logo

‘Şanlı’ Urfa ve Gaziantep İzlenimlerim


facebooktwittergoogle plus
Mehmet Zengin
Mehmetzengin16@hotmail.com

Hafta sonu, değerli dostum Ali Rıza Özkan ile Güneydoğu Anadolu Bölgemizin güzide şehirleri olan Gaziantep ve Urfa’daydık. Bu yazımda Peygamberler şehri, medeniyetlerin beşiği Şanlıurfa ile “Yaratıcı Şehirler Ağı’na” dahil edilmeye hak kazan Gaziantep izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Güzel ülkemizin büyük bir bölümünü gezmiş biri olarak Şanlıurfa ve Gaziantep’e bu kadar geç gelmiş olmaktan dolayı kendimi eleştirmekten geri duramadım.12798924_196226194071175_9159684856199446561_n

Gezmeyi seven, ülkemizin tarihine ve turizm açısından değer teşkil eden eserlere merakı olan dostumla birlikte bu ziyareti yapmak son derece keyifliydi!

Urfa ziyaretimiz, Urfa’nın yemek kültüründe önemli yer tutan ciğer kahvaltısı ile başladı. Burada özellikle sabah kahvaltılarında ve geceleri ciğer en çok tercih edilen yemek türüdür. Yolunuz Urfa’ya düşerse merkezde, çarşı içindeki ciğercilerde güne başlayın. Meşhur Urfa mutfağının leziz yemeklerini ve kebaplarını tatmadan geçmeyin derim.

Kahvaltının ardından İbrahim Peygamberin ateşe atıldığı Balıklı Gölü,  Hz. Eyüp Peygamberin hastalığını çektiği ve sabrıyla çatlattığı taşı, Hz. Yusuf’un atıldığına inanılan Harran’daki kuyu, Hz. Eyüp’ün ve Hz. İlyas peygamberlerin türbeleri, Şanlıurfa kalesi ve sular altında kalan tarihi Halfeti şehri ile buram buram tarih ve medeniyet kokan mekanları ziyaret ettik.

Jpeg

Şanlıurfa’da ‘Sıra Gecesi’ geleneği, bir arkadaş grubunun haftada bir olmak üzere bir araya geldikleri, sorunlarını konuştukları ve sorunlara çözüm aradıkları toplantılarken; süreç içerisinde yozlaştığı, anlamından uzaklaştığı, eğlence programına indirgendiği gerçeğini rağmen özellikle eğlenceye düşkün olanlara meşhur konuk evlerindeki sıra gecelerine katılmalarını tavsiye ederim. ‘Sıra geceleri’, Urfa gecelerinin vazgeçilmeleri arasında.

Urfa’ya gelip te çiğ köftesini tatmamak da olmaz. Hele de Urfa biberini. Şanlıurfa’nın tarihi hanların bulunduğu Haşimiye meydanında yorgunluk çayı içmek ayrı bir keyif veriyor insana.

Şanlıurfa’yı; okuduğumuz kitaplardan, izlediğimiz belgesellerden ve dost meclislerinden… Urfalıları ise, Mercekhaber Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü gazeteci dostum Mehmet Derviş Canbekli’nin şahsında ve yakın dostları vasıtasıyla tanıma fırsatım olmuştu. Geldim yerinde gördüm ve şaşırmadım. Çünkü Urfalıları Mehmet Canbekli’nin şahsında nasıl gördüysem öyle buldum. Çok misafirperver, çok cana yakın, çok sıcak, çok samimi ve eli açık insanlar”!

Bunca güzelliklerin yanında hızla gelişen ve büyüyen kentimizde az da olsa gözlemlediğim, duyduğum olumsuzluklardan da bahsetmeden geçemeyeceğim. Urfa, son yıllarda başta Suriyeli mülteciler olmak üzere Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden büyük göç aldı. Nüfusu bir buçuk milyonu aşarak iki milyona dayınmış durumda. Nüfusun kontrolsüz artışı bazı olumsuzlukları da beraberinde getirdi.

Jpeg

Peki neydi o olumsuzluklar?

-Dilencilik artmaktadır: Tarihi mekanlarda turistleri karşılayan çocukların ısrarlı bir şekilde ‘abi buranın tarihini anlatayım’, kabul etmediğiniz takdirde bu sefer ‘şarkı söyleyeyim’ diyerek şarkı söylemeye başlamaları rahatsızlık yaratıyor.

-Ahlaki erozyon yaşanmaktadır: Suriye’deki iç savaş sonrası ülkemize sığınan ve kontrolsüz bırakılan Suriyeli mültecilerin bir kısmı, diğer illerimizde olduğu gibi Urfa’mızda da suç işleme ve fuhuş gibi olaylara karışmakta. İnançlarına, gelenek ve göreneklerine sıkı sıkıya bağlı mütedeyyin Urfalılar bu durumdan oldukça rahatsızlar. İkili, üçlü sohbetlerimizde bu rahatsızlıklarını açıkça dile getirmişlerdir. Ahlaki erozyon tehlikesine dikkat çekiyorlar.

“Bu kadar kusur kadı kızında da bulunur”. Diyerek Urfa seyahatimizin son durağı olan Kent Müzesi’ne geçtik. Şanlıurfa Şehir Surları’nın üzerine inşa edilen ve surların önemli bir bölümünü oluşturan iki bin metrekare alana sahip müze, Anadolu mimarisine uygun inşa edilmiş. Peygamberlerin izi bulunan ve medeniyetler beşiği olarak bilinen Şanlıurfa’nın kültürü, Şanlıurfa Kent Müzesi’nde yaşatılıyor.FB_IMG_1456590646682

Bölgenin en önemli müzeleri arasında yer alan Şanlıurfa Kent Müzesi’nin kentte görülmesi gereken en önemli yerlerden biridir. Devasa müze, ziyaretçilerine unutulmaz bir tarihî yolculuğa çıkarıyor. Buram buram tarih kokan, insanı tarihin derinliklerine götüren Urfa Kent Müzesi gezilmeye değer. Ancak devasa müzede, yetkililer yerli ve yabancı turistlerden büyük ilgi gördüğünü ifade etseler de ziyaretimiz esnasında çok az sayıda ziyaretçiyi gözlemlediğimi ifade etmeliyim. Bu ilgisizliğin nedenini, milletçe okumaya ve araştırmaya önem vermediğimizin bir sonucu olarak görüyorum. Zengin medeniyet ve tarihi geçmişe sahip bir ulus olarak tarihimizden bir haber yaşıyor olmamız üzücü. Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi burada da buna şahit olmak şaşırtıcı olmadı elbette!

Peygamberler diyarı ‘şanlı’ Urfa’nın misafirperver, cana yakın, sıcak, samimi insanlarını ve güzel anılarımızı geride bırakarak Gaziantep’e doğru yola koyulduk.

Urfa’dan ayrılırken aracımıza yakıt almak için saptığımız benzin istasyonunda giderayak bir sürpriz ile daha karşılaştık. Depomuzu fullerken elinde iki çay bardağı ile yanımıza gelen genç, ’buyurun’ diyerek bize iki bardak çay uzattı. Böyle bir ortamda böyle bir ikrama alışık olmadığımız için çayları almakta kısa süreli bir tereddüt geçirdik. Bunu  fark eden genç ‘abi ikramımızdır buyurun’ diye seslenince bardakları tepsiden alıp afiyetle içtik. Batı’da pek olası olmayan bu ince ve misafirperver yaklaşımdan dolayı Urfa’nın güzel insanlarına olan hayranlığımız bir kat daha arttı!12804834_1242339229113653_6803722669364546053_n

Antep’e doğru yol alırken, Rıza dostumla Urfa’nın bizde bıraktığı izlenimi tartıştık. Batı’da kaybettiğimiz değerimizin birçoğunu burada görmekten son derece mutlu olmuştuk. Bu güzel değerleri yaşayan ve yaşatan Urfa’yı takdir ettik.

Ziyaretimizin ikinci gününü Gaziantep’te geçirdik. Antep’te Bakırcılar Çarşısı, Mozaik Müzesi, Kent Müzesi, Savaş Müzesi, Zincirli Bedesten, Cam Müzesi’ni ziyaret etmeden ve İmam Çağdaş‘ta da Antep’in yöresel yemek çeşitlerini ve İstanbul’da ‘lezzet’ anlamında yiyemeyeceğiniz baklavasını yemeden dönmeyin derim!

Zira Gaziantep, mutfağıyla birçok ödülün sahibi olan güzide ilimizdir. Geçtiğimiz günlerde Gastronomi dalında Birleşmiş Milletler eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) “Yaratıcı Şehirler Ağı’na” dahil edilmeye hak kazandığını hatırlatmaktan da geçemeyeceğim.

Özellikle Urfa ziyaretimiz esnasında bize Urfalının o cömertliğini, içten ve samimi yaklaşımını gösteren, Urfa’nın güzelliklerini yaşamamızda eşlik eden ve ilgilenen Ahmet Şipak Bey’e, gazeteci Erkan Ülgen’e (Bekir Ülgen), dost ve yakınlarını alakadar olmaları için devreye sokan Mercekhaber Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü gazeteci dostum Mehmet Derviş Canbekli’ye şükranlarımı sunuyorum.

MEHMET ZENGİN

02/03/2016

Share
1152 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

‘Şanlı’ Urfa ve Gaziantep İzlenimlerim” için 2 Yorum

  1. Cihan : diyor ki:

    Keyfli bir haftasonu geçirmişsiniz. Urfa görülmesi gereken güzel bir kentimizdir. Tespitleriniz genel anlamda doğru…

  2. Samet : diyor ki:

    Urfalılar vatanına, milletine ve inançlarına bağlı insanlardır…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2