplandılar mı kolayca defetmesini bilirlermiş o koca aslanları. Gün geçtikçe aslanları almış bir kaygı. “Herhalde bize bu otlağı terk etmek düşüyor” demiş aslanlardan birisi. “Evet” diye tasdik etmiş diğerleri. “Nereye gideriz” diye düşünürlerken “Bir dakika” diye bir ses duymuşlar gerilerden. Herkes...
  • TEKRAR DÖNME ŞANSIN YOK!

    26 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Sen… Ya karşılaştığın olaylar içinde, RASÛL’ün haber verdiği şekilde, kendi hakikatına yakışan bir biçimde, ilmin gereği olan davranışlar ortaya koyarak, hakikatına bir adım daha yaklaşacak; yakîninin meyvelerini derleyeceksin… Ya da… İlmi ve aklını bir yana koyup; şartlanmaların, ilkel değer yargıların, duyguların istikâmetinde davranışlar ortaya koyacak; sahiplik düşüncesi ve duygusuyla yaşamına yön verip, sonuçta pişmanlıkları oynayacaksın!. Boşa geçen, değerlendiremediğin zamanı, yapman gerekirken yapamadıklarını sonradan asla telâfi edem...
  • HZ.EBUBEKİR’İN VASİYETİ

    25 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Hazret-i Ebu Bekrin vasiyeti Hazret-i Büreyde’den, edilir ki rivayet: O Server, bir gazadan, zaferle etti avdet.Vakta ki Medine’ye, sağ salim döndüğünde, Bir siyahi cariye, gelip durdu önünde. Dedi: (Ya Resulallah, adamış idim ki ben, Eğer sen, bu gazadan döner isen salimen, Avdet eylediğinde, huzuruna geleyim. Eğer izin verirsen, tef çalıp söyliyeyim.) O Server, cariyenin bu arzusunu duydu, (Eğer adadıysan çal, yoksa çalma!) buyurdu. (Adamıştım) diyerek cariye o Servere, Başladı huzurunda, tef çalıp...
UA-36507442-2